Etixx-QuickStep etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Etixx-QuickStep etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Temmuz 2015 Pazartesi

Fransa Turu 2015 (1-9. Etaplar)

(Fransa Turu 2015 Parkur Tanıtımı) 





TOUR DE FRANCE 2015



9. ETAP TTT (VANNES - PLUMELEC, 28 km) 

-Etap BMC'nin Zafer Froome'un-


TTT'de anlatacak pek bir hikaye olmuyor. Zaten Wimbledon Finali'yle dönüşümlü seyrettiğimden yarısını görebildim. Bunların arasına bir de oğlanı InterRail'e uğurlama girince daha çok radyodan takip ettim. Oldukça çekişmeli geçen etabı BMC kazandı, ilk üç takım 4 saniye içinde yer aldı. Movistar'da Alex Dowsett'in vasat performansı etap zaferine maloldu. BMC, Team Sky'ın yarım saniye önünde etabı aldı ama Van Garderen çok istediği Sarı Mayo'ya ulaşamadı ne yazık ki. 




Movistar ve Quintana bu sonuçla zaman kaybetmemiş oldular ama Nibali ve Contador bu etapta da darbe yedi. Parkurun son yokuşunda Contador takımını cayır cayır çekmesine rağmen Froome'dan 27" geride bitirdi. Nibali ise etabın başındaki çok yüksek temposuyla grubun belki de erken kopmasına yol açtı bence. Onları beklemek için tekrar tempoyu düşürdüler ama bu da düzeni bozdu. Nibali iki gün içinde 45" kaybetti ve hiç mutlu değil. 

Pireneler öncesi Team Sky ve Chris Froome çok avantajlı gözüküyor. İlk dinlenme gününde en zor durumda Froome'un olacağı beklenirken alttaki tabloda da gözüktüğü gibi Tejay hariç herkesle ciddi bir fark açmış durumda. Evet her zaman bir "jour sans" olasılığı var ve etap bonus saniyeleri ile çok daha fazla zaman kaybetmek mümkün ama Quintana ve Nibali'nin nerede ve nasıl 2 dakika bulacaklar, hayal edemiyorum. Contador da belki Pireneler'i geçer ama son hafta Alpler'de Giro'nun etkilerini bence daha çok hissedecek. Astana ve Movistar'ın dinlenme gününün hemen ardından saldırıya geçmesi gerek. Salı günkü La Pierre-Saint-Martin yokuşu çok önemli olacak. Nibali'nin Çarşamba günü Tourmalet inişinde Froome'u silkelemeye çalışacağını düşünüyorum. Twitter'da Salı akşam durum belli olur demiştim ama hatırınız için Plateau de Beille'in finişine kadar bekleyeyim bari... 
     

GK HEVESLİLERİ ZAMAN FARKLARI (Sarı Mayo ile):

Chris Froome........31h 34'12"
Tejay Van Garderen......0'12"
Alberto Contador..........1'03"
Rigoberto Uran.............1'18"
Alejandro Valverde.......1'50"
Nairo Quintana.............1'59"
Vincenzo Nibali.............2'22"
Warren Barguil.............2'43"
Robert Gesink...............2'52"
Bauke Mollema..............2'56"
Joachim Rodriguez........3'52"
J-C Péraud....................3'30"



8. ETAP (RENNES - MUR DE BRETAGNE, 181.5 km) 

-Froome Peloton Çekiyor!!-

Araya hafta sonu girince yazar disiplinim kayboldu. Pazartesi sabah itibarıyla tekrar koyulalım. Aslında çok beklenmedik bir şey olmadı. Bir kaçış grubu oluştu, peloton yarı yolda yakaladı. Ara sprint kapısında yeni bir kaçış oluşması ilginçti ama Cannondale Garmin de yeni gruba fazla şans tanımadı ve finişe 10 km kala "gruppo compatto"ya geri dönüldü. 

Yokuşta Chris Froome'un istekli ve savaşkan hali dikkat çekti, hatta bir ara önde grubu çekiyordu. Alexis Vuillermoz'un iki kez atak yaparak yarışı kazanışı zarifti. 3 yıl öncesine kadar pro bisikletin en dandik takımı Ag2R La Mondiale'in değişimi göz kamaştırıyor. J-C Péraud ve Bardet'den sonra şimdi de eski MTBci Vuillermoz ile adlarından söz ettiriyorlar. Alexis, Ag2R'in bütçesinde yer olmadığından, 2 yıldır bir işadamı tarafından finanse ediliyor. Bu zaferden sonra takım bütçe ayırır artık. 




Günün kaybedeni Vincenzo Nibali oldu. Chris Froome'un yükselttiği tempoya ayak uyduramayan Messinalı 10 saniye daha kaybetti ve şampiyonluk şansını azalttı. Contador ve Quintana ön grupla bitirirken Froome'un temposu ve iştahı göz kamaştırıyor, hatta zaman zaman bakamıyoruz kendisine... 

SG/sg
13.7.15 


7. ETAP (LIVAROT - FOUGERES, 190.5 km) 

-Cavendish Geriden Gelince-

Kazalardan dolayı son üç gündür pelotonda bir "saldırmazlık paktı" var. Süper yalan bir kaçış grubu oluşuyor (hatta bazen oluşamıyor), tempo gayet sakin gidiyor, son kilometrelerde kaçış grubu da hiç mücadele etmeden ruhunu teslim ediyor ve son 10-15 km yarışılıyor. Buna rağmen Le Havre'da Sarı Mayo omzunu kırınca dün herkes daha bir sakindi. Chris Froome, az görülen/izin verilen bir jestle Sarı Mayo'yu giymedi, zaten ASO da karşı çıkmadı.

Sprintte Cavendish Amiens'de yaptığı gibi Renshaw'u erken bırakıp Kristoff'un arkasına yerleşti. Önden ve erken açtığı iki sprintte yenilince bu kez geriden çıkmayı seçti. Bu riskli bir taktikti çünkü bloke olmak mümkün arkada kendine yer ararken. Cav atak yapan Greipel'in arkasına girip, son sprintte sağından geçerken Alman sprinter rahatlıkla bariyerlere doğru Cav'ı bloke edebilirdi ama koridoru kapatmadı. Zaten Cav da yarıştan sonra "He is a great gentleman" diyerek nazik Hulk'u takdir ettiğini gösterdi. Sagan Greipel'in diğer tarafından atak yaptı ama dün en hızlı Cavendish'di. 




Mark Cavendish, Fogeres'de kazanarak TdF'daki 26. etap zaferini elde ettş ve Andre Derrigade'ı geçerek Tour tarihinin en çok etap kazanan sprinteri oldu. Etixx QST de ilk yedi etabın üçünü kazanarak daha şimdiden Fransa Turu amaçlarının çoğunu gerçekleştirdi. Fransızlar ise hüsran olmaya devam ediyorlar. Bu etap için daha fazla byte harcamaya da gerek yok. 


Il piu grande velocista del Tour de France


Tony Martin Tour'u bıraktığı için Chris Froome Genel Klasman'da tekrar liderliğe yükseldi. Bugünkü Rennes - Mur de Bretagne etabı ilginç olacak. Mur de Huy'de 300 mt içinde tüm rakiplerine 10-15 saniye fark atan Froome bugün de benzer bir şey yapmak isteyecek. Ama 2011'de Contador'un bu etabı geç atak yaptığı için kaybettiğini hatırlatayım. Mur de Huy'deki gibi iki ayrı savaş olacak bugün. Hem etap hem GKcılar fark yaratmak isteyecek. Yokuş son bölümde GKcılar dışındaki favoriler Peter Sagan, Dan Martin, Tony Gallopin, Michal Kwiatkowski, Purito ve bence Valverde.

Bugünkü etap 1953-55 arasında Fransa Turu'nu 3 kez kazanan büyük şampiyon Louison Bobet'nin doğum yeri Saint-Meen-Le-Grand'dan geçecek. Socrates Dergi Temmuz sayısında onu ve kardeşi Jean Bobet'yi anlattım. Alın okuyun, adamı hasta etmeyin.   

(Yazıyı yazıp yayınladıktan sonra mal mal web surferken Luca Paolini'nin Perşembe günü yapılan doping testinde kokain çıktığını öğrendim. Kendisine "Oha Luca!!" diyorum.)

GK HEVESLİLERİ ZAMAN FARKLARI (Sarı Mayo ile):

Chris Froome................0'00"
Tejay Van Garderen......0'13"
Rigoberto Uran.............0'34"
Alberto Contador..........0'36"
Warren Barguil.............1'07"
Bauke Mollema.............1'32"
Vincenzo Nibali.............1'38"
Robert Gesink...............1'39"
Alejandro Valverde.......1'51"
Nairo Quintana.............1'56"
Joachim Rodriguez.......2'00"
J-C Péraud...................2'07"

SG/sg
11.7.15


6. ETAP (ABBEVILLE - LE HAVRE, 191.5 km) 

-Alma Çocuğun Ahını...-

Okulları gezmiş eve dönerken cep telefonundan Tony Martin ve hakkında yazdığım yazıyı okudu. Suratı değişti ama bir şey demedi. "Bozuldun mu?" diye sordum, "E yani..." dedi. Fazla üstünde durmadı, konuyu gösterilerine çevirdik. Onları anlatırken havası değişti, yine neşelendi. Emre'yi annesine bırakıp eve geldim, TV'yi açtım. Yine çok sıkıcı bir etap oluyordu. Meşhur Etrétat Falezleri geçilirken telefonlaştık. Birkaç yıl önce dil okulu için Rouen'e gitmiş, o doğa harikalarını gezmiş, benim hatırıma Jacques Anquetil'in mezarını ziyaret etmişti.

Son kilometreye kadar etapta iki eğlenceli şey oldu. Biri Damiano Caruso'nun tüm mataralar sırtındayken bisiklet üstü parendesi. Sonu çok kötü bitebilecekken çok ucuz atlattı neyse ki. Diğeri ise daha hayırlı bir işti. TdF'a katılan ilk Afrika takımı MTN-Qhubeka'nın Eritreli sporcusu Daniel Teklehaimanot, etaptaki tüm yokuş primlerini kazanarak, Fransa Bisiklet Turu tarihinde Puanlı Mayo'yu giyen ilk siyahi Afrikalı oldu. Mayo üstünde gerçekten çok şık durdu. Bu başarı tüm dünyadaki ırkçılara, zenofoblara, ayrılıkçı politikaları kışkırtanlara girsin. Daha dar bir kapsam isterseniz de gariban turistleri dişine göre bulan soysuz itlere yerleşsin. Amin!





