Sarı Mayo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sarı Mayo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Temmuz 2016 Çarşamba

Fransa Turu'nun Ardından




Fransa Turu 2016’yı bitirdik. Chris Froome rahatça genel klasman şampiyonu oldu. Peter Sagan Yeşil, Rafa Majka Puanlı ve Adam Yates de Beyaz Mayo’yu kazandılar. Takım klasmanını Movistar alırken jüri En Savaşkan Sporcu Ödülü’nü, tüm yarış istediği gibi eğlenip iki* de etap kazanan, Peter Sagan’a verdi. Chris Froome’un üçüncü Sarı Mayo’su onu Loison Bobet ve Greg Lemond ile aynı basamakları paylaşır hale getirdi. Team Sky da 5 senede dördüncü kez “Maillot Jaune”u Britanya’ya taşıdı. Fransızlar 30. seneyi de hüsranla bitirdiler ama kendilerini avutacak bir şey bulmayı yine de başardılar. Romain Bardet’nin son hafta etap kazanıp yarışı 2. bitirmesine pek sevindiler. 
https://twitter.com/vrdaam/status/757660687233581056


Bütün bunları herkes seyrettiğine göre akılda kalanları ve gözden kaçanları kısa kısa konuşup tartışmak isterim. Öncelikle, geçen seneye oranla, Avrupa’da TDF’ın izlenme oranlarında ciddi düşüş olduğunu söylemek gerek (https://twitter.com/vrdaam/status/757660687233581056). Bence en büyük nedeni Sarı Mayo mücadelesinin hiç kızışmaması oldu. Contador ilk hafta bitmeden yarıştan ayrıldıktan sonra Bagneres de Luchon’da mayoyu üstüne geçiren Chris Froome’a kimse ciddi bir tehdit oluşturamadı. Adam Yates ve Bauke Mollema ona çok yakın gibiydiler ama yine de Froomie’ye rakip olamayacaklarını görüyoruk. İkinci hafta siz ekran başında, biz de stüdyoda sıkıntıdan kendimizi keseyazdık. Team Sky, US Postal/Discovery’den de bildiğimiz taktikle yarışı hep kontrol altında tuttu. Onlar çekildiğinde de Movistar’dan bir hareket göremedik. Sadece Astana arada bir öne çalıştı ama nedeni anlaşılamadı(!) 

Sky’ın güçlü olacağını biliyordum ama daha çok diğer takımlara ve sporculara şaşırdım. Ya da hayal kırıklığına uğradım diyeyim. Özellikle de Movistar’a. Quintana’dan son haftayı bekleme dışında bir taktik göremedik. Mont Ventoux’nun eteklerindeki 75 mt’lik atak dışında kendisinden ne yaptı? Nada! Evet Nairo 26 yaşında, daha önünde uzun yıllar var. Ama madem öyle, bize gaz vermeseydiler “Seneye gelip Froome’a toz yutturacak!” diye. Büyük hayal kırıklığı.

Contador erkenden yarış dışı kaldığı için çok dikkat çekmedi ama Tinkoff’daki herkesin kafsına göre takılması da dikkatimden kaçmadı. Lideri geri düşerken ana grubu bırakmayan Kreuziger’in pozunu bulamadım ama bulsaydım çok anlamlı olacaktı :)))

Şahsen Pinot ve Bardet’nin en azından bu sene Froome’a rakip olamayacaklarını tahmin ediyordum (+4:05 fark rakip demek değildir) ama Contador da ilk haftada denklem dışına düşünce yapacak bir şey kalmadı. Bu yüzden, TDF2016’yı seyretmeyen Avrupalı seyirciyi pek de suçlamıyorum. Aynı hoşgörüyü Türk izleyiciye gösteremem, "Öyle bir doygunluk hissine ne zaman kapıldınız?" diye manalı sorular sorarım. 

Yanlış anlaşılmasın, üç paragraf yukarıda Discovery benzetmesi yaparak Froome/Sky kombosuna bok atmaya çalışmıyorum. İkisine de uyuz olduğum biliniyor, saklayacak bir şey yok. Yine de Froomie’nin Peyresourde inişi, rakiplerine ciddi fark attığı ilk TT ve Montpellier’deki cüretkar hamlelerini takdir etmekten kendimi alamıyorum (kazandığı 2. ITT’yi neden çok sallamıyorum peki?). Froome’un müthiş fedakarlığını, disiplinini, kendine yapılan eleştirilere karşı sürekli gelişmesini ve GK sporcuları içinde en iyisi olmak için yaptıklarına saygı duyuyorum. Bisikleti kırılınca zirveye doğru koşması bile kazanmak için her şeyi yapabileceğini gösteren bir tavırdı. Ama içinde dönüp duran o çok yakıcı rekabet duygusuyla bazen hırçın, bazen mıymıy bazen de gayri etik birine dönüşmesine kıl oluyorum. Yanında koşan seyirciyi yumruklamasını unutmayacağım. Mont Ventoux yokuşu öncesinde takımı kaza yapınca yalandan çiş molası verip pelotonu yavaşlatması da midemi bulandırdı. Üstelik rezil Britanya basının “Valla Stannard düşünce Movistar da öne gelip tempo yapacaktı az kalsın. Etik ve götük değerler bunu mu söylüyor, yazıklar olsun” minvalinde yorumlar yapmasına daha da sinirlendim. Mont Ventoux 2016 rezaletinde komiserlerin Froome’u kollayan kararı da çok içime sinmedi, onu da şurada yazmıştım. Başka “gayrı etik” şeyler de yapıyor mudur? Bilemem ama 2000’lerin başındaki naif Sarper değilim artık. Herşey olabilir. Fakat tüm bunlar, Froome ve Team Sky’ın her olasılığı hesaplayan, “marjinal kazanımlar”ın tamamını kullanan, 9 sporcusunu da tek bir amaç etrafında toplayarak onlardan en üst düzey performansı almayı başaran müthiş bir makina oluşunun ihtişamını kapatmıyor. Bu takım ve bu adam pelotonun en büyük bütçesini de kullanarak elbette yarışı domine edeceklerdi, ettiler de. Helal olsun. 



