27 Temmuz 2016 Çarşamba

Fransa Turu'nun Ardından




Fransa Turu 2016’yı bitirdik. Chris Froome rahatça genel klasman şampiyonu oldu. Peter Sagan Yeşil, Rafa Majka Puanlı ve Adam Yates de Beyaz Mayo’yu kazandılar. Takım klasmanını Movistar alırken jüri En Savaşkan Sporcu Ödülü’nü, tüm yarış istediği gibi eğlenip iki* de etap kazanan, Peter Sagan’a verdi. Chris Froome’un üçüncü Sarı Mayo’su onu Loison Bobet ve Greg Lemond ile aynı basamakları paylaşır hale getirdi. Team Sky da 5 senede dördüncü kez “Maillot Jaune”u Britanya’ya taşıdı. Fransızlar 30. seneyi de hüsranla bitirdiler ama kendilerini avutacak bir şey bulmayı yine de başardılar. Romain Bardet’nin son hafta etap kazanıp yarışı 2. bitirmesine pek sevindiler. 
https://twitter.com/vrdaam/status/757660687233581056


Bütün bunları herkes seyrettiğine göre akılda kalanları ve gözden kaçanları kısa kısa konuşup tartışmak isterim. Öncelikle, geçen seneye oranla, Avrupa’da TDF’ın izlenme oranlarında ciddi düşüş olduğunu söylemek gerek (https://twitter.com/vrdaam/status/757660687233581056). Bence en büyük nedeni Sarı Mayo mücadelesinin hiç kızışmaması oldu. Contador ilk hafta bitmeden yarıştan ayrıldıktan sonra Bagneres de Luchon’da mayoyu üstüne geçiren Chris Froome’a kimse ciddi bir tehdit oluşturamadı. Adam Yates ve Bauke Mollema ona çok yakın gibiydiler ama yine de Froomie’ye rakip olamayacaklarını görüyoruk. İkinci hafta siz ekran başında, biz de stüdyoda sıkıntıdan kendimizi keseyazdık. Team Sky, US Postal/Discovery’den de bildiğimiz taktikle yarışı hep kontrol altında tuttu. Onlar çekildiğinde de Movistar’dan bir hareket göremedik. Sadece Astana arada bir öne çalıştı ama nedeni anlaşılamadı(!) 

Sky’ın güçlü olacağını biliyordum ama daha çok diğer takımlara ve sporculara şaşırdım. Ya da hayal kırıklığına uğradım diyeyim. Özellikle de Movistar’a. Quintana’dan son haftayı bekleme dışında bir taktik göremedik. Mont Ventoux’nun eteklerindeki 75 mt’lik atak dışında kendisinden ne yaptı? Nada! Evet Nairo 26 yaşında, daha önünde uzun yıllar var. Ama madem öyle, bize gaz vermeseydiler “Seneye gelip Froome’a toz yutturacak!” diye. Büyük hayal kırıklığı.

Contador erkenden yarış dışı kaldığı için çok dikkat çekmedi ama Tinkoff’daki herkesin kafsına göre takılması da dikkatimden kaçmadı. Lideri geri düşerken ana grubu bırakmayan Kreuziger’in pozunu bulamadım ama bulsaydım çok anlamlı olacaktı :)))

Şahsen Pinot ve Bardet’nin en azından bu sene Froome’a rakip olamayacaklarını tahmin ediyordum (+4:05 fark rakip demek değildir) ama Contador da ilk haftada denklem dışına düşünce yapacak bir şey kalmadı. Bu yüzden, TDF2016’yı seyretmeyen Avrupalı seyirciyi pek de suçlamıyorum. Aynı hoşgörüyü Türk izleyiciye gösteremem, "Öyle bir doygunluk hissine ne zaman kapıldınız?" diye manalı sorular sorarım. 

Yanlış anlaşılmasın, üç paragraf yukarıda Discovery benzetmesi yaparak Froome/Sky kombosuna bok atmaya çalışmıyorum. İkisine de uyuz olduğum biliniyor, saklayacak bir şey yok. Yine de Froomie’nin Peyresourde inişi, rakiplerine ciddi fark attığı ilk TT ve Montpellier’deki cüretkar hamlelerini takdir etmekten kendimi alamıyorum (kazandığı 2. ITT’yi neden çok sallamıyorum peki?). Froome’un müthiş fedakarlığını, disiplinini, kendine yapılan eleştirilere karşı sürekli gelişmesini ve GK sporcuları içinde en iyisi olmak için yaptıklarına saygı duyuyorum. Bisikleti kırılınca zirveye doğru koşması bile kazanmak için her şeyi yapabileceğini gösteren bir tavırdı. Ama içinde dönüp duran o çok yakıcı rekabet duygusuyla bazen hırçın, bazen mıymıy bazen de gayri etik birine dönüşmesine kıl oluyorum. Yanında koşan seyirciyi yumruklamasını unutmayacağım. Mont Ventoux yokuşu öncesinde takımı kaza yapınca yalandan çiş molası verip pelotonu yavaşlatması da midemi bulandırdı. Üstelik rezil Britanya basının “Valla Stannard düşünce Movistar da öne gelip tempo yapacaktı az kalsın. Etik ve götük değerler bunu mu söylüyor, yazıklar olsun” minvalinde yorumlar yapmasına daha da sinirlendim. Mont Ventoux 2016 rezaletinde komiserlerin Froome’u kollayan kararı da çok içime sinmedi, onu da şurada yazmıştım. Başka “gayrı etik” şeyler de yapıyor mudur? Bilemem ama 2000’lerin başındaki naif Sarper değilim artık. Herşey olabilir. Fakat tüm bunlar, Froome ve Team Sky’ın her olasılığı hesaplayan, “marjinal kazanımlar”ın tamamını kullanan, 9 sporcusunu da tek bir amaç etrafında toplayarak onlardan en üst düzey performansı almayı başaran müthiş bir makina oluşunun ihtişamını kapatmıyor. Bu takım ve bu adam pelotonun en büyük bütçesini de kullanarak elbette yarışı domine edeceklerdi, ettiler de. Helal olsun. 