Son beş kilometrede önde Giant Alpecin ve Etixx-QST vardı. Ama aralarında Cavendish'i görünce şaşırdım. Son kilometre bayrağına doğru geri kalmaya başladı. Tam "Bu finişi sana yedirmezler koçum!" derken, Tony Martin anlamsız bir şekilde yanındaki Warren Barguil'e omuz atıp düştü. Onunla beraber Barguil, Nibali, Quintana ve birkaç kişi daha düştü. Nibali'nin çarptığı Chris Froome sendeledi ama devam etti (bana kıllık olsun diye düşmüyo it!). 



Tony Martin üç kez ucundan döndüğü Sarı Mayo'yu 4. Etap'ta nihayet kazanmıştı biliyorsunuz. Ama o muhteşem kaçışın ve zaferin gazıyla, Tony'i övecem diye oğluma sataşınca... Tanrı, onca işinin arasında yazıyı okumuş ve hikmetinden sual olmaz şekilde, faturayı bana değil Tony'e kesmişti. Bu tuhaf seçimi Almanlara ta Martin Luther'den beri gıcık olmasıyla açıklıyorum. Bir de oğlumu daha fazla üzmek istememiş olabilir.

Martin'in düşmesiyle yaşanan kaosta, takım arkadaşı Zdenek Stybar etabı kazandı. Herkes Sagan'ın ne yapacağını beklerken, onu Siena'da alt eden Stybar atak yaptı (orasını ekranda göermedik. Sagan ve herkes başkasının arayı kapatmasını beklerken Çek sporcu Etixx QST'e buruk bir zafer getirdi.

Beni en duygulandıran şey ise, Julien Vermote, Matteo Trentin ve Michal Kwiatkowski'nin, köprücük kemiği kırık Tony Martin'i iterek yokuşu çıkarmalarıydı. Bu sahne ne zaman ortaya çıksa, tüm pisliklerine rağmen, çok zarif, insani, sevilesi bir spora tutulduğumu bir kez daha farkediyorum.


Bugün start listesi imzaya kapanana kadar Sarı Mayo'nun sahibi Tony Martin'dir. Aksini iddia eden varsa buyursun gelsin. Pompayla bekliyorum...


GK HEVESLİLERİ ZAMAN FARKLARI (Sarı Mayo ile):

Chris Froome................0'12"
Tejay Van Garderen......0'25"
Rigoberto Uran.............0'46"
Alberto Contador..........0'48"
Warren Barguil.............1'19"
Bauke Mollema.............1'44"
Vincenzo Nibali.............1'50"
Robert Gesink...............1'51"
Alejandro Valverde.......2'03"
Nairo Quintana.............2'08"
Joachim Rodriguez.......2'12"
J-C Péraud...................2'19"

SG/sg
10.7.15


5. ETAP (ARRAS - AMIENS, 189.5 km) 

- Greipel: 2 Gerisi:0 -

Tuhaf bir etaptı. Bayrak iner inmez 2 kişilik kaçış grubu, Nicolas Edet'nin vazgeçişi, Pierre-Luc Perichon'un da 100 km kala vazgeçişiyle peloton istediği tempoda (yani zorlamadan) finişe kadar geldi. Bu kadar sükunete karşın, ıslak ve kaygan zeminde kazalar durmadı. Nacer Bouhanni düşerek yarışı bıraktı. Cofidis'in yarışta hiçbir amacı kalmadığına göre her kaçışa birini sokacaklar artık. Diğer Fransız sprinterler arasında ise A. Demare (FdJ) 7., B.Coquard (Europcar) etabı 8. bitirdiler. Sonuçtan memnun olduklarını belirten açıklamaları Fransız yorumculardan tepki aldı. Beş etap sonunda Almanlar'ın 3 etap zaferi var. Fransızlar ise Thibaut Pinot'nun bugün zaman kaybetmediğine seviniyorlar. Her garibana bir hediyesi var bu Tour'un. 


Goril Hulk olursa...

Etixx Quick-Step Kuzey Denizi'nde hata yapmış, Renshaw çok uzaktan sprinte kalkmış, Cav da 350 mt civarında önde kalınca takati yetmemişti. Bu defa, bana göre, son 700'de Renshaw'u kaybetti, aralardan kendine yer açtı ve sprinte yetemedi, yetişemedi. Cav ise sprintte bir sorun yaşamadığını,  Greipel'in süper formda olduğunu ve hakkıyla kazandığını söylüyor. Brian Holm "Belki de Mark'ı pavé'de çalıştırmamalıydık" dedi. Ama sadece bugün değil Zeeland'da da Cavendish finişe gelmeden pes etmişti. Bu defa da Sagan son anda ikinciliği aldı. Yarın saf sprinterler için zor bir finiş var. Ama Cuma da kazanamazsa bir krizden bahsedebiliriz bence. 



Greipel bir hafta sonra 33 yaşını bitirecek. Fransa Turu'nda 2011'den beri etap kazanıyor. Tipinden beklemediğiniz kadar nazik ve efendi bir insan. Kariyeri bitiyor denirken 4 gün içinde yine star oldu. Bugün twitter'da Hulk'a benzettiler. Lotto Soudal ona dört başı mamur bir sprint treni vermiyor. Dün yanında  sadece Marcel Sieberg vardı ve çok net kazandı. Sagan da tek başına çok iyi mücadele ediyor. Sprinte biraz geç başladı demek gerek sanırım çünkü finişte en hızlı oydu. Yarın onun günü olabilir. Bu Tour'da etap kazanmazsa çok şaşırırım. Zevkli bir Yeşil Mayo mücadelesi olacak.




Bugün 191.5 km'lik Abbeville - Le Havre etabı koşulacak. Yarışın ikinci yarısı yine deniz kenarında. Artık alıştınız "çapraz rüzgar", "eşelon", "peloton koptu" falan. Lakin Wind Guru, Dieppe ve Le Havre için heyecan verici bir tahmin yapmıyor. Ayrıca, yanda son 5 km'nin profilini de görüyorsunuz. Yarışa dinamit atılmaz ve dünkü gibi mıymıy geçerse son heyecan için son 15 km'yi beklemek gerekecek. Bu finiş, haliyle, Cavendish ve Greipel'den çok, Peter Sagan, John Degenkolb veya -savaş gazisi olmasaydı- Michael Matthews'a uygun bir finiş. 700 mt yokuş sonrasında, bacaklar cayır cayır yanarken atılacak sprintte bu üçlünün yanına Valverde ve Van Avermaet'ı da düşünmek lazım. GK'cıların da son kilometrede rakiplerini terse düşürüp üç beş saniye kapmak için atak yapabileceklerini akılda tutmak gerek (Valverde'yi bu etap için GK'cı değerlendirmiyorum). 

GK HEVESLİLERİ ZAMAN FARKLARI (Sarı Mayo ile):

Chris Froome (Sky).........................0'12"
Tejay Van Garderen (BMC)..............0'25"
Rigoberto Uran (EtixxQST)..............0'46"
Alberto Contador (Tinkoff Saxo)......0'48"
Warren Barguil (Giant Alpecin).......1'19"
Bauke Mollema (TREK)....................1'44"
Vincenzo Nibali (Astana).................1'50"
Robert Gesink (LottoNL).................1'51"
Alejandro Valverde (Movistar)........2'03"
Nairo Quintana (Movistar)..............2'08"
Joachim Rodriguez (Katusha).........2'12"
J-C Péraud (Ag2R)..........................2'19" 



SG/sg
8.7.15



4. ETAP (SERAING - CAMBRAI, 223.5km) 


-Tony ve Emre-


Dersanenin alt kapısında kulaklığı çıkardım. Emre asansörün kapısını açtı, yukarı çıkarken kordonu katlayıp cebime koydum. Son duyduğum şey,  6. pavé sektörün sorunsuz geçildiğiydi. Bir sürpriz gözükmüyordu. Habire dalga geçtiğim ama yarışın da favorisi gördüğüm Chris Froome ön gruba tutunmuştu. Zaten yarışın ilk 2 saati gayet mutedil, temposuz geçmişti. Yağmur yağmayınca sürpriz olasılığı düşmüştü. Team Sky için işler ideal gidiyordu. 

Dersanenin sahibi Buket Hanım’la oğlumun LYS puanı ışığında yapacağı tercihleri konuşmak için randevulaşmıştık. Toplantı saati tam etabın üstüne gelmişti ama evladın geleceği her şeyden önce gelir ne de olsa. Emre zeki, neşeli, terbiyeli, akıllı, mantıklı bir insan. Yumuşak, çatışmadan kaçan bir kişiliği var. Fiziksel çalışmadan hoşlanmaz, tembeldir. Bisiklet tabiriyle "la grinta"sı düşüktür. Meslek olarak “en az çalışarak en çok parayı kazanacağı işi” seçeceğini söyler. 

Beraber çok güleriz. İyi bir özel lisede okudu. Çoğumuzun yaptığı gibi “sadece gerektiği kadar” ve “yumurta kapıya gelince” çalışıp bitirdi. Son yıla başlarken ben hukuk, o işletme okumasının iyi olacağını düşünüyorduk. Türkiye’de ve mümkünse parasız, değilse burslu. YGS’de her iki disiplin de aynı puan tipi gerektirdiğinden hukuk-işletme gerginliğini buzdolabına kaldırdık, sonra hallolurdu nasıl olsa. 
  