2106’nın en güzel görüntülerini Mark Cavendish verdi sanırım. 2014 ve 2015’i sessiz geçen Cav, kendisinden çok şey beklemediğimiz anda 4 etap birden kazanarak bence Tour’a damga vurdu. Rio 2016 yüzünden erken ayrılmasaydı daha da Paris’i de alırdı bence. Tabii Peter Sagan için ne söylesem az kalacak. Yıllarca yarış zekasıyla dalga geçtiğim adam Richmond’dan bu yana bir kaç kuvantum sıçraması yapmış durumda. Gerçekten bisiklet dünyasının yeni starı oldu. O kadar güçlü ki, taktiksel olarak soru işareti dolu hamleleri bile başarıya ulaşıyor. Mantıken Montpellier etabının sonunda kaçmaması gerekirdi. Çünkü sprinti beklese kazanma şansı yine vardı. O noktada yapacağı bir atağın başarılı olma olasılığı sprinti alma ihtimalinden düşüktü. Ama kuvvetinin düzeyine olan inancı o son hamleyi denemesine izin veriyor. Sonuçta etabı alınca da “dahice bir hamle” diyoruz başarısına. Beşinci senedir Yeşil Mayo’yu kazanıyor ve bu gidişle ondan bunu alabilecek kimse de yok. Ama Combativite ödülüne gerek yoktu bence. 





Tom Dumoulin ve diğer Hollandalılar. Dumoulin için harika bir yarış oldu. Neredeyse üç etap kazanacaktı sıpa, hem de biri dağlarda. GKcı olmak için uğraşmazsan çok sevinirim. Sen olduğun yerde güzelsin Tom. Ama tabii Hollanda hikayeleri hep hüzünlü bitiyor. Vuelta’da Dumoulin, Giro’da Kruijswijk ve Tour’da da Mollema (Tour’da 19. Etap’ta düşüp kolunu çatlatan Dumoulin’i bir kez daha ekleyebiliriz). Ne yapacağız biz bu Dutch Blues’u? Nasıl olacak da olacak ve ne zaman Hollandalı bir şampiyonumuz olacak? Evet Hollandalılar bu konuda Fransızlar kadar gergin değiller ama 36 yıl oldu artık. Kom op!! 



Adam Yates? Muhteşem. 24 yaşında ve podyumu son anda kaçırdı. Yokuşlarda favorilere takılmasından çok TT’lerde durumu nefis idare etmesi dikkatimi çekti. Orica-BE ona yokuş domestikleri açısından biraz daha yardım etmeli. Fakat takım seneye Chaves, Yates & Yates problemine nasıl yaklaşacak görmek ilginç olacak. Hele Chaves Vuelta’yı kazanırsa. 

Keza Jarlinson Pantano ve Julian Alaphilippe de bu yarışta hepimize isimlerini ezberlettiler. (Alaphilippe’i zaten biliyorduk ama ossun, laf öyle denk geldi). Pantano TdSuisse’in ardından bir etap da Fransa’da kazanırken Kolombiyalılar’ın sadece yokuş çıkmadıklarını, aynı zamanda sprint atıp yokuş da inebildiklerini gösterdi. Alaphilippe ise hırsı ve inatçılığıyla yarışta hep adından söz ettirdi. Göz önünde olanlardan biri de Thomas de Gendt’ti elbette. Mont Ventoux’daki zaferi dışında bence yarışın en “kombatif” adamıydı, Peter Sagan yerine ödül ona verilseydi sanırım daha şık ama gösterişsiz olurdu. 

Fabio Aru’nun GK’ı tehdit edecek bir hali olmamasına rağmen Astana yönetiminin takımı neredeyse inadına onun etrafında tutması, büyük turların en agresif takımlarından olan Kazaklar için tuhaf oldu. Aru’nun biraz daha palazlanmaya ihtiyacı var, Tour bir Giro değil, Vuelta ise hiç değil. 20. Etap’ta kaçışta çok kuvvetli bir Nibali varken ana grubu Astana’nın çekmesi gereksiz bir hamleydi. 

İlnur Zakarin’in ve Stephen Cummmings’in etap zaferlerini de analım ama yarıştan aklımda kalanlar bu kadar. Toparlamak gerekirse, geçen yıllara oranla daha sönük bir Fransa Turu geçirdiğimiz kesin. Bunun nedeni Froome ve Team Sky’ın seviyesine kimsenin çıkamıyor oluşu. ASO bu duruma bir sene daha tolerans gösterir bence ama 2017’deki genel klasman mücadelesi de bu seneki gibi geçerse olaya el koyar. Ne yapar bilmiyorum ama yarışın daha heyecanlı, çekişme dolu hale gelmesi lazım. Froome bir Armstrong, bir Pantani değil. Heyecan yaratmıyor, kitleleri peşinden sürüklemiyor. Öyle olunca da, yarışı tek başına domine edince millet sıkılıyor (Türkler’i değil başka milletleri.Türk sıkılmayacak!!). Eğer çok zevkli ve çekişmeli bir Vuelta’16 ve Giro’17 seyredersek Prudhomme olaya el koyar.


Şimdi önce Rio, sonra Vuelta var. Görüşüp konuşmak üzere. Au revoir!!    

-0-


* Sagan 2 değil 3 etap kazandı tabii ki.. (Tarık Arda'ya teşekkürler)

6 Temmuz 2015 Pazartesi

Fransa Turu 2015 (1-9. Etaplar)

(Fransa Turu 2015 Parkur Tanıtımı) 





TOUR DE FRANCE 2015



9. ETAP TTT (VANNES - PLUMELEC, 28 km) 

-Etap BMC'nin Zafer Froome'un-


TTT'de anlatacak pek bir hikaye olmuyor. Zaten Wimbledon Finali'yle dönüşümlü seyrettiğimden yarısını görebildim. Bunların arasına bir de oğlanı InterRail'e uğurlama girince daha çok radyodan takip ettim. Oldukça çekişmeli geçen etabı BMC kazandı, ilk üç takım 4 saniye içinde yer aldı. Movistar'da Alex Dowsett'in vasat performansı etap zaferine maloldu. BMC, Team Sky'ın yarım saniye önünde etabı aldı ama Van Garderen çok istediği Sarı Mayo'ya ulaşamadı ne yazık ki. 




Movistar ve Quintana bu sonuçla zaman kaybetmemiş oldular ama Nibali ve Contador bu etapta da darbe yedi. Parkurun son yokuşunda Contador takımını cayır cayır çekmesine rağmen Froome'dan 27" geride bitirdi. Nibali ise etabın başındaki çok yüksek temposuyla grubun belki de erken kopmasına yol açtı bence. Onları beklemek için tekrar tempoyu düşürdüler ama bu da düzeni bozdu. Nibali iki gün içinde 45" kaybetti ve hiç mutlu değil. 