2106’nın en güzel görüntülerini Mark Cavendish verdi sanırım. 2014 ve 2015’i sessiz geçen Cav, kendisinden çok şey beklemediğimiz anda 4 etap birden kazanarak bence Tour’a damga vurdu. Rio 2016 yüzünden erken ayrılmasaydı daha da Paris’i de alırdı bence. Tabii Peter Sagan için ne söylesem az kalacak. Yıllarca yarış zekasıyla dalga geçtiğim adam Richmond’dan bu yana bir kaç kuvantum sıçraması yapmış durumda. Gerçekten bisiklet dünyasının yeni starı oldu. O kadar güçlü ki, taktiksel olarak soru işareti dolu hamleleri bile başarıya ulaşıyor. Mantıken Montpellier etabının sonunda kaçmaması gerekirdi. Çünkü sprinti beklese kazanma şansı yine vardı. O noktada yapacağı bir atağın başarılı olma olasılığı sprinti alma ihtimalinden düşüktü. Ama kuvvetinin düzeyine olan inancı o son hamleyi denemesine izin veriyor. Sonuçta etabı alınca da “dahice bir hamle” diyoruz başarısına. Beşinci senedir Yeşil Mayo’yu kazanıyor ve bu gidişle ondan bunu alabilecek kimse de yok. Ama Combativite ödülüne gerek yoktu bence. 





Tom Dumoulin ve diğer Hollandalılar. Dumoulin için harika bir yarış oldu. Neredeyse üç etap kazanacaktı sıpa, hem de biri dağlarda. GKcı olmak için uğraşmazsan çok sevinirim. Sen olduğun yerde güzelsin Tom. Ama tabii Hollanda hikayeleri hep hüzünlü bitiyor. Vuelta’da Dumoulin, Giro’da Kruijswijk ve Tour’da da Mollema (Tour’da 19. Etap’ta düşüp kolunu çatlatan Dumoulin’i bir kez daha ekleyebiliriz). Ne yapacağız biz bu Dutch Blues’u? Nasıl olacak da olacak ve ne zaman Hollandalı bir şampiyonumuz olacak? Evet Hollandalılar bu konuda Fransızlar kadar gergin değiller ama 36 yıl oldu artık. Kom op!! 



Adam Yates? Muhteşem. 24 yaşında ve podyumu son anda kaçırdı. Yokuşlarda favorilere takılmasından çok TT’lerde durumu nefis idare etmesi dikkatimi çekti. Orica-BE ona yokuş domestikleri açısından biraz daha yardım etmeli. Fakat takım seneye Chaves, Yates & Yates problemine nasıl yaklaşacak görmek ilginç olacak. Hele Chaves Vuelta’yı kazanırsa. 

Keza Jarlinson Pantano ve Julian Alaphilippe de bu yarışta hepimize isimlerini ezberlettiler. (Alaphilippe’i zaten biliyorduk ama ossun, laf öyle denk geldi). Pantano TdSuisse’in ardından bir etap da Fransa’da kazanırken Kolombiyalılar’ın sadece yokuş çıkmadıklarını, aynı zamanda sprint atıp yokuş da inebildiklerini gösterdi. Alaphilippe ise hırsı ve inatçılığıyla yarışta hep adından söz ettirdi. Göz önünde olanlardan biri de Thomas de Gendt’ti elbette. Mont Ventoux’daki zaferi dışında bence yarışın en “kombatif” adamıydı, Peter Sagan yerine ödül ona verilseydi sanırım daha şık ama gösterişsiz olurdu. 

Fabio Aru’nun GK’ı tehdit edecek bir hali olmamasına rağmen Astana yönetiminin takımı neredeyse inadına onun etrafında tutması, büyük turların en agresif takımlarından olan Kazaklar için tuhaf oldu. Aru’nun biraz daha palazlanmaya ihtiyacı var, Tour bir Giro değil, Vuelta ise hiç değil. 20. Etap’ta kaçışta çok kuvvetli bir Nibali varken ana grubu Astana’nın çekmesi gereksiz bir hamleydi. 

İlnur Zakarin’in ve Stephen Cummmings’in etap zaferlerini de analım ama yarıştan aklımda kalanlar bu kadar. Toparlamak gerekirse, geçen yıllara oranla daha sönük bir Fransa Turu geçirdiğimiz kesin. Bunun nedeni Froome ve Team Sky’ın seviyesine kimsenin çıkamıyor oluşu. ASO bu duruma bir sene daha tolerans gösterir bence ama 2017’deki genel klasman mücadelesi de bu seneki gibi geçerse olaya el koyar. Ne yapar bilmiyorum ama yarışın daha heyecanlı, çekişme dolu hale gelmesi lazım. Froome bir Armstrong, bir Pantani değil. Heyecan yaratmıyor, kitleleri peşinden sürüklemiyor. Öyle olunca da, yarışı tek başına domine edince millet sıkılıyor (Türkler’i değil başka milletleri.Türk sıkılmayacak!!). Eğer çok zevkli ve çekişmeli bir Vuelta’16 ve Giro’17 seyredersek Prudhomme olaya el koyar.


Şimdi önce Rio, sonra Vuelta var. Görüşüp konuşmak üzere. Au revoir!!    

-0-


* Sagan 2 değil 3 etap kazandı tabii ki.. (Tarık Arda'ya teşekkürler)