Tony Hans-Joachim Martin. Üç kez dünya, bir kez olimpiyat şampiyonu. Fransa Turu’nda dört, Vuelta’da iki defa etap kazandı. Dünyanın en iyi zamana karşı bisikletçisi. Paris-Nice, Eneco, Belçika Turları’nı kazandı. Onu kazandıkları kadar, +100 km tek başına kaçıp son metrelerde yakalandığı Vuelta etabıyla da hatırlıyoruz. Yakalanmadıkları da var. Fransa Turu 2015’de Sarı Mayo’yu ilk etapta beş saniyeyle, 2. ve 3. Etap’ta ise birer saniye farkla kaçırdı. Çok üzüldü, üzüldüm. Bugün, biz okulları sıralarken bir kez daha denedi. Lastiği patlamasına rağmen ön gruba geri döndü. Atak yaptı. Tüm gücünü kullandı. Tour’un en zor etabında, en zorlu topraklarında amacına varmak için çok çalıştı. Bu kez hem etabı kazandı hem Sarı Mayo’yu.  



Mart ayı başında bir akşam, hukuk veya işletme okumayı düşünmediğini, komedyen olmayı istediğini söyledi. Üzülmememizi, mutlaka iyi bir bölüme gireceğini ama asıl amacının “standupcı” olmak olduğunu anlattı. Kursu bıraktı, ders çalışmaktan vazgeçti. Komedi kulüplerinde düzenlenen "açık mikrofon" gecelerinde beşer dakikalık showlar yapmaya başladı. Bazıları çok yetenekli olduğunu söylüyor. Birkaç gösterisine ben de gittim. Zaman zaman çok gülüyorum. Son gittiğimde şakalarını ve zamanlamasını unuttu, ciddi değildi. Sorduğumda “Pek prova yapmadan çıktım” dedi. Çok kızdım. Eğer komedi için üniversite eğitimini bir kenara itiyorsa, insan o standup gösterisine dört elle sarılmalı değil mi? Kavga ettik, bir süre görüşmedik. 

Favorilerin hemen hepsi Tony Martin’in 3” gerisinde grupla beraber bitirmiş. Pavé Etap fare doğurdu denebilir. Astana ve Nibali denemişler, olmamış. Dünkü kazadan dolayı morali bozulan Thibaut Pinot üç dakika fark yemiş. Kendisini artık GK favorileri arasından çıkaracağız haliyle. Yerine Rigo Uran ve Warren Barguil’i almak gerek. Belki birkaç kişi daha. 
  
Çocukluktan beri yetenekli olduğu yabancı dilden sınava girmeye karar verdi. Okul Fransızca olmasına rağmen İngilizce’si her zaman çok iyiydi. Bunu bilerek sınava hiç çalışmadı. Yeteneği yıllar içinde, sadece kitap okuyarak gelişmişti. Üstüne özel bir çalışma yapmadı. Sınavda 78 D 2 Y yaptı. Yanlışlarından biri iptal edildi, 577. oldu. Okul ve YGS puanları düşük olduğundan 1292.'liğe geriledi. İyi mi? Arkadaşlarım ve Buket Hanım iyi diyorlar. Mutlu muyum? Değilim. Tony Martin’in bugün kıçını yırtarak, tüm riskleri alarak, amaçladığı şey için sonuna kadar çalışarak kazandığı 5. TdF zaferini canım oğlumun sınav sonucundan daha değerli buluyorum. Biri evladım, diğeri Almanın teki… 

Bir yerde okumuştum. İnsanlarda öfkelendiğimiz, katlanamadığımız çoğu şey aslında kendimizde olan, beğenmediğimiz huylarımızmış. Tony Martin’e hayranlık duyuyorum, oğluma çok kızıyorum.

GK HEVESLİLERİ ZAMAN FARKLARI (Sarı Mayo ile):

Chris Froome................0'12"
Tejay Van Garderen......0'25"
Rigoberto Uran.............0'46"
Alberto Contador..........0'48"
Warren Barguil.............1'19"
Vincenzo Nibali.............1'50"
Alejandro Valverde.......2'03"
Nairo Quintana.............2'08"

SG/sg
7.7.15

3. ETAP (ANVERS - MUR DE HUY, 159km)


-Yağmur Durdu, Kan Gövdeyi Götürdü-

3. Etap'ta rüzgar ve yağmur yoktu ama kan ve gözyaşı akmaya devam etti. Son derece standart giden yarışta, finişe 60 km kala, yüksek hızda, yaklaşık 30 kişinin düştüğü bir kaza meydana geldi. En az 4 sporcu yarış dışı kaldı (W Bonnet, T.Dumoulin, Simon Gerrans, D. Kozontchuk). Kazadan en kötü etkilenen takım OricaGE oldu. Takımın 5 yarışçısı bu kazada düştü. Sİmon Gerrans son 6 aydaki üçüncü kırıkla yarıştan çekilde, Michael Matthews'da da kaburga kırığı olduğu söyleniyor. 

Kaza nedeniyle ambülansların meşgul olduğunu ve yarışı takip edemediklerini gerekçe gösteren Tour yönetimi etabı önce nötralize etti, sonra durdurdu. Tabii düşen Sarı Mayo herhangi biri değil de Cancellara olunca bu karar daha çabuk alındı. Fabian pelotonun son patronu. Yarın sabah etaba başlaması beklenmeyenler arasında o da var. Spartacus etabı bitirdi ama çok kötü gözüküyordu. 

Bu arada Team Sky'ın kazadan hemen sonra yüksek tempo yaptığı gözlerden kaçmadı (yan, "kaçmamış", ben arabadaydım. Öyle yazıldı, söylendi). QST patronu Patrick Lefevere de twitter'da yarışın durmasına isyan etti ama ana avrat cevaplara maruz kaldı. 

Yaklaşık 20 dakikalık aradan sonra kafile Bohissau Yokuşu tepesine kadar nötr devam etti ve son 40 km yarış yeniden başladı. Cote de Cherave'da Thibaut Pinot geride kaldı, Sky önde tempo yaparak Froome'u öne getirdi. Huy yokuşunda Contana, Quintana ve Valverde güçsüz gözükürken Purito Rodriguez ve Chris Froome herkesden iyiydiler. 




Etabı Purito aldı, Froome ikinci oldu ve bonus saniyelerle beraber Nibali'ye 13", Movistarcılar'a 17", Contador'a 24" daha fark attı. 

Tony Martin dünkü etaptan sonra bugün de bonus saniyeler yüzünden Sarı Mayo'yu alamadı. Froome kazandığı 6" ile Panzerwagen'ın bir saniye önüne geçti ve liderliği aldı. Biraz erken mi? Evet. Yarın bırakır mı? Yarın hiç bırakmak istemez ama sonraki bir etapta Team Sky mayoyu risksiz takımlardan birine vermek isteyecektir. 18 etap boyunca liderlik stresi ve yorgunluğuna gerek yok.  çok olur.  

GK HEVESLİLERİ ZAMAN FARKLARI (Sarı Mayo ile):

Chris Froome................0'00"
Tejay Van Garderen......0'13"
Rigoberto Uran.............0'34"
Alberto Contador..........0'36"
Vincenzo Nibali.............1'38"
Alejandro Valverde.......1'51"
Nairo Quintana.............1'56"
Thibaut Pinot................2'58"

(Yarın bu tablodaki isimler değişebilir.)

Yarın pavé var. P-R yarışı gibi değil elbette. Kuzey Cehennemi'nde 55 km parke yol varken yarın sadece altı sektörde toplam 13 km geçilecek. Yine de her şey mümkün. Geçen sene Nibali Tour'u Arenberg etabında kazanmıştı. Bu sene pavé'ye kadar yarışı kaybediyor. Yarın büyük oynaması gerek. Keza Contador'un da geçen yılki gibi bir zaaf göstermemesi lazım. Ve Froome. Yarınki etabı kayıpsız geçerse işi çok kolaylaşacak. 

SG/sg
6.7.15


2. ETAP (UTRECHT- ZEELAND, 166km)


-Yağmur, Rüzgar ve Gözyaşı- 

Herkesin düşündüğü oldu. Yağmur ve rüzgar pelotonu dağıttı, GK karıştı, üstelik Froome düşmedi ("asla düşmez" demiştim)... Yarışı özetlemeye gerek yok, seyreden seyretmeyene anlatsın veya açsın izlesin. 

Öncelikle, Etixx Quick Step avucundaki yarışı kaybetmeyi nasıl başardı anlamak mümkün değil. En son Omloop Het Niewsblaad'da Ian Stannard 3 QST'li arasında yarışı kazanmıştı. Büyük bir utanç kaynağıydı o yenilgi. Bu defa da inanılmaz bir şekilde hem etabı hem Sarı Mayo'yu kaybettiler. Yarış sonrası DS Brian Holm "Sanırım akşam odaya gidip kendimi asacağım" demesinin bir nedeni var. Takım, büyük bir başarıyla, doğru yer ve zamanda pelotonu kopartmayı başardı. Son kısımda Greipel ve Sagan hariç sprinter kalmamış ve QST en az 6 kişiydi. Fakat Mark Renshaw treni hiç kullanamadı, QST çok dezorganize gözüktü. Cav da renshaw'un arkasında sprinti çok erken (400 mt kala gibi) açmak zorunda kaldı ve gücü yetmedi. Andre Greipel rahatça etabı kazandı. Halbuki takım son 500'e kadar gelecek, sonra Renshaw yürüyecek, son 150'de de Cav uzayıp yarışı alacaktı. İlk etaplarda Cav'ın basireti bağlanıyor genelde ama sanırım bu kez hatanın çoğu Renshaw'da.


Fabian Cancellara da süper bir atakla son anda Cavendish'i geçip üçüncü oldu ve 4 saniye bonusla Tony Martin'e gidecek Sarı Mayo'yu çaldı. Burada herkes Cav'ın Cancellara'ya nasıl geçildiğini sorgularken nedense kimse Tony Martin'in neden Fabian'ı kontrol etmediğini sormuyor. Etixx Quick Step Belçika'ya 2 mayo ve bir etap zaferiyle gidecekken şimdi elinde sadece Takım Klasman liderliği var. Akşam Patrick Lefevere herkesin canına okumuştur. 