Pireneler öncesi Team Sky ve Chris Froome çok avantajlı gözüküyor. İlk dinlenme gününde en zor durumda Froome'un olacağı beklenirken alttaki tabloda da gözüktüğü gibi Tejay hariç herkesle ciddi bir fark açmış durumda. Evet her zaman bir "jour sans" olasılığı var ve etap bonus saniyeleri ile çok daha fazla zaman kaybetmek mümkün ama Quintana ve Nibali'nin nerede ve nasıl 2 dakika bulacaklar, hayal edemiyorum. Contador da belki Pireneler'i geçer ama son hafta Alpler'de Giro'nun etkilerini bence daha çok hissedecek. Astana ve Movistar'ın dinlenme gününün hemen ardından saldırıya geçmesi gerek. Salı günkü La Pierre-Saint-Martin yokuşu çok önemli olacak. Nibali'nin Çarşamba günü Tourmalet inişinde Froome'u silkelemeye çalışacağını düşünüyorum. Twitter'da Salı akşam durum belli olur demiştim ama hatırınız için Plateau de Beille'in finişine kadar bekleyeyim bari... 
     

GK HEVESLİLERİ ZAMAN FARKLARI (Sarı Mayo ile):

Chris Froome........31h 34'12"
Tejay Van Garderen......0'12"
Alberto Contador..........1'03"
Rigoberto Uran.............1'18"
Alejandro Valverde.......1'50"
Nairo Quintana.............1'59"
Vincenzo Nibali.............2'22"
Warren Barguil.............2'43"
Robert Gesink...............2'52"
Bauke Mollema..............2'56"
Joachim Rodriguez........3'52"
J-C Péraud....................3'30"



8. ETAP (RENNES - MUR DE BRETAGNE, 181.5 km) 

-Froome Peloton Çekiyor!!-

Araya hafta sonu girince yazar disiplinim kayboldu. Pazartesi sabah itibarıyla tekrar koyulalım. Aslında çok beklenmedik bir şey olmadı. Bir kaçış grubu oluştu, peloton yarı yolda yakaladı. Ara sprint kapısında yeni bir kaçış oluşması ilginçti ama Cannondale Garmin de yeni gruba fazla şans tanımadı ve finişe 10 km kala "gruppo compatto"ya geri dönüldü. 

Yokuşta Chris Froome'un istekli ve savaşkan hali dikkat çekti, hatta bir ara önde grubu çekiyordu. Alexis Vuillermoz'un iki kez atak yaparak yarışı kazanışı zarifti. 3 yıl öncesine kadar pro bisikletin en dandik takımı Ag2R La Mondiale'in değişimi göz kamaştırıyor. J-C Péraud ve Bardet'den sonra şimdi de eski MTBci Vuillermoz ile adlarından söz ettiriyorlar. Alexis, Ag2R'in bütçesinde yer olmadığından, 2 yıldır bir işadamı tarafından finanse ediliyor. Bu zaferden sonra takım bütçe ayırır artık. 




Günün kaybedeni Vincenzo Nibali oldu. Chris Froome'un yükselttiği tempoya ayak uyduramayan Messinalı 10 saniye daha kaybetti ve şampiyonluk şansını azalttı. Contador ve Quintana ön grupla bitirirken Froome'un temposu ve iştahı göz kamaştırıyor, hatta zaman zaman bakamıyoruz kendisine... 

SG/sg
13.7.15 


7. ETAP (LIVAROT - FOUGERES, 190.5 km) 

-Cavendish Geriden Gelince-

Kazalardan dolayı son üç gündür pelotonda bir "saldırmazlık paktı" var. Süper yalan bir kaçış grubu oluşuyor (hatta bazen oluşamıyor), tempo gayet sakin gidiyor, son kilometrelerde kaçış grubu da hiç mücadele etmeden ruhunu teslim ediyor ve son 10-15 km yarışılıyor. Buna rağmen Le Havre'da Sarı Mayo omzunu kırınca dün herkes daha bir sakindi. Chris Froome, az görülen/izin verilen bir jestle Sarı Mayo'yu giymedi, zaten ASO da karşı çıkmadı.

Sprintte Cavendish Amiens'de yaptığı gibi Renshaw'u erken bırakıp Kristoff'un arkasına yerleşti. Önden ve erken açtığı iki sprintte yenilince bu kez geriden çıkmayı seçti. Bu riskli bir taktikti çünkü bloke olmak mümkün arkada kendine yer ararken. Cav atak yapan Greipel'in arkasına girip, son sprintte sağından geçerken Alman sprinter rahatlıkla bariyerlere doğru Cav'ı bloke edebilirdi ama koridoru kapatmadı. Zaten Cav da yarıştan sonra "He is a great gentleman" diyerek nazik Hulk'u takdir ettiğini gösterdi. Sagan Greipel'in diğer tarafından atak yaptı ama dün en hızlı Cavendish'di. 




Mark Cavendish, Fogeres'de kazanarak TdF'daki 26. etap zaferini elde ettş ve Andre Derrigade'ı geçerek Tour tarihinin en çok etap kazanan sprinteri oldu. Etixx QST de ilk yedi etabın üçünü kazanarak daha şimdiden Fransa Turu amaçlarının çoğunu gerçekleştirdi. Fransızlar ise hüsran olmaya devam ediyorlar. Bu etap için daha fazla byte harcamaya da gerek yok. 


Il piu grande velocista del Tour de France


Tony Martin Tour'u bıraktığı için Chris Froome Genel Klasman'da tekrar liderliğe yükseldi. Bugünkü Rennes - Mur de Bretagne etabı ilginç olacak. Mur de Huy'de 300 mt içinde tüm rakiplerine 10-15 saniye fark atan Froome bugün de benzer bir şey yapmak isteyecek. Ama 2011'de Contador'un bu etabı geç atak yaptığı için kaybettiğini hatırlatayım. Mur de Huy'deki gibi iki ayrı savaş olacak bugün. Hem etap hem GKcılar fark yaratmak isteyecek. Yokuş son bölümde GKcılar dışındaki favoriler Peter Sagan, Dan Martin, Tony Gallopin, Michal Kwiatkowski, Purito ve bence Valverde.

Bugünkü etap 1953-55 arasında Fransa Turu'nu 3 kez kazanan büyük şampiyon Louison Bobet'nin doğum yeri Saint-Meen-Le-Grand'dan geçecek. Socrates Dergi Temmuz sayısında onu ve kardeşi Jean Bobet'yi anlattım. Alın okuyun, adamı hasta etmeyin.   

(Yazıyı yazıp yayınladıktan sonra mal mal web surferken Luca Paolini'nin Perşembe günü yapılan doping testinde kokain çıktığını öğrendim. Kendisine "Oha Luca!!" diyorum.)

GK HEVESLİLERİ ZAMAN FARKLARI (Sarı Mayo ile):

Chris Froome................0'00"
Tejay Van Garderen......0'13"
Rigoberto Uran.............0'34"
Alberto Contador..........0'36"
Warren Barguil.............1'07"
Bauke Mollema.............1'32"
Vincenzo Nibali.............1'38"
Robert Gesink...............1'39"
Alejandro Valverde.......1'51"
Nairo Quintana.............1'56"
Joachim Rodriguez.......2'00"
J-C Péraud...................2'07"

SG/sg
11.7.15


6. ETAP (ABBEVILLE - LE HAVRE, 191.5 km) 

-Alma Çocuğun Ahını...-

Okulları gezmiş eve dönerken cep telefonundan Tony Martin ve hakkında yazdığım yazıyı okudu. Suratı değişti ama bir şey demedi. "Bozuldun mu?" diye sordum, "E yani..." dedi. Fazla üstünde durmadı, konuyu gösterilerine çevirdik. Onları anlatırken havası değişti, yine neşelendi. Emre'yi annesine bırakıp eve geldim, TV'yi açtım. Yine çok sıkıcı bir etap oluyordu. Meşhur Etrétat Falezleri geçilirken telefonlaştık. Birkaç yıl önce dil okulu için Rouen'e gitmiş, o doğa harikalarını gezmiş, benim hatırıma Jacques Anquetil'in mezarını ziyaret etmişti.

Son kilometreye kadar etapta iki eğlenceli şey oldu. Biri Damiano Caruso'nun tüm mataralar sırtındayken bisiklet üstü parendesi. Sonu çok kötü bitebilecekken çok ucuz atlattı neyse ki. Diğeri ise daha hayırlı bir işti. TdF'a katılan ilk Afrika takımı MTN-Qhubeka'nın Eritreli sporcusu Daniel Teklehaimanot, etaptaki tüm yokuş primlerini kazanarak, Fransa Bisiklet Turu tarihinde Puanlı Mayo'yu giyen ilk siyahi Afrikalı oldu. Mayo üstünde gerçekten çok şık durdu. Bu başarı tüm dünyadaki ırkçılara, zenofoblara, ayrılıkçı politikaları kışkırtanlara girsin. Daha dar bir kapsam isterseniz de gariban turistleri dişine göre bulan soysuz itlere yerleşsin. Amin!





Son beş kilometrede önde Giant Alpecin ve Etixx-QST vardı. Ama aralarında Cavendish'i görünce şaşırdım. Son kilometre bayrağına doğru geri kalmaya başladı. Tam "Bu finişi sana yedirmezler koçum!" derken, Tony Martin anlamsız bir şekilde yanındaki Warren Barguil'e omuz atıp düştü. Onunla beraber Barguil, Nibali, Quintana ve birkaç kişi daha düştü. Nibali'nin çarptığı Chris Froome sendeledi ama devam etti (bana kıllık olsun diye düşmüyo it!). 



Tony Martin üç kez ucundan döndüğü Sarı Mayo'yu 4. Etap'ta nihayet kazanmıştı biliyorsunuz. Ama o muhteşem kaçışın ve zaferin gazıyla, Tony'i övecem diye oğluma sataşınca... Tanrı, onca işinin arasında yazıyı okumuş ve hikmetinden sual olmaz şekilde, faturayı bana değil Tony'e kesmişti. Bu tuhaf seçimi Almanlara ta Martin Luther'den beri gıcık olmasıyla açıklıyorum. Bir de oğlumu daha fazla üzmek istememiş olabilir.

Martin'in düşmesiyle yaşanan kaosta, takım arkadaşı Zdenek Stybar etabı kazandı. Herkes Sagan'ın ne yapacağını beklerken, onu Siena'da alt eden Stybar atak yaptı (orasını ekranda göermedik. Sagan ve herkes başkasının arayı kapatmasını beklerken Çek sporcu Etixx QST'e buruk bir zafer getirdi.

Beni en duygulandıran şey ise, Julien Vermote, Matteo Trentin ve Michal Kwiatkowski'nin, köprücük kemiği kırık Tony Martin'i iterek yokuşu çıkarmalarıydı. Bu sahne ne zaman ortaya çıksa, tüm pisliklerine rağmen, çok zarif, insani, sevilesi bir spora tutulduğumu bir kez daha farkediyorum.


Bugün start listesi imzaya kapanana kadar Sarı Mayo'nun sahibi Tony Martin'dir. Aksini iddia eden varsa buyursun gelsin. Pompayla bekliyorum...


GK HEVESLİLERİ ZAMAN FARKLARI (Sarı Mayo ile):

Chris Froome................0'12"
Tejay Van Garderen......0'25"
Rigoberto Uran.............0'46"
Alberto Contador..........0'48"
Warren Barguil.............1'19"
Bauke Mollema.............1'44"
Vincenzo Nibali.............1'50"
Robert Gesink...............1'51"
Alejandro Valverde.......2'03"
Nairo Quintana.............2'08"
Joachim Rodriguez.......2'12"
J-C Péraud...................2'19"

SG/sg
10.7.15


5. ETAP (ARRAS - AMIENS, 189.5 km) 

- Greipel: 2 Gerisi:0 -

Tuhaf bir etaptı. Bayrak iner inmez 2 kişilik kaçış grubu, Nicolas Edet'nin vazgeçişi, Pierre-Luc Perichon'un da 100 km kala vazgeçişiyle peloton istediği tempoda (yani zorlamadan) finişe kadar geldi. Bu kadar sükunete karşın, ıslak ve kaygan zeminde kazalar durmadı. Nacer Bouhanni düşerek yarışı bıraktı. Cofidis'in yarışta hiçbir amacı kalmadığına göre her kaçışa birini sokacaklar artık. Diğer Fransız sprinterler arasında ise A. Demare (FdJ) 7., B.Coquard (Europcar) etabı 8. bitirdiler. Sonuçtan memnun olduklarını belirten açıklamaları Fransız yorumculardan tepki aldı. Beş etap sonunda Almanlar'ın 3 etap zaferi var. Fransızlar ise Thibaut Pinot'nun bugün zaman kaybetmediğine seviniyorlar. Her garibana bir hediyesi var bu Tour'un. 