Movistar'ın yağmur ve çapraz rüzgarda zorlanacağını biliyorduk ama Nibali ve LottoNL gençlerinin de aynı duruma düşecekelerini kestirememiştim. Aslında Nibali peloton ilk koptuğunda ön gruptaydı ama Adam Hansen'ın kazasında geride kaldı ve bir daha da yetişemedi. Nairo, Valverde ve Thibaut Pinot da Kuzey Denizi ve EtixxQST'in gazabına geldiler. Buna karşılık Froome, Contador ve Tejay vanGarderen ön tarafta kalmayı başararak rakiplerine yaklaşık 1'28" fark attılar. EtixxQST'in tek tesellisi, Rigoberto Uran'ın, başarılı bir ITT ardından, dün de yarışı ön grupla bitirmesi oldu. Contador, ön grupta çalışmayan BMC ve Team Sky'ı ciddi eleştirdi. Hakikaten her iki takım da oldukça gönülsüzdüler.

GK HEVESLİLERİ ZAMAN FARKLARI (Sarı Mayo ile):

Rigoberto Uran.............0'42"
Tejay VanGarderen.......0'44"
Chris Froome................0'48"
Alberto Contador..........1'00"
Thibaut Pinot................2'07"
Vincenzo Nibali.............2'09"
Alejandro Valverde........2'22"
Nairo Quintana.............2'27"

Bugün 159.5 km'lik Anvers - Mur de Huy etabı koşulacak. Astana ve Movistar'dan kayıplarını azaltacak numaralar görmek şaşırtıcı olmaz. Nairo ve Valverde Cote de Cherave'da önlerde olup Mur de Huy'de kazanmak isteyecekler. Nibali ise asıl numarasını yarına saklayacak gibi.

Göreceğiz. 


SG/sg
6.7.15
11:10

2 Temmuz 2015 Perşembe

Dört Duvar İçinde Sıkıştım Kaldım



Bu yazı, Fransa Turu favorilerini şöyle bir tartmak için yazılıyor. Zaman kalırsa kısa kısa diğer heveslilere de bakıp Yeşil ve Beyaz Mayo hakkında iki kelam etmek istiyorum. Bu hafta yine İtalyan patronlar var başımda. İlk yazıyı önden yetiştirdim ama bunun işi daha zor (halen Çarşamba sabahın körü). 

Yarışın dört favorisi elbette Alberto, Vincenzo, Chris ve Nairo. Kim kazanır? Ne bileyim ben!? Dört duvar içinde sıkıştım kaldım. Lakin tahmin zaten yanılmak üzere yapılır. Tüm tahminleri isabetli birini tanıyorsanız hemen secdeye varın. Mühim olan, işkembeden atmadan, artısını eksisini tartarak fikirlerini yazmak. Geçen sene, Froome’un pavé’ye varmadan ondokuz kez düşeceğini, Contador’un yemek yerken ayağını kıracağını, Nibali’nin meğer doğuştan pavéci olduğunu hanginiz tahmin etti? O nedenle, beklentinizi yüksek tutmayın, okuyun geçin. 




Bu sene, genel klasman favorilerinin önceliği, ilk 10 günü kazasız, belasız ve kayıpsız geçmek olacak. İlk günlerin heyecanı ve telaşı, takımların kendini gösterme isteği Tour'un açılış etaplarını çok ajite hale getiriyor. Ek olarak, Hollanda ve Belçika yolları babalar, kasisler, kavşaklar, daraltmalar, vs. ile dolu (lafı çalalım ve bundan böyle “yol mobilyası” diyelim). Bu kadar yol mobilyası olunca 200 bisikletli sığışamıyor, kazalar oluyor, hesap mutlaka birilerine kesiliyor. Piyango bizim dörtlüye vurmaz inşallah. 

İlk hafta için hava tahminleri iyi gözükse de, en az iki etap denize çok açık yerlerden geçecek. Çapraz rüzgardan yararlanmak isteyen takımlar pelotonu zora sokabilir ve zaman kayıpları yaşanabilir. Bu tür kayıplar favorilerin başına gelirse üzülmem açıkçası, çünkü bu taktikler yarışın bir parçası. Ama yok, köpeğe çarptım, kameraman önüme çıktı olursa yazık olur. Dolayısıyla, ilk dokuz etapta favorilerin kazanacağı bir şey yok ama her şeyi kaybedebilirler. Bir küçük not 9. Etap TTT için. Tam bir muamma. İki tane tırmanış var fakat asıl alışılmadık olan şey son 1,700 metrenin %6.2 eğimli bir yokuş olması. TTT'de pek görmediğimiz bir finiş. Takımların bu bölümü hangi taktikle koşacaklarını görmeyi sabırsızlıkla bekliyorum. Kazasız belasız Pireneler’e varırsak yarış sakinler, yerine oturur. Geçiş etaplarının da favorilere çok sorun yaşatmayacağını düşünüyorum. 


Çapraz rüzgarın olası sonucu


Dediğim gibi, bu seneki Tour başlarken dört büyük favori var: Alberto Contador, Vincenzo Nibali, Chris Froome ve Nairo Quintana.  GT’ler (Grand Tour/Büyük Tur) göz önüne alındığında, Contador yedi (9-2=7), Nibali üç, Froome ve Nairo da birer kez zafer kazandı. Spor gibi meritokratik bir disiplinde, incelemeyi de bu metotla yapalım, herbirinin artı ve eksilerine birer paragrafla bakalım: 


Alberto Contador

Onu şöyle iyi yokuş çıkar, böyle çakaldır falan diye anlatmaya gerek yok. Ne yaptığını gördük, kim olduğunu biliyoruz. Aktif sporcular içindeki en büyük GT yarışçısı. 7 zaferi Indurain’inkine eşit. Elinden alınanları katsak Anquetil’i de geçip Merckx ve Hinault’nun ardından üçüncü sırayı alır. Contador TdF 2013’de Froome, Nairo ve Purito’dan tokadı yedikten sonra antrenman sistemini ve diyetini değiştirmişti. 2014 başından beri çok iyi yarışıyor. Halen son iki GT’un şampiyonu ve Tour’u kazanırsa arka arkaya 3 GT kazanan ikinci insan olacak (rekor Eddy'de: 4 defa). 
 
Çok iyi bir bisiklet yarışçısı olmakla “çok iyi Büyük Tur yarışçısı” olmak aynı şey değil. Bu farkı sindirmek gerek. Mesela VanGarderen, Richie Porte ve Purito da çok iyi bisikletçiler ama büyük turları kazandıran o son "şey"e sahip değiller. Doğrudur, Contador müthiş bir yokuşçu ve çok iyi bir TTci. Ama bence, onu diğerlerinden bir adım öne çıkaran şey, taktik zekası ile gavurun “panache” dediği, cüretkar, gösterişli ve riskli atak yapma karakteri. Aprica’da geri kalınca Mortirolo’daki insiyatifini veya Giro’nun son etaplarında, kendini perişan etmeden, tek başına, azar azar zaman kaybederek yarışı bitirişini hatırlayın. Nibali’yle birlikte yarışı hareketlendirip Froome’u terse düşürmeye çalışırsa şansı artar. 


"Ben Armstrong'u yemiş adamım ulan!!"

Sıkıntı ne? Eh, Manolo Saiz’in talebesi olarak gençliğinin pek temiz olmama olasılığı var. Zaten  clenbuterol’den de patlamıştı. Contador’un sahtekar olduğunu düşünenler haklıdır. Ama cezasını çekti ve döndü. Yaşam devam ediyor, takılıp kalmayın. Alberto’nun potansiyel olarak en büyük derdi, Giro'dan kalma yorgunluğu olacak. Adam Hansen gibi, ara vermeden 11 GT koşmak mümkün ama Giro’yu kazanırken ne kadar tükendiği ve bir ayda ne kadarını geri koyup forma girdiğini şu an için kimse bilmiyor. Göreceğiz. 1998'de Marco Pantani bolca EPO desteğiyle becerdiğinden bu yana Giro-Tour dublesini başaran olmadı. Demek ki zor iş. Özellikle son hafta Alpler’de performans düşüşü yaşayabilir ve bu ona yarışı kaybettirir.
  
Diğer sıkıntısı ise takımın son performansı. Tinkoff Saxo İtalya Turu’nda kötü bir performans gösterdi. Contador son 10 gün tek başınaydı denebilir. O kadrodan Rogers, Basso, Kreuziger ve Tosatto Tour’a da geliyorlar. Umarım bu kez liderlerine daha iyi destek olurlar, çünkü sadece Aru ve Astana yok karşısında. En az üç takımla birden mücadele etmesi gerek. Tek başına bunu başarması mümkün değil. Bir de Oleg Tinkov faktörü var ama 13 yıldır RTE ile yaşamaya alışan Türk insanını Oleg’in bir dezavantaj olduğuna ikna etmem çok zor (4 paragraf oldu farkındayım). 


Vincenzo Nibali 

Nibali de en az Contador kadar “panache” dolu, zeki ataklar yapmayı seven biri. Geçen sene Tour’u adam yokluğundan kazanmamıştı. Sheffield’de cesaretiyle etap aldı, Arenberg’de de kendi gücü ve takımını kullanarak rakiplerini ekarte etti. Dağlarda iki etap daha kazanmıştı. Zamana karşı disiplinde de, Froome kadar olmasa bile, Contador kadar gider. Astana TTT’de de çok geri kalacak bir takım değil. Boşuna favori göstermiyoruz herhalde...

Nibali’ye değil ama Astana’ya biraz şüpheyle yaklaşıyorum mecburen. Takımın sabıka kaydı kabarık. Giro’da gördüğümüz Astana muhteşem, hatta biraz “fazla güçlü” bir takımdı. O ekipten yalnızca Tanel Kangert Utrecht’e geliyor. Nibali İtalya Şampiyonası’na formsuzum diye katılmayan sadık domestiği Alessandro Vanoti’yle takıştı ve Tour’a getirmedi. Onun yokluğunda J. Fuglsang, M. Scarponi ve Rein Taaramae yokuşlarda destek olacak. Geçen sene pavéde Nibali’yi Boom, Westra ve Fuglsang çekmişlerdi. Bu sene de aynı senaryonun tekrarlanmasını bekliyorum. 


"El Pueblo unido
jama sara vencido!!"