Goril Hulk olursa...

Etixx Quick-Step Kuzey Denizi'nde hata yapmış, Renshaw çok uzaktan sprinte kalkmış, Cav da 350 mt civarında önde kalınca takati yetmemişti. Bu defa, bana göre, son 700'de Renshaw'u kaybetti, aralardan kendine yer açtı ve sprinte yetemedi, yetişemedi. Cav ise sprintte bir sorun yaşamadığını,  Greipel'in süper formda olduğunu ve hakkıyla kazandığını söylüyor. Brian Holm "Belki de Mark'ı pavé'de çalıştırmamalıydık" dedi. Ama sadece bugün değil Zeeland'da da Cavendish finişe gelmeden pes etmişti. Bu defa da Sagan son anda ikinciliği aldı. Yarın saf sprinterler için zor bir finiş var. Ama Cuma da kazanamazsa bir krizden bahsedebiliriz bence. 



Greipel bir hafta sonra 33 yaşını bitirecek. Fransa Turu'nda 2011'den beri etap kazanıyor. Tipinden beklemediğiniz kadar nazik ve efendi bir insan. Kariyeri bitiyor denirken 4 gün içinde yine star oldu. Bugün twitter'da Hulk'a benzettiler. Lotto Soudal ona dört başı mamur bir sprint treni vermiyor. Dün yanında  sadece Marcel Sieberg vardı ve çok net kazandı. Sagan da tek başına çok iyi mücadele ediyor. Sprinte biraz geç başladı demek gerek sanırım çünkü finişte en hızlı oydu. Yarın onun günü olabilir. Bu Tour'da etap kazanmazsa çok şaşırırım. Zevkli bir Yeşil Mayo mücadelesi olacak.




Bugün 191.5 km'lik Abbeville - Le Havre etabı koşulacak. Yarışın ikinci yarısı yine deniz kenarında. Artık alıştınız "çapraz rüzgar", "eşelon", "peloton koptu" falan. Lakin Wind Guru, Dieppe ve Le Havre için heyecan verici bir tahmin yapmıyor. Ayrıca, yanda son 5 km'nin profilini de görüyorsunuz. Yarışa dinamit atılmaz ve dünkü gibi mıymıy geçerse son heyecan için son 15 km'yi beklemek gerekecek. Bu finiş, haliyle, Cavendish ve Greipel'den çok, Peter Sagan, John Degenkolb veya -savaş gazisi olmasaydı- Michael Matthews'a uygun bir finiş. 700 mt yokuş sonrasında, bacaklar cayır cayır yanarken atılacak sprintte bu üçlünün yanına Valverde ve Van Avermaet'ı da düşünmek lazım. GK'cıların da son kilometrede rakiplerini terse düşürüp üç beş saniye kapmak için atak yapabileceklerini akılda tutmak gerek (Valverde'yi bu etap için GK'cı değerlendirmiyorum). 

GK HEVESLİLERİ ZAMAN FARKLARI (Sarı Mayo ile):

Chris Froome (Sky).........................0'12"
Tejay Van Garderen (BMC)..............0'25"
Rigoberto Uran (EtixxQST)..............0'46"
Alberto Contador (Tinkoff Saxo)......0'48"
Warren Barguil (Giant Alpecin).......1'19"
Bauke Mollema (TREK)....................1'44"
Vincenzo Nibali (Astana).................1'50"
Robert Gesink (LottoNL).................1'51"
Alejandro Valverde (Movistar)........2'03"
Nairo Quintana (Movistar)..............2'08"
Joachim Rodriguez (Katusha).........2'12"
J-C Péraud (Ag2R)..........................2'19" 



SG/sg
8.7.15



4. ETAP (SERAING - CAMBRAI, 223.5km) 


-Tony ve Emre-


Dersanenin alt kapısında kulaklığı çıkardım. Emre asansörün kapısını açtı, yukarı çıkarken kordonu katlayıp cebime koydum. Son duyduğum şey,  6. pavé sektörün sorunsuz geçildiğiydi. Bir sürpriz gözükmüyordu. Habire dalga geçtiğim ama yarışın da favorisi gördüğüm Chris Froome ön gruba tutunmuştu. Zaten yarışın ilk 2 saati gayet mutedil, temposuz geçmişti. Yağmur yağmayınca sürpriz olasılığı düşmüştü. Team Sky için işler ideal gidiyordu. 

Dersanenin sahibi Buket Hanım’la oğlumun LYS puanı ışığında yapacağı tercihleri konuşmak için randevulaşmıştık. Toplantı saati tam etabın üstüne gelmişti ama evladın geleceği her şeyden önce gelir ne de olsa. Emre zeki, neşeli, terbiyeli, akıllı, mantıklı bir insan. Yumuşak, çatışmadan kaçan bir kişiliği var. Fiziksel çalışmadan hoşlanmaz, tembeldir. Bisiklet tabiriyle "la grinta"sı düşüktür. Meslek olarak “en az çalışarak en çok parayı kazanacağı işi” seçeceğini söyler. 

Beraber çok güleriz. İyi bir özel lisede okudu. Çoğumuzun yaptığı gibi “sadece gerektiği kadar” ve “yumurta kapıya gelince” çalışıp bitirdi. Son yıla başlarken ben hukuk, o işletme okumasının iyi olacağını düşünüyorduk. Türkiye’de ve mümkünse parasız, değilse burslu. YGS’de her iki disiplin de aynı puan tipi gerektirdiğinden hukuk-işletme gerginliğini buzdolabına kaldırdık, sonra hallolurdu nasıl olsa. 
  
Tony Hans-Joachim Martin. Üç kez dünya, bir kez olimpiyat şampiyonu. Fransa Turu’nda dört, Vuelta’da iki defa etap kazandı. Dünyanın en iyi zamana karşı bisikletçisi. Paris-Nice, Eneco, Belçika Turları’nı kazandı. Onu kazandıkları kadar, +100 km tek başına kaçıp son metrelerde yakalandığı Vuelta etabıyla da hatırlıyoruz. Yakalanmadıkları da var. Fransa Turu 2015’de Sarı Mayo’yu ilk etapta beş saniyeyle, 2. ve 3. Etap’ta ise birer saniye farkla kaçırdı. Çok üzüldü, üzüldüm. Bugün, biz okulları sıralarken bir kez daha denedi. Lastiği patlamasına rağmen ön gruba geri döndü. Atak yaptı. Tüm gücünü kullandı. Tour’un en zor etabında, en zorlu topraklarında amacına varmak için çok çalıştı. Bu kez hem etabı kazandı hem Sarı Mayo’yu.  