Gelelim dağlara… Vincenzo çok müthiş bir yokuşçu değil. Diğer üç favori gibi bir anda hızlanamıyor veya bir yokuşta 4-5 kez atak yapamıyor. Ama uzun süre yüksek tempoyla çıkabiliyor. Bu özelliği nedeniyle, Astana’nın yokuşlarda herkesi perişan edecek bir tempo yakalayıp çıkması gerek. Takım tüm yokuşlarda bunu yapabilirse Vincenzo özellikle etap sonlarında diri kalabilir ve bonus saniyeleri kaybetme sıkıntısı yaşamaz. 

Öte yandan, Nibali pelotonun en iyi inişçilerinden biri. Bunu da avantaj olarak kullanmak isteyeceği kesin. Daha önce de denedi. Alberto da ona katılabilir. Cauterets (11.), Gap (16.) ve Pra-Loup (17.) etapları buna izin verecek gibi gözüküyorlar. Özellikle Col de Manse’dan sonra, 11 km inişle Gap’ta biten etapta Froome’a bonus zamanlarla beraber 20-25 saniye fark atılabilir. Üç etapta birden olur mu? Pek sanmam, sadece Froome’a karşı ikili üçlü bir ittifakla bu başarılabilir. 

Zaten bence yarışı belirleyecek şeylerden biri, yapılacak veya yapılmayacak ittifaklar olacak. Post-doping dönemde olduğumuzu varsayarsak, bu dört sporcunun hiçbiri, diğerlerinin hepsine, her etapta üstünlük sağlayacak bir güce sahip değil. Bu nedenle, yarış içinde ittifak yapılmasını zorunlu görüyorum. Kim kimle yapar, yapabilir mi, ne kadar süreyle yapar, bilemiyorum ama etaplardan birinde Nibali ve Contador’un yada Contador ve Quintana’nın beraber bir numaralar çevirmesine hiç şaşırmam. 

Nibali’nin dezavantajını söyledik, motoru biraz dizel. Öte yandan bu sene, aynı geçen sene gibi hazırlandı ama yılın ilk yarısındaki hastalığı form tutmasını engelledi. Kendi de şikayetçiydi. Dauphiné’de hala form tutmaya çalışıyordu. Bir etap kazandı fakat diğerlerinde pek iyi gözükmedi. Bu yarıştan sonra San Pellegrino'da gittiği irtifa kampı ve sonrasında kazandığı “tricolore” ile çalışan reçeteyi değiştirmediğini gösterdi. Diğer üç rakibinin sert yokuş ataklarına cevap verebilirse Nibali de Paris’e Sarı Mayo ile gelebilir. 


Chris Froome 

Vallahi taraflı yazmayacağım. Evet Wiggo’ya La Toussuire’de yaptığı şirretlikten beri kendisinden pek hoşlanmıyorum. Karısı da az fettan değildi ilk dönemlerinde hatırlarsınız. Neyse, PR şirketi kadının elini ayağını çektirdi ortamlardan, iyi de oldu. Ama Frome'u damat olarak almayacağım sonuçta (ben bu lafı LA için de etmiştim bir zamanlar). Beni asıl uyuz eden sele üstündeki halleri. Yokuş çıkarkenki stili o kadar itici geliyor ki, bakmamak için çayır, çimen, inek, otlak seyrediyorum. İki yana kafa sallamalar, söğüt dalı gibi kollarıyla yay çizerek gidon tutmalar, gözünü powermetreden kaldırmamalar... Benim gibi bir estet yüzünü buruşturuyor haliyle. Aerodinamik olarak daha verimli diye yokuş ataklarında ayağa kalkmıyor beyefendi. Marjinal kazançlar felsefesine çok uygun, tebrik ederiz. Lakin sayesinde seyir zevkimiz piç oluyor, ota boka bakıyoruz. Bir de “panache” sıfır… “Üçtür panache yazıyon lan ukala! Ne demek bu?” deme, bir dakika lütfen. Bisiklet sporu için panache, yarışırken belli bir havası, farklılığı, canlılığı, zarafeti olan demek. "X’in panache’ı var” dendiğinde farklı, dinamik, şık, cüretkar, estetik bir yarışçı demek oluyor. Froome farklı ve dinamik ama gerisi yok işte… 


"Bu kez gündüz seremonisi istiyorum Christian"


Ama şunu bilin ki, dörtlünün içinde en bilimsel, en detaycı, en iyi hazırlanan Chris Froome. Team Sky’ın 2012 ve 2013’de kazandığı iki Fransa Turu, tüm pelotonda antrenman usulleri açısından devrime neden oldu. Froome da, bu farklı antrenman metotlarını sonuna kadar ve din gibi uygulayan biri. Mesela Quintana 2 aydır Kolombiya’da kokoyin mi içiyordu, antrenman mı yapıyordu bilen yokken, bu arkadaşımız Teide’de her gün dağ çıkıp iniyordu. Yolda gözleri sürekli gidon boğazında çünkü kaç dakikada ne kadar güç üretir, ne kadar zaman sonra hangi atağı yapabilecek gücü kalacak hepsini biliyor. Thomas Voeckler gibi hep panache, az zafer değil. Etap yarışçıları içinde en iyi TT’ci o. Ve en az Quintana ve Contador kadar iyi bir yokuşçu. Eksik tarafı derseniz, hayal gücü yok, her şey powemetrede yazıyor sanıyor. Bir de benle beraber tüm peloton ona ve takımına gıcık. Dersine çok iyi çalışmış, pırıl pırıl önlüklü, her soruya parmak kaldıran sınıf birincisini kim sever? 


Nairo Quintana 

Bak bu çocuğu da sevmemek mümkün değil. Nairo 2013 Fransa Turu’nda bir güneş gibi doğmuştu hatırlarsanız. Genel Klasman’da ikinci, Gençler ve Yokuş Klasmanı’nda şampiyon olmuş, Le Semnoz’da Froome’un önünde etap kazanmıştı. Movistar, onu çok sık boğaz etmeden 2014’te Giro ve Vuelta’ya soktu. Giro’yu Uran ve Aru’nun önünde rahat kazandı, Vuelta’da ise ITT'de düştükten sonra yarışı bırakmıştı. Ama Nairo bisikletin yeni prensi olmuştu çoktan. Kolombiya, fakir çocukluğu, yeteneği, babasının kazanacağı yarış paralarını rehin ederek aldığı bisiklet falan yarı efsane haline geldi. Son derece yetenekli bir yokuşçu. Tırmanışlarda sadece bir kez o da 2013 Ventoux’da Froome’un inanılmaz temposuna cevap veremedi. Onun dışında kimse onu kolay kolay silkeleyemiyor dağlarda. Zamana karşıda ise dörtlü içinde en zayıf o ama bir Pierre Roland değil, kayıplarını en azda tutabiliyor. Bu sene Mart’ta Tirreno-Adriatico’yu kazandı, Bask Turu’nda ise dördüncü oldu. Romandiya Turu’ndan sonra, Nisan sonunda Kolombiya’ya döndü ve Haziran ortasına kadar kendinden haber alınamadı!! Hehe alınmıştır tabii de biz bir şey duymadık. Yoksa en az iki kez idrar örneği almışlardır, o kadar süre yalnız bırakmazlar. Dönüşünde sadece dört etaplık Route du Sud’de  yarıştı, Bagneres de Luchon inişinde Contador’dan 13” fark yiyince yarışı ikinci bitirdi. Form durumunu tam bilmiyoruz ama ciddi, disiplinli ve inatçı bir tip olduğundan yarışa çok iyi durumda geleceğini düşünüyorum. 


"Benim Sarı Mayo'yla resmim yok mu editör???"

Quintana’nın sıkıntısı Valverde. Movistar takımı hala Valverde'nin etrafında dönüyor. Alejandro'nun Unzue -ve sanırım sponsorun da- üstünde o kadar büyük bir gücü var ki, hangi yarışa isterse giriyor. Fransa Turunu ikinci bitiren adam (Quitana) ertesi yıl TdF koşmuyor da takım lideri Valverde oluyorsa "Yeşil Mermi" etkisini bir düşünmek lazım. 

Bu sene, Unzue, Valverde'yi Giro koşma konusunda ikna etti ama Alejandro ne yaptı etti Fransa Turu’na ortak takım lideri olarak gelmeyi başardı. Halbuki bu sene Quintana’ya yardım edeceğini söylemişti. Quintana'nın Valverde’yi elimine etmesi için Pireneler’de zaman olarak ona fark atması gerek. Yani Formula 1'deki gibi ilk rakibin takım arkadaşındır durumu. Açılış etapları Valverde’nin uzman olduğu klasik parkurları gibi (Cambrai-Seraing hariç elbette). Pau’ya Alejandro 2 etap zaferi ve Sarı Mayo’yla gelirse şaşırmayın. Quintana sakin olmalı ve zaman kaybetmeden Plateau de Beille etabına kadar sabretmeli bence. O yokuşta uzar giderse Valverde Alpler’de takımı bölmez, hatta belki Nairo’ya yardım bile eder. Hoş Quintana -Contador gibi- yokuş çıkmak için takıma ihtiyaç duymayan tiplerden. Bu onun için büyük bir avantaj, Alejandro'ya hiç gerek kalmayabilir. İyi de olur. 

Movistar Utrect’e karışık bir ekiple geliyor. Dowsett, A. Malori ve J. Castroviejo ile takım TTT’de şampiyon adayıdır. Yokuşlarda da Anacona, Herrada, G.Izaguirre ve Imanol Erviti iki ortak lideri çekecek. Tour’un tek İspanyol takımı olarak Pireneler’de büyük bir destek alacaklar. Bunun gazına gelip etap zaferi peşine düşerlerse Kolombiyalı yıldızı destekleme işi tavsayabilir. 


...Ve Diğerleri

Evet, dört büyük favoriyi şöyle bir değerlendirdim. Başaltı pehlivanlarını da birkaç cümleyle geçeceğim: 

Joaquin Rodriguez (Katusha): Tanrı Purito’nun yarış kazanmasını istiyorsa bu parkurdan iyisini yaratamazdı. TT yok gibi bir şey, finişi rampalı düz etaplar ve ciddi dağ yokuşları var. Ama favoriler çok güçlü. Kusura bakma hombre! 

Thibaut Pinot (FdJ): Pinot her sene daha iyi diyeceğim ama geçen seneki derecesini tekrarlaması çok zor. Ama her yarışında daha olgun, daha güçlü birini görüyorum. İlk beş çok çok iyi derece olacak. Özgüven toplamaya devam paşam, olacak. 

Romain Bardet: J-C. Péraud formsuz olmasına karşın yarışta ama acaba Lavenu o kadar ısrar etmese miydi? Eğer Riblon Bardet için çalışmazsa (ki sanmıyorum), genç Fransız etap ve Yokuş Klasmanı’nı kovalar gibi. 

Tejay VanGarderen (BMC): İyisin hoşsun Tejay ama 3 hafta çok uzun bir süre. Vazgeç bu sevdadan, etap kazan, tek haftalık turlara odaklan…

Pierre Roland (Europcar): Karım çok yakışıklı bulduğu için Pierre’i Tanrı’ya havale ediyorum. Çok panache, az sonuç, belki etap, belki Puanlı Mayo. 

Kelderman, Gesink, Ten Dam (Lotto NL): Üçü bir Quintana etmiyor bunların. Düz ve zengin ülkelerden GT şampiyonu çıkmıyor artık… Ten Dam’ı candır, Gesink'den soğudum, Wilco'ya değil karavanına gıcığım. 

Bauke Mollema (TREK): E bu da Hollandalı. İlk 10’a girer, yokuşta saklanır saklanır son kopan o olur.  Mollema, sağı solu kollama… 

A.Talansky & Dan Martin (Cannondale): Dan Martin ilk haftaya bakar, arada domestik kuzene kamış atar, ilk 10-15 arasında bitirir. Talansky ise ihtirası yeteneğinden büyük bir arkadaş. İşi zor bu dünyada. 

Daniel Navarro (Cofidis): Herkes Bouhanni’ye bakarken Navarro çok can yakacak bak buraya yazıyorum. 

Warren Barguil (Giant Alpecin): Fransa basınının baskısından kaçıp Hollanda takımına gitti. O ve Romain Bardet aynı tornadan çıkmışlar gibi. Sanki seneye daha güçlü olacak. 

Louis Meintjes (MTN-Qhubeka): Afrika’nın en iyisi diyorlar. Froome alınıyormuş. İyi yokuşçu. Daha 23 yaşında. Genel Klasman’da ilk 20 peşinde koşacağına Puanlı Mayo’yu kovalasın derim. 

DİĞER MAYOLAR 

Şimdi burada konu Yeşil Mayo ve Puanlı Mayo’ya geliyor ama artık Puanlı Mayo tahmini yapmıyorum. Çünkü tamamen piyango. Pireneler’de sıkı bir kaçış grubuna girip orada puanları toplayan iki üç yokuşçunun Alpler’deki rekabeti olacak. Bir şey demek mümkün değil. Tek istisna şu olabilir: Eğer yarış, sonuna kadar dört favori arasında geçerse, birbirlerini hiç silkeleyemezlerse, dördünden biri Sarı Mayo’yla beraber Puanlı Mayo’yu da kazanabilir. 

Yeşil Mayo'nun en büyük favorisi son üç yılın şampiyonu Peter Sagan. Ama bu sene işi daha zor. Takımın önceliği Contador ve Sagan arasında bölünecek. Sagan'ın yanında ikiden fazla domestiği olmayacak ve hem etap finişlerini hem de ara sprint puanlarını kovalaması zorlaşacak. Bu sene sprinterleri kayıran bir puanlama sistemi de var ama bu değişiklik Mark Cavendish’e veya diğerlerine yetmeyebilir. Cav son İngiltere Şampiyonası’nda inanılmaz güçlü gözüktü,“Acaba Yeşil Mayo için Sagan’la mı kapışacak?” diye düşündüm fakat Etixx-QST kadrosu bir sprint treni görünümünde. Marcel Kittel de yokken bence sprint etaplarını kovalamak ister. Onun en büyük rakibi de Katusha'dan A.Kristoff olacak elbette. Sagan’a en büyük tehditin John Degenkolb’dan gelmesi şaşırtıcı olmaz. Hem iniş çıkışlı finişleri seviyor hem de Sagan gibi güçlü, ara sprintleri kovalayacak bir takımı var. Degenkolb'ün önceliği Seraing etabı olacak, sonra da bence Yeşil Mayo peşine düşecek. 


Sarı Mayo ve ilk 5 Tahminim

1. Chris Froome...............(kılım ama bence kazanacak)
2. Vincenzo Nibali............(yokuşta hızlanmada sıkıntı var)
3. Nairo Quintana.............(zamanını bekle, seneye inşallah)
4. Alberto Contador..........(kazansın isterim ama çok zor)
5. Thibaut Pinot................(best of the rest) 


Bu iki yazıyla Fransa Turu öncesi risalelerimiz son buluyor. Etaplardan sonra da kısa kısa izlenim ve düşüncelerimi yazacağım. Ayrıca @alparsla da klasman ve etaplarla ilgili bilgiler içeren bir sayfa yapacak (tatilden dönerse tabii).

2015 Fransa Bisiklet Turu kazasız belasız geçsin, ailemize, ülkemize ve tüm insanlığa iyilik ve güzellik getirsin.




Sg/sg
2.7.15




30 Haziran 2015 Salı

Parkur Gelir Bizlere (Fransa Bisiklet Turu 2015)



Temmuz sevgili bir ay. Geçmişte kalmış veya hala sevdiğim bir sürü insanın doğum günü bu ayda. Lise ve üniversite zamanı Temmuz’u daha çok takdir ederdim. Tatil demekti, deniz, güneş, kitap, laklak, futbol, nadiren de kızlar demekti Temmuz, yanında kankası Ağustos’la beraber. Ama uzun yıllardır deniz ve sıcak aklıma gelmiyor. Yılın bu bölümüne anlamını veren şey benim için Fransa Bisiklet Turu. Haziran başı gibi radarı açarım, Giro'dan sonra nadasa aldığım haber takipleri, analiz yazılarını didiklemeye başlarım. Dauphiné ve Tour de Suisse'e diğer yarışlardan farklı bir gözle bakarım (bu sene bir de Route du Sud çıktı). Abone olmama karşın, etap detaylarını gösteren dergileri Avrupa'ya giden dostlara bir kez daha ısmarlarım. Kütüphanemdeki bisiklet kitaplarına daha sık bakar olurum, birini alır birini yerine koyarım. Ben Tour'u böyle beklerim. 



Bu yazıda biraz parkura bakacağım. 3,360 kilometrelik bir yarış koşulacak. Yine iki dinlenme günü (Pau ve Gap kentlerinde) ve 21 etap var. 22 takım dokuzar sporcuyla yarışacak. Bu sene yokuşçulara uygun bir parkur var. Tek ITT var; o da ilk gün ve 14 km. Tek TTT ise 28 km ve 9. Etap'ta. Bunun dışında ASO 9 düz etap olduğunu söylüyor ama ben 4.5 tane sprint etabı ancak görüyorum (2, 5, 7, belki 13 ve 21). Toplam 7 dağ etabının beş tanesi zirve finişiyle sonlanacak. 

Fransa Turu'nu ve yol bisikletini seyretmeye yeni başlayacak hevesli arkadaşları yazıya devam etmeden önce @alparsla Bey'in nadide eseri


yazısına buyur edelim. Ardından isterlerse 
şuna da baksınlar ve risalemize öyle devam etsinler. 

Müdüriyet


Şimdi 2015 Fransa Bisiklet Turu'nun etaplarına bakalım. Bu sene Tour'u coğrafi olarak altı kısma ayırdım: 

Hollanda & Belçika, 
Kuzey Fransa, 
Bretonya, 
Pireneler, 
Masif Central ve 
Alpler 

Teker teker gidelim. Önce Double Dutch Bussss!!


HOLLANDA & BELÇİKA

1954 yılında, Fransa Turu ilk kez ülke dışından start almış, yarış Amsterdam’da başlamıştı. Seneler içinde birkaç kere daha Hollanda’dan start verildi. 2010 Rotterdam’dan beş yıl sonra yarış bu kez Utrecht’ten başlayacak. "Grand Départ" konsepti çerçevesinde ilk gün 13.8km'lik ITT koşulacak. Eskiden, bu kısa başlangıç etabına, uzun ve heyecanlı bir kitabın ilk sayfasını anımsatırcasına, “prolog” denirdi.  Prologu okuyan kitabın büyüsüne tutulur, son sayfayı bitirmeden artık duramazdı. Fransa Turu prologu da o işe yarardı. İlk gün, teker teker start alan yarışçıları görüp kim olduklarını, kısa kısa hikayelerini dinleyen seyirci, Tour hummasına yakalanır, artık üç hafta iyileşemezdi. Ama o güzel hislere ket vuruyorlar işte. Mesafe 8 km'den uzun diye 1. Etap demek zorundayız. Yine sekiz kilometre km yap, yine “prolog” de ne olur yani, ne değişir? Bir sürü şey gitgide değişiyor, geleneklerden vazgeçiliyor. Her şeyin bozulduğundan şikayet eden huysuz ihtiyarları anlıyorum, giderek onlardan biri olmaya başlıyorum. 

1. Etap - Utrecht-Utrecht (ITT)


2. Etap Utrecht’den yola çıkacak ve yüzyıllardır insan-doğa mücadelesinin en inatçı ama zarif şekilde yapıldığı Zeeland bölgesinde bitecek. Nederland veya Fransızca ismiyle “Pays-Bas “Alçak ülkeler/topraklar” demek.  Zeeland da zaten deniz toprakları demek. Bölge insanları, Maas, Rhine ve Schelde nehirlerinin Kuzey Denizi’ne döküldüğü, deniz seviyesinin altındaki bu deltayı, 800 yıldır, bataklıkları kurutarak, set ve baraj şebekesi kurarak kendilerine bir yaşam alanına çevirmeye çalışıyorlar. 1953’deki büyük selden sonra başlatılan “Deltawerken” projesiyle artık başardıklarını söyleyebiliriz… mi? Küresel ısınma sonucu, bu kez tüm dünya, hep beraber yeni bir mücadeleye girişmek zorunda kalabiliriz.