Mart ayı başında bir akşam, hukuk veya işletme okumayı düşünmediğini, komedyen olmayı istediğini söyledi. Üzülmememizi, mutlaka iyi bir bölüme gireceğini ama asıl amacının “standupcı” olmak olduğunu anlattı. Kursu bıraktı, ders çalışmaktan vazgeçti. Komedi kulüplerinde düzenlenen "açık mikrofon" gecelerinde beşer dakikalık showlar yapmaya başladı. Bazıları çok yetenekli olduğunu söylüyor. Birkaç gösterisine ben de gittim. Zaman zaman çok gülüyorum. Son gittiğimde şakalarını ve zamanlamasını unuttu, ciddi değildi. Sorduğumda “Pek prova yapmadan çıktım” dedi. Çok kızdım. Eğer komedi için üniversite eğitimini bir kenara itiyorsa, insan o standup gösterisine dört elle sarılmalı değil mi? Kavga ettik, bir süre görüşmedik. 

Favorilerin hemen hepsi Tony Martin’in 3” gerisinde grupla beraber bitirmiş. Pavé Etap fare doğurdu denebilir. Astana ve Nibali denemişler, olmamış. Dünkü kazadan dolayı morali bozulan Thibaut Pinot üç dakika fark yemiş. Kendisini artık GK favorileri arasından çıkaracağız haliyle. Yerine Rigo Uran ve Warren Barguil’i almak gerek. Belki birkaç kişi daha. 
  
Çocukluktan beri yetenekli olduğu yabancı dilden sınava girmeye karar verdi. Okul Fransızca olmasına rağmen İngilizce’si her zaman çok iyiydi. Bunu bilerek sınava hiç çalışmadı. Yeteneği yıllar içinde, sadece kitap okuyarak gelişmişti. Üstüne özel bir çalışma yapmadı. Sınavda 78 D 2 Y yaptı. Yanlışlarından biri iptal edildi, 577. oldu. Okul ve YGS puanları düşük olduğundan 1292.'liğe geriledi. İyi mi? Arkadaşlarım ve Buket Hanım iyi diyorlar. Mutlu muyum? Değilim. Tony Martin’in bugün kıçını yırtarak, tüm riskleri alarak, amaçladığı şey için sonuna kadar çalışarak kazandığı 5. TdF zaferini canım oğlumun sınav sonucundan daha değerli buluyorum. Biri evladım, diğeri Almanın teki… 

Bir yerde okumuştum. İnsanlarda öfkelendiğimiz, katlanamadığımız çoğu şey aslında kendimizde olan, beğenmediğimiz huylarımızmış. Tony Martin’e hayranlık duyuyorum, oğluma çok kızıyorum.

GK HEVESLİLERİ ZAMAN FARKLARI (Sarı Mayo ile):

Chris Froome................0'12"
Tejay Van Garderen......0'25"
Rigoberto Uran.............0'46"
Alberto Contador..........0'48"
Warren Barguil.............1'19"
Vincenzo Nibali.............1'50"
Alejandro Valverde.......2'03"
Nairo Quintana.............2'08"

SG/sg
7.7.15

3. ETAP (ANVERS - MUR DE HUY, 159km)


-Yağmur Durdu, Kan Gövdeyi Götürdü-

3. Etap'ta rüzgar ve yağmur yoktu ama kan ve gözyaşı akmaya devam etti. Son derece standart giden yarışta, finişe 60 km kala, yüksek hızda, yaklaşık 30 kişinin düştüğü bir kaza meydana geldi. En az 4 sporcu yarış dışı kaldı (W Bonnet, T.Dumoulin, Simon Gerrans, D. Kozontchuk). Kazadan en kötü etkilenen takım OricaGE oldu. Takımın 5 yarışçısı bu kazada düştü. Sİmon Gerrans son 6 aydaki üçüncü kırıkla yarıştan çekilde, Michael Matthews'da da kaburga kırığı olduğu söyleniyor. 

Kaza nedeniyle ambülansların meşgul olduğunu ve yarışı takip edemediklerini gerekçe gösteren Tour yönetimi etabı önce nötralize etti, sonra durdurdu. Tabii düşen Sarı Mayo herhangi biri değil de Cancellara olunca bu karar daha çabuk alındı. Fabian pelotonun son patronu. Yarın sabah etaba başlaması beklenmeyenler arasında o da var. Spartacus etabı bitirdi ama çok kötü gözüküyordu. 

Bu arada Team Sky'ın kazadan hemen sonra yüksek tempo yaptığı gözlerden kaçmadı (yan, "kaçmamış", ben arabadaydım. Öyle yazıldı, söylendi). QST patronu Patrick Lefevere de twitter'da yarışın durmasına isyan etti ama ana avrat cevaplara maruz kaldı. 

Yaklaşık 20 dakikalık aradan sonra kafile Bohissau Yokuşu tepesine kadar nötr devam etti ve son 40 km yarış yeniden başladı. Cote de Cherave'da Thibaut Pinot geride kaldı, Sky önde tempo yaparak Froome'u öne getirdi. Huy yokuşunda Contana, Quintana ve Valverde güçsüz gözükürken Purito Rodriguez ve Chris Froome herkesden iyiydiler. 




Etabı Purito aldı, Froome ikinci oldu ve bonus saniyelerle beraber Nibali'ye 13", Movistarcılar'a 17", Contador'a 24" daha fark attı. 

Tony Martin dünkü etaptan sonra bugün de bonus saniyeler yüzünden Sarı Mayo'yu alamadı. Froome kazandığı 6" ile Panzerwagen'ın bir saniye önüne geçti ve liderliği aldı. Biraz erken mi? Evet. Yarın bırakır mı? Yarın hiç bırakmak istemez ama sonraki bir etapta Team Sky mayoyu risksiz takımlardan birine vermek isteyecektir. 18 etap boyunca liderlik stresi ve yorgunluğuna gerek yok.  çok olur.  