Etap, bu baraj ve set sistemi için inşa edilen suni bir adanın üstünde sprint finişle bitecek. Rüzgar batıdan ve sert olursa, meydana gelecek muhtemel eşelonlar yarışa heyecan katabilir. Yoksa başkaca bir olay beklenmiyor. Ama rüzgarlı ve yağmurlu olursa, kan gövdeyi götürür, Chris Froome düşer, şimdiden söyleyeyim. 


Hollanda’dan Fransa’ya gelmek için Belçika’dan geçmek gerek. E haliyle orada da bir etap lazım. ASO bölgede güzel yarışlar da düzenliyor biliyorsunuz. Fleche Wallonne’un bittiği Mur de Huy’ün %20’lik yokuşları iki gündür dümdüz topraklarda yarışan bacakları açmak için iyi gelir. Anvers – Huy arasındaki üçüncü etapta üç adet Kat4 yokuştan sonra Huy Duvarı (Mur de Huy) çıkılacak. Klasman favorileri ilk mermilerini atacaklar gibi duruyor ama Valverde 15 ayda üçüncü kez kazanır gibi geliyor bana. Purito’yu plase yazıyorum. Aynı parkur finalini hem Tour’da hem de bir Klasik’te koşmak ne demek görmüş olacağız. En az Fleche W. kadar heyecanlı bir finiş olacağı kesin.



KUZEY FRANSA 


Chris Froome dördüncü güne kadar hala düşmemişse, Seraing – Cambrai etabı ve son kısmındaki pavé sektörler tam ona göre*. Fransa Turu parkuruna ne zaman Paris-Roubaix’den kupleler konsa bir takım sıkıntılar yaşanıyor. Geçen sene Nibali’ye zaferi getiren en önemli farklardan biri, bu sektörlerde, Contador’un önünden yürüyüp gitmesi olmuştu (bir de Froome düşmüştü tabii, ehe he!). Bu sene de aynı şey olabilir mi? Froome’u pavé’de göremedik. Contador ise geçen yıl pek iyi bir resim sergilememişti.  233km’lik etapta -P-R uzmanları haricinde- moral motivasyonu en yüksek adam Vincenzo olacak. Pavé bölümlerin altı tanesi yarışın son 35 km’sine sıkışmış durumda. Bu noktada büyük bir mücadele başlayacak. Dolayısıyla ilk 200 km boyunca takım liderlerinin koruma altında kalması hayati önem taşıyacak. Yarışın başında meşhur Namur Kalesi (Citadelle de Namur) yokuşu da var. Yayın o kadar erken başlar mı bilemem ama manzara harika olur.  

5. Etap’ta I. Dünya Savaşı’nın, hatta harp tarihinin en kanlı çarpışmalarından Somme Savaşı’nın geçtiği yerlerde dolaşacağız. 1916’da dört ay içinde bir milyondan fazla kayba yol açan bu karşılıklı katliam yüzünden bölge toplu mezar ve anıt dolu. Arras - Amiens arasındaki 189.5 km boyunca bol bol göreceğiz. Etap büyük bir sürpriz olmazsa toplu sprintle bitecek.

Bir sonraki gün de deniz kenarında olacağız. Abbeville’den çıkıp LeHavre’a giderken üç tane Kat4 yokuş var. Ama asıl sıkıntı, Zeeland etabında olduğu gibi, denizden gelecek rüzgar olasılığı. Çapraz rüzgar geldi mi, pelotonu karıştırmayı düşünen kuvvetli bir takım da varsa (mesela Astana veya Etixx-QST) ortalık birbirine girebilir. Bu da yetmezse etabın sonunun 800mt’lik  %7 bir yokuş olduğunu söyleyeyim. Zafer sanki kaçış grubuna gider gibi duruyor, fakat son yokuşta Contador veya Nairo bir Alicengiz atağı yapmazsa ne olayım. Ne olayım? Bilemedim… 

6. Etap - Manzara harika


BRETONYA

Ve Breton topraklarına geldik. Denizin ve iklimin sertleştirdiği, çalışkan, az konuşan insanların yaşadığı, bisikletçinin hasını yetiştiren Bretonya. Geçmişinde Lucien Petit Breton, Jean Robic, Louison Bobet, Bernard Hinault gibi büyük şampiyonlar yetiştirmiş, bisiklete aşkla bağlı, yiğidin harman olduğu topraklar. Fransa’nın bu nadide bölgesinde üç etap koşulacak. İlki Livarot – Fougeres arasında bir sprint etabı. Bir özelliği yok (nasıl yok!! Ramazan'ın son Cuması) ama ASO ne güzel serpiştiriyor sprint etaplarını değil mi? 2., 5. ve 7. Etaplardaki sprint mücadeleleri Cavendish’in destan yazıp yazmadığını, Sagan’ın “top speed”inin eski seviyesine gelip gelmediğini gösterecek. Greipel, Bouhanni ,Kristoff, Démare ve Edvald B-H gibi başaltı pehlivanları da kendilerini göstermeye çalışacaklar.

11 Temmuz günü Rennes - Mur de Bretagne etabı koşulacak. Etabın iki önemli yeri var. İlki 50. km’de geçilecek Saint-Méen-Le-Grand kasabası. 1953-55 arasında üç kez Fransa Turu’nu kazanan Louison Bobet’nin doğum yeri. ASO bu “hat trick”in 60. yılı şerefine parkuru şampiyonun kasabasından geçirip zarif bir jest yapmış**. Etabın asıl mühim kısmı, sondaki Mur de Bretagne. 2011’de Cadel Evans’ın kazandığı etap hala gözümün önünde. Valverde’nin Nisan ayındaki Fleche galibiyeti gibi sprintsiz bir zaferdi. Contador başını taşlara vurmuştu son atağı geç yaptığı için. Bu kez zaman bonusu da var, o nedenle etabı kazanmak önemli olacak. Aslında Philippe Gilbert’e yazacaktım ama bu sene katılmıyor eşek. Van Avermaet ikinci olur, Froome düşer (!)



Bröton etaplarının sonuncusu, koşulma sırası itibarıyla ilginç. Vannes – Plumelec arasında 28 km’lik takım saate karşı etabı var. TTT genelde ilk 4 etap içinde koşulur biterdi. Neden? E daha yarış dışı kalan pek olmaz, her takımın 9 kişiyle yarışma şansı olsun diye. Bu sene ise TTT ta dokuzuncu etapta. En az iki üç takım ful kadroyla yarışamayacak. Üstüne bir de alışkın olmadığımız şekilde yokuşlu bir TTT olacak.  Başlangıç irtifası 28 mt’den iki kez 130 mt’lere çıkılacak. En sonda da 1.7 km uzunluğunda, %6.2’lik Cote de Cadoudal var. Takım zamana karşı etaplarında, zaman dördüncü sporcunun finişten geçişiyle belirlendiğinden, büyük olasılıkla, her takım son yokuşun dibine kadar tam kadro gelmeye çalışacak (ilk sekiz gün fire vermemişse). O son yokuşta da, özellikle GK favorisi takımların amacı en kötü 5 kişi finişe gelmek olacak. Yani, takımın en kötü 5. yokuşçusunu yukarı taşımak zorundalar. Bu nedenle Froome, Nibali ve Quintana’nın Cadoudal’de domestik gibi önde tempo verdiğini görürseniz şaşırmayın. Bu etap için en mühim kişi beşinci eleman*****.

Kafile TTT’den hemen sonra güneye uçacak. Fransa Turu’nun geleneksel dinlenme günü kenti Pau’da bir gün geçirip dağlara çıkmaya başlayacak.



PİRENELER

Dağların ilk bölümünde 3 etap var. İlki Tarbes – La Pierrre-Saint-Martin arasında. Tarbes, yüzbin nüfuslu bir Bask kenti. Pek bir özelliği yok, fasulyesi meşhurmuş. Etap aslında hiç de Pireneler'e yakışır şekilde başlamıyor. İlk 140 km boyunca sadece üç tane Kat4 tırmanış var. Hani, arkasına sprint finiş koysanız Cavendish Pireneler'deki ilk zaferini kazanabilir durumu var. Hal böyleyken, bölgenin kayak merkezi La Pierre-Saint-Martin parayı bastırınca, parkur direktörü Thierry Gouvenou da yokuşu çakmış. Bu ticarileşme sırasında, yokuşun aslen Col de Soudet olduğu gözden kaçmasın lütfen. Soudet çok sert ve eğimi sürekli değişen bir yokuş. Favoriler ve yokuşçular laylaylom 140 km gelip bir anda bu sert rampaya sarınca Bastille Günü havai fişeklerini görecekler.

Bagneres-de-Bigorre, Aspin, La Mongie, Tourmalet...  Kulağa şiir gibi geliyor. Bence bu yarışın en zor olmasa da en güzel etabı. 188 km uzunlukta ve Pau-Cauterets arasında koşulacak. Biri HC olmak üzere altı kategorize yokuş var. Tourmalet zirvesinden finişe kadar 40 km var, biraz daha kısa olsaydı Nibali ve Contador o yokuştan çok fena inerlerdi. İniş özürlü Froomie ve son Vuelta'da düşen Quintana'ya zaman takmak için harika olurdu. Düşük olasılık. Ama her durumda son yokuş Cauterets çok can yakacak. 6 km ve %5 olduğunu görüp “Ne var yahu?” demeyin, büyük aynakolda, yüksek tempoda çıkılacak bir yokuş. Bacaklar muhallebiye döner. 


12. Etap, 195 km'lik Lannemezan - Plateau de Beille***.  Fransa Turu’nda daha önceki beş Plateau finişinin dördünde, etabı kazanan Fransa Turu'nu da kazanmıştı. Bir nevi "Kingmaker" etap. Çok zor bir yokuş ama tüm profile karşıdan bakınca daha da korkutucu. Fabio Casartelli’nin 20. ölüm yıldönümünü anmak için önce Portet d’Aspet çıkılacak. Sonra iki tane Kat1 yokuş ve ardından 15.8 km’lik, %7.9 eğimli Plateau de Beille. Contador’un 2007’de burada etap kazandığını hatırlatayım. Müthiş savaşlar olacak, Froome kafasını iki yana sallaya sallaya ataklar yapacak, Quintana yüzünde hiç ifade değiştirmeden cevap verecek. Pireneler'in son etabında zevkten gebereceğiz inşallah! 



MASSIF CENTRAL

Fransa'nın ortasında, hafif güneye doğru 85.000km karelik bir bölge, jeolojik olarak çevresindeki yapıdan farklı olduğu için bu ismi almış. İlk duyduğumda sıfat ve ismin yerini karıştırmış, "Büyük Santral da ne ola?” diye düşünmüştüm. Halbuki doğru çeviri "Orta Kütle" veya "Merkez Kütlesi" olmalıydı. Masif Santral’in TdF için anlamı, Alpler’den Pireneler’e  doğru –veya ters yönde- kafilenin geçiş yolu üstünde olması. Fransa Turu için parkur hazırlanırken, geçiş düz, uzun ve sprintli etaplarla olsun istenirse güneyden (Carcasonne, Narbonne, Montpellier gibi), sert, yokuşlu ve cilveli olsun istenirse de Massif Central’den planlanır (hatta bazen Mont Ventoux’yu, çok bazen de Puy du Dome’u koyarlar, sertlik ve cilve zirve yapar). Bu yıl cilveli olacak, ossun bakalım.

Pirene sonrası ilk etap aslında kaçış grubuna bırakılsın diye tasarlanmış. Bayramın ilk günü**** Muret - Rodez arasında 198.5 km ve 3 kategorize yokuş var. Onların dışında da parkur sürekli çıkıp iniyor. Ama Astana (veya sürpriz planları seven başka bir takım) isterse bu etapta ortalığı dağıtabilir. Pelotondaki o panik havasını çok görmek isterim fakat sanki kaçış grubuna bırakırlar diye tahmin ediyorum. Etabın sonunda yarım kilometrelik %10 bir duvar var. Hem zafer hem de klasmanda birkaç saniye isteyenlere pek uygun bir fırsat veriyor.  




Ertesi günkü Rodez – Mende etabı hakkında çok konuşuluyor. Etap kısa ve sert iki yokuşla bitecek. Önce 2km, %5.9’luk Cote de Chabrits, hemen ardından da 3km ve %10’luk Croix Neuve. Çok can yakabilir, çok zaman kaybettirebilir. 2010’da buradaki etabı Purito kazanmıştı ama Contador baş rakibi Andy Schleck’e on saniye fark atmıştı. Her şey olabilir. Bir zamanlar, bir dağ yolunda yazdığı “Ayı çıkabülü, daş düşebülü!”

Mende – Valence etabı için toplu sprint beklentisi var ama 4 tane de sertçe yokuş var. Eğer sprinterler bu zorlukları aşarlarsa Valence’da şansları olacak. Finişe 60 km kala son yokuş %5.8 eğimli 8 km’lik Col de l’Escrinet. Tempo yükselirse Cav’ın pelotonun önüne geçip “Ya yavaş ulan!! Bize de bi şans verin be!” diye birilerine girişmesi olası.

Hayırlısıyla Büyük Santral’i eda eyleyip Alpler’le flörte başlıyoruz artık. Fransa Turu son ve en afili numarasını yapmak üzere…



ALPLER

Le Tour önce güneydeki Provence Alpleri’ne uğrayacak. İlk olarak 201 km’lik Bourg-de-Péage – Gap etabı var. Gap demek, Col de Manse’dan aşağı deli bir iniş demek. Kim bilir kaç kez seyrettik. Deli iniş deyince akla Nibali ve Contador geliyor ama Froome gelmiyor maalesef. Team Sky, liderinin bu defosunu kapatmak, diğer herkes de ortaya çıkarmak istiyor. Yokuşta geçemezsen inişte geç planı kesin denenecek. Son 13 km tırnak yedirir.  

Fransa Turu ikinci molasını Gap’da verdikten sonra yine bir efsanesini anacak. 1975’de Eddy Merckx altıncı TdF zaferine gidiyordu. Sarı Mayo üstündeydi ama Puy du Dome etabında  bir seyirciden böbreğine yumruk yemiş, Bernard Thévénet’ye 34” kaybetmişti. Ertesi gün, Nice – Pra-Loup etabında kaybettiği saniyeleri kazanma planı vardı. Col d’Allos zirvesinin inişinde tek başına atak yapmış,  Pra-Loup’ya önde başlamıştı. %6.5 eğime rağmen Pra-Loup çok uzun bir yokuş değildi. Merckx’in altı kilometreyi rahatça çıkıp etabı kazanacağı düşünülüyordu. Ama yokuşun ortasında Merckx bonkladı, yavaşladı. Arkadan gelen Thévénet yetişti, Merckx’i geçti. Etabı kazanırken Sarı Mayo’yu da giymişti. Aslında TdF 1975’in bundan sonrası da ilginç ama yerimiz müsait değil aziz okuyucu. O nedenle burada keseyim.

Evet 40 yıl sonra önce Col d’Allos, sonra Pra-Loup. Etap başından itibaren tırmanış dolu olacak. Benim tahminim, favorilerin bu etapta bir ateşkes uygulayacakları, gençler ve ikinci kemanlara şans tanıyacakları yönünde (17. Etap: Digne-les-Bains – Pra-Loup, 161 km). 



23 Temmuz’da işler iyice kızışmaya başlayacak diye klişe bir laf edeyim ama son iki güne bakınca sanki  favoriler enerjilerini biraz daha iktisatlı kullanırlar diye düşünüyorum. Yoksa çok baba, 21 km’lik Col du Glandon var. Ama etabın ortasına konmuş. Oraya gelene kadar beş tane Kat2 ve Kat3 yokuş var ama dediğim gibi çok olay çıkmaz gibi geliyor. Aptala malum olur mu göreceğiz. Etabın sonunda süper estetik ve sempatik yokuşumuz Lacets de Montvernier ilk kez Fransa Turu’nda arz-ı endam edecek.  Bu arada etabın ilk 60 km’si Napolyon Bonapart’ın Elba sürgününden Paris’e dönerken kullandığı, artık bir turist çelene dönüşmüş olan “Route Napoléon” üstünde. Paşamızın yolculuğunun 200. yılı şerefine parkura dahil edilmiş. Ama sevinçle kutluyor muyuz, saygıyla anıyor muyuz, ne yapıyoruz bilemedim.

Son iki Alp etabına geldik. 138 km’lik Saint-Jean-de-Maurienne – La Toussuire-Les Sybelles etabı benim Froome’a ilk gıcık olduğum yokuşta bitiyor. Hatırlarsınız: 2012 Temmuz… Önde Valverde etaba gidiyor, Froome Wiggo’yu çekiyor, Wiggo şişiyor, Froome Valverde’yi yakalamak için atak yapmaya çalışıyor, Wiggo “saçmalama” diyor, Froomie ters ters arkasına bakıyor “Hem çıkamıyorsun, hem beni engelliyorsun, hem de Tour’u kazanıyorsun” şeklinde. O günden beri yıldızımız barışmadı. Neyse… Etap profilini koyayım:
  


Glandon üstü Croix de Fer ve dahi Mollard ve illa ki da La Toussuire… 140 km’de herhalde 4000 m irtifa çıkılacak. Daha ne olsun. Froome, benim gibi yavşakların çenesini kapatmak için kazanmak isteyecektir.

20. Etabın ilk tasarımında Galibier ve L’Alpe d’Huez bir aradaydı. Ama birinden diğerine geçmek için kullanılan yol üstündeki tünellerde toprak kayması riski olduğundan parkur değiştirildi. L’Alpe d’Huez’den vazgeçilemeyeceğine göre Galibier feda edildi, yerine ters taraftan çıkılacak Croix de Fer kondu. 110 km’lik bir sprint dağ etabı, ne demekse artık… L’Alpe her zaman özel bir yer. Her zaman olsun istiyorum. Bourg d’Oisans’dan çıkıp Huez kasabası yoluna girecekler. Dağdaki 200.000 kişinin bağırışı altında, iki metre genişliğe kadar daralmış asfaltın üstünde, 14.7 kilometre ve 21 viraj boyunca son ve nihai savaşın tanığı olacağız. Çok kan dökülecek ve fakat kimse ölmeyecek. 


Son gün, Türkler’in hayırla anmadığı, porselenleriyle ünlü Sevres’den Paris’e Champs-Elysées’ye klasik kutlama etabı koşulacak. Cavendish ve diğer sprinterlerin son bir şansı daha olacak. Sonra 2015 Tour de France’ı kapatacağız.

Hepinize iyi seyirler.
SG/sg
30.6.15


*Parkur tanıtım yazısını birilerine takılmadan, kuru kuru yazınca çok tekdüze oluyor, yazar çok sıkılıyor,  sıkılınca da yazı takır tukur oluyor. Lütfen anlayışlı ol aziz okuyucu. Froome’la bir alıp veremediğim yok. Yarışı kazanacağını da tahmin ediyorum üstelik. Ama estetikten çok uzak bir sürüş stili olduğunu sen de kabul edersin. Her an, Men in Black filmindeki gibi, göğüs kafesi açılıp içinden antenli mantenli bir uzay böceği çıkacakmış gibi gidiyor. Tööbe tööbe…

**Louison Bobet’yi ben de unutmadım ve Temmuz ayındaki Socrates Dergi'ye onu ve kardeşi Jean’ı anlattım. Alın okuyun, adamı hasta etmeyin.

*** Lannemezan – Plateau de Beille yazınca şöyle bir duraklayıp düşüneceksin, 2002 ve 2004 aklına gelecek, kafanı iki yana sallayacaksın. Buruk bir gülümseme takılacak dudağının kenarına, hayalete bir selam sarkıtıp yazıya devam edeceksin. 

**** 17 Temmuz Ramazan'ın son cuması değilmiş (sert uyarı aşağıda). Bayramın ilk Cumasıymış. Bir gün için birbirimizi kırmayalım bence... Bu durumda Ramazan'ın son Cuması Livarot-Fougeres etabına denk geliyor.

***** Anlık hafıza çöküşü nedeniyle TTT'de takım zamanının, finişi 4. geçen sporcunun süresi temel alınarak hesaplandığını yazmıştım. Halbuki 5. sporcunun zamanı baz alınıyor. Düzeltir ve özür dilerim, başta @candanceylan olmak üzere, dürtenlere bilhassa teşekkür ederim.