GK HEVESLİLERİ ZAMAN FARKLARI (Sarı Mayo ile):

Chris Froome................0'00"
Tejay Van Garderen......0'13"
Rigoberto Uran.............0'34"
Alberto Contador..........0'36"
Vincenzo Nibali.............1'38"
Alejandro Valverde.......1'51"
Nairo Quintana.............1'56"
Thibaut Pinot................2'58"

(Yarın bu tablodaki isimler değişebilir.)

Yarın pavé var. P-R yarışı gibi değil elbette. Kuzey Cehennemi'nde 55 km parke yol varken yarın sadece altı sektörde toplam 13 km geçilecek. Yine de her şey mümkün. Geçen sene Nibali Tour'u Arenberg etabında kazanmıştı. Bu sene pavé'ye kadar yarışı kaybediyor. Yarın büyük oynaması gerek. Keza Contador'un da geçen yılki gibi bir zaaf göstermemesi lazım. Ve Froome. Yarınki etabı kayıpsız geçerse işi çok kolaylaşacak. 

SG/sg
6.7.15


2. ETAP (UTRECHT- ZEELAND, 166km)


-Yağmur, Rüzgar ve Gözyaşı- 

Herkesin düşündüğü oldu. Yağmur ve rüzgar pelotonu dağıttı, GK karıştı, üstelik Froome düşmedi ("asla düşmez" demiştim)... Yarışı özetlemeye gerek yok, seyreden seyretmeyene anlatsın veya açsın izlesin. 

Öncelikle, Etixx Quick Step avucundaki yarışı kaybetmeyi nasıl başardı anlamak mümkün değil. En son Omloop Het Niewsblaad'da Ian Stannard 3 QST'li arasında yarışı kazanmıştı. Büyük bir utanç kaynağıydı o yenilgi. Bu defa da inanılmaz bir şekilde hem etabı hem Sarı Mayo'yu kaybettiler. Yarış sonrası DS Brian Holm "Sanırım akşam odaya gidip kendimi asacağım" demesinin bir nedeni var. Takım, büyük bir başarıyla, doğru yer ve zamanda pelotonu kopartmayı başardı. Son kısımda Greipel ve Sagan hariç sprinter kalmamış ve QST en az 6 kişiydi. Fakat Mark Renshaw treni hiç kullanamadı, QST çok dezorganize gözüktü. Cav da renshaw'un arkasında sprinti çok erken (400 mt kala gibi) açmak zorunda kaldı ve gücü yetmedi. Andre Greipel rahatça etabı kazandı. Halbuki takım son 500'e kadar gelecek, sonra Renshaw yürüyecek, son 150'de de Cav uzayıp yarışı alacaktı. İlk etaplarda Cav'ın basireti bağlanıyor genelde ama sanırım bu kez hatanın çoğu Renshaw'da.


Fabian Cancellara da süper bir atakla son anda Cavendish'i geçip üçüncü oldu ve 4 saniye bonusla Tony Martin'e gidecek Sarı Mayo'yu çaldı. Burada herkes Cav'ın Cancellara'ya nasıl geçildiğini sorgularken nedense kimse Tony Martin'in neden Fabian'ı kontrol etmediğini sormuyor. Etixx Quick Step Belçika'ya 2 mayo ve bir etap zaferiyle gidecekken şimdi elinde sadece Takım Klasman liderliği var. Akşam Patrick Lefevere herkesin canına okumuştur. 




Movistar'ın yağmur ve çapraz rüzgarda zorlanacağını biliyorduk ama Nibali ve LottoNL gençlerinin de aynı duruma düşecekelerini kestirememiştim. Aslında Nibali peloton ilk koptuğunda ön gruptaydı ama Adam Hansen'ın kazasında geride kaldı ve bir daha da yetişemedi. Nairo, Valverde ve Thibaut Pinot da Kuzey Denizi ve EtixxQST'in gazabına geldiler. Buna karşılık Froome, Contador ve Tejay vanGarderen ön tarafta kalmayı başararak rakiplerine yaklaşık 1'28" fark attılar. EtixxQST'in tek tesellisi, Rigoberto Uran'ın, başarılı bir ITT ardından, dün de yarışı ön grupla bitirmesi oldu. Contador, ön grupta çalışmayan BMC ve Team Sky'ı ciddi eleştirdi. Hakikaten her iki takım da oldukça gönülsüzdüler.

GK HEVESLİLERİ ZAMAN FARKLARI (Sarı Mayo ile):

Rigoberto Uran.............0'42"
Tejay VanGarderen.......0'44"
Chris Froome................0'48"
Alberto Contador..........1'00"
Thibaut Pinot................2'07"
Vincenzo Nibali.............2'09"
Alejandro Valverde........2'22"
Nairo Quintana.............2'27"

Bugün 159.5 km'lik Anvers - Mur de Huy etabı koşulacak. Astana ve Movistar'dan kayıplarını azaltacak numaralar görmek şaşırtıcı olmaz. Nairo ve Valverde Cote de Cherave'da önlerde olup Mur de Huy'de kazanmak isteyecekler. Nibali ise asıl numarasını yarına saklayacak gibi.

Göreceğiz. 


SG/sg
6.7.15
11:10

24 Temmuz 2013 Çarşamba

Froome'un Yolu...



Chris Froome'la ilgili aklımdaki ilk imaj Vuelta 2011'den. Bilbao'da, startın hemen yanında, yüksekçe bir yere çıkmış etabın başlamasını bekliyorum. Önümde Purito, Igor Anton, J.J. Cobo ve diğer mayo sahipleri var. Froome Beyaz Mayo'yu giymesine karşın ortalarda yok... Start veriliyor, sporcular alkışlar arasında yavaş yavaş hareket ediyorlar. Kafile ve takım arabaları gittikten bir 30 saniye sonra Froome tek başına start noktasını geçip yola koyuluyor... Birkaç gün önce, takım liderini beklemek uğruna, liderliği J.J. Cobo'ya kaptırmıştı. Bilbao'dan bir gün sonra Madrit'te yarışı ikinci bitirdi. Önümden geçerken çok mutsuz olduğunu hissetmiştim. 

Froome vs. Cobo @ Bilbao (Vuelta 2011)

Filmi bir yıl ileri saralım... TDF 2012. Froome 17. Etap'ta atak yapan Valverde'yi kovalamak ve etabı almak istiyor ama Wiggins onu takip edemiyor, kurmayının gitmesine de izin vermiyor. Chris Froome hayal kırıklığı, öfke ve hırçınlıkla arkasına bakıyor. Wiggo'ya bas bas bağırıyor hiç sesi çıkmadan. Valverde etabı kazanıyor, Froome da Wiggins'in ardından Fransa Turu'nu ikinci bitiriyor. 

Froomey Wiggins'i finişe getiriyor. Alacağı etabı kaybetmişti

Ve geçen hafta. Annecy-Semnoz yokuşunda, artık Sarı Mayo'yu garantilemiş olan Froome, klasmanda gerisinde bulunan üç sporcuyu da dökecek bir sert atak yapıyor. Yarışın son zirve finişini kazanırsa bir etap daha (dördüncü) almış olacak, sarının yanına benekli mayoyu da koyacak. Hakkı var mı? Var. İhtiyacı var mı? Yok. Onlarla birlikte zirveye çıkması ve sadece etabı bitirmesi yeterli şampiyon olmak için. Üç hafta boyunca, rakipleri hiçbir yokuşta ona üstünlük sağlamamışlardı zaten. Saate karşıda hep çok iyiydi. Mont Ventoux'da en güçlü yokuşçu olduğunu da gördük, ikna olduk, inandık, kabul ettik. Tüm bisikletçilerin rüyası o kutsal sarı tüniği kazanmışken, benekli mayo için bu hırs neden? Froome'un atağından sonra Purito ve Quintana ona yetişiyorlar. Son kilometreye doğru, bir atak daha yapıyor ama olmuyor, Kolombiyalı hem etabı hem de Benekli Mayo'yu kazanıyor. Froome ilk Fransa Turu'nu kazandığı için mutlu ama etabı ve yokuş klasmanını kazanamadığı için neşesi tam değil... 

Annecy-Semnoz... TdF100'ün son yokuşu

Yol bisikleti, kuralları, kanla değilse bile, acı, fedakarlık ve ortak zekayla yazılmış bir spordur. Yıl boyu beraber yarışan profesyoneller, imece usulüyle rüzgara karşı koyarken bir yandan da rekabet ederler. Bisikletin anlaması en zor, takdir etmesi ise en güzel yanıdır bu. Rakibiyle ittifak yapmak gibi tuhaf bir ikilem yol bisikletçisinin hep tepesinde sallanır. Bu gariplik sonucunda, peloton denen o insan grubu, zaman içinde test edilmiş, tecrübeyle yontulmuş, yazılı olmayan bir kurallar bütünü geliştirmiştir. Bu nizama herkesin uyması beklenir. Uymayan ayıplanır, bunu alışkanlık haline getiren dışlanır. Pelotonun dışladığı bir yarışçının kariyeri bitmiş demektir; rüzgarda tek başına kalır, kimse su vermez, yarış kazanamaz, evine ekmek götüremez. Bu "angajman kuralları" içinde, GK lideri çiş yaparken atak yapmamak, beslenme bölgesinde kaçış başlatmamak, pelotonu GK lideri takımın çekmesi gibi maddeler vardır. 

"Kadim Kanun"un en bilinen cüzlerinden biri de, eğer ön grupta Sarı Mayo varsa, rakipleriyle beraber zirveye kadar çalışması ama etabı kazanmaması geleneğidir (Sarı Mayo kaçışa girmez elbette ama şimdi konumuz değil). Böyle davranırsa hem liderliği devam eder, hem de beraberce emek verdiği yoldaşlarından biri etabı kazanarak sevinir; şan, şeref ve para kazanır. İstisnası yok mu bu kuralın? Elbette var. Zirvede alınacak kritik bir zaman bonusu söz konusuysa veya lideri tehdit eden bir başka sporcuyla zaman farkını açmak isterse, Sarı Mayo atak yapabilir. Ama genel olarak, bu kaideye riayet edilir. Contador'un, eski takım arkadaşı P.Tiralongo'ya bıraktığı Giro 2011'deki Macugnaga etabı ve Voldemort'un Ivan Basso'ya birini bırakıp, diğerini aldığı TdF 2004'deki iki etap (La Mongie & Plt. de Beille) ilk aklıma gelenler... Bunlar gibi daha yüzlerce örnek bulunabilir tarihten. 
   
Bu kuralda kalbimi çalan çok şey var. Uzun dönemli fayda için kısa vadeli kazanımlardan vazgeçmek, topluluğun ortak çıkarını gözetmek, alçakgönüllülük, hakkına razı olma, rızkından fazlasını istememe, tevekkül, fedakarlık... İş hayatında çok meşhur olan "kazan-kazan" felsefesi asıl ruhunu bu kaidede bulur. Matematik bilimi, bu gibi olayları açıklamak için Oyun Teorisi'ni geliştirmiş yetmez mi? 



Chris Froome'un, tamamen domine ettiği Fransa Turu'nu, beş dakika farkla kazanmak üzereyken, hala atak yapıp etap zaferini kovalaması, öncelikle hırsının derecesini gösteriyor. Vuelta '11'de ve geçen sene TdF'da kazanmasına izin verilmemesi onu çok rahatsız etmişti. Team Sky'ın temmuz ayında liderinin kim olacağı bir yıldır spekülasyon konusuydu ve bundan dolayı oldukça gergindi. Wiggins'in, onun liderliğini kabul ettiği için değil, ne idüğü belirsiz bir "sakatlık" nedeniyle yarışa girmemesi, nişanlısı üstünden ona yöneltilen eleştiri okları ve Contador gibi bir şampiyonun karşısına çıkma stresi, bence içindeki ihtirası iyice alevlemişti. "Ben size kim olduğumu gösteririm" gibi bir tavırla yarıştı. Bu kötü mü? Hayır değil. Hırs olmadan, bu derece zorlu bir sporda başarılı olmak olanaksız. Froome bu senenin en güçlü etap yarışçısı oldu. Rakipleriyle arasındaki performans farkı bugünkü gibi kalırsa, önümüzdeki birkaç yıl da kesin favori o olacak. Fakat büyük bir şampiyon olmak için başka şeyler de gerekiyor. Asalet, taktiksel zeka, bilgelik, fedakarlık, müttefik edinme ve dostlarını kullanma. Froomey şimdilik bu noktanın uzağında. Eğer zekasını kullanırsa, rakiplerini aşağılamak yerine yüceltir, "win-win" felsefesine dikkat ederse yeni yüzyılın yeni "Patron"u olabilir.