11 Ağustos 2011 Perşembe

Beyzbola Giriş

(ABD'nde beyzbol sezonunun sonuna yaklaşıyoruz. Her gün Digitürk 70. ve 84. kanallardan beyzbol maçları yayınlanıyor. Blogda beyzbol öğretme yazılarımın birincisi ve ikincisini yayınlamıştım. Ancak bu yazılar beni pek tatmin etmedi. Bunun iki sebebi var. Daha önce bir foruma yazdığım yazıları biraz düzelterek bloga almıştım, ama pek uygun olmadı. İkinci neden de o yazılarda herşeyi eksiksiz anlatabilmek için kastırmamdı. Bu yazıda ise tek yazılık bir giriş yapıp en görünen noktaları anlatmak, ayrıntıları ise bol bol vereceğim Wikipedia linklerine bırakmak istiyorum)

Beyzbol, 9'ar kişilik iki takımla oynanan, ABD'nin yanısıra ABD'nin etkin olduğu Orta Amerika (bunların yanında Venezuella ve Küba) ile Japonya ve Güney Kore gibi ülkelerde popüler olan takım sporudur. Oyuncular sahadaki base'ler arasında koşarak run (koşu) yaparlar; bu da futboldaki gole denk gelir. Durağan gibi gözükmesine karşın oyuncuların ve koçların kafasında binbir türlü tilkinin döndüğü zevkli bir oyundur. Zaten zevkli olmasa ABD'nde her sezon 73 milyon kişi maçları bizzat tribünden izlemezdi. Biz de bu zor oyunu kabaca anlatma işini misyon edindik nedense...Neyse,  şimdi oyunu aşama aşama inceleyerek başlayabiliriz.

Atış (Pitching)

Beyzbol maçında oyun atıcının (pitcher)  topu tutucuya (catcher)  atması ile başlar. Arada duran vurucu (hitter) elinde sopasıyla (bat) topa vurmaya çalışır. Atıcı topu strike zone adı verilen, vurucunun dizleri ile dirsekleri arasındaki sanal dikdörtgenin içinde geçirebilirse strike, eğer geçiremezse ıska (ball diye garip bir deyimle adlandırılır) kazanır.
Önden arkaya: Atıcı, vurucu, tutucu ve hakem

Burada atıcının amacı vurucuyu oyun dışı (out) bırakmaktır. Eğer 3 kere strike atarsa vurucu strike-out ile oyundışı kalır. Vurucu ise topa vurarak (hit) veya karşıdakine 4 kere ıska yaptırarak (walk) base'e çıkmaya çalışır.

Strike zone'un yeri
 
Bunun neresi zevkli? Atıcı (+ tutucu) ile vurucu arasında bir nevi mental savaş vardır. Atıcının topu fırlatabileceği alternatif atış stilleri vardır, vurucu bunları tahmin etmeye çalışır. Eğer tahmin edebilirse işi kolaylaşır. Her pitcher'ın atmakta maharetli olduğu pitch şekilleri, hitter'ın da sevmediği atış şekilleri mevcuttur. İyi bir beyzbolcu rakibinin bu özelliklerini maç öncesi sıkı çalışmak zorundadır. Atış öncesi atıcı ile tutucu özel şekillerle aralarında anlaşırlar. TV'den izlerken tutucunun elini hazır tuttuğu yere bakarak atışın lokasyonu anlaşılabilir.

Ayrıca atıcı bazen strike zone'un dışına topu fırlatarak da vurucuyu tereddütte bırakmaya çalışır, zira eğer vurucu sopasını sallar  (swing)  ve topa vuramazsa, top strike zone'dan geçmese bile strike sayılır. Yani vurucunun gözleri iyi olmalı ve kendisine gelen topu strike zone'un neresinden geçip geçmeyeceğini görebilmelidir.

Bir pitcher 3 oyuncuyu oyun dışı bırakırsa yarım inning bitmiş olur. Bir beyzbol maçı 9 inning'den oluşur.

Vuruş (Hitting)

Elinde sopa ile dikilen vurucu gelen atışa karşı elindeki sopayı vurmak üzere sallayabilir veya hareket etmeden durabilir. Eğer topa vurur ama top oyun alanının dışına giderse -biraz garip bir isimlendirmeyle- faul olur. Faullü atış strike sayılır.

Eğer vurucu topa vurabilirse ve faul değilse aksiyon başlar. Vurucu vuruşunu yaptıktan sonra can havliyle birinci base'e koşmaya başlamıştır. Bu esnada savunma takımının sahaya yayılmış 9 oyuncusu (buna atıcı ile tutucu da dahil) vurulan topu tutmaya çalışırlar. Eğer savunmacılardan (fielder) biri topu yere düşmeden yakalamayı başarırsa (fly-out) vurucu oyun dışı kalır.



Vuruş sonrası top yere düştüyse bu sefer savunmacılar bu topu yerden alıp vurucu base'e ulaşmadan topu fırlatmak suretiyle base'i tutan kendi takım arkadaşına ulaştırmaya ve vurucuyu oyun dışı (ground-out) bırakmaya çalışırlar.



Eğer vurucu, vuruş sonrası top geri gelene kadar birinci base'e ulaşmışsa single, ikinci base'e ulaşmışsa double, üçüncü base'e ulaşmışsa triple yapmış olur. Eğer top faul olmayıp saha dışına düşerse home run olur. O zaman koşucu top nasıl olsa geri gelemeyeceği için koşu (run, yani skor) yapılan home base'e rahat rahat koşarak ulaşır.

Savunma

Atış yapan takım aslında savunma yapmaktadır. Sahaya şekilde görüldüğü gibi 9 kişiyle yayılırlar.



Her ne kadar LF/RF, 1B/3B gibi pozisyonlar simetrik gibi gözükürse de, aslında değillerdir. Çünkü hitter topa vurduğunda ilk olarak birinci base'e koşacağı için o bölgedeki 1B savunmacısının rolü 3B'den farklıdır. Ayrıca vurucuların çoğu genellikle sağlak olduklarından topu sahanın soluna doğru vurma eğilimindedirler; o yüzden sola dayalı bulunan 3B, SS ve LF pozisyonlarına daha çok top gelir. Maharetli hitter'lar topu ters alana da gönderebilirler. Tabii solak bir hitter vurmaya geldiğinde iş daha da değişir, bir nevi tersyüz olur.

Eldiven olan elle top yakalanır, çıplak olan elle de fırlatılır

Oyun dışı bırakma base'lerde (thrown out) olacağından bu base'leri kapsamak (cover) gerekir. Bu o kadar kolay değildir; örneğin 1B pozisyonundaki savunmacının birinci base'i kapsaması beklense de, eğer 1B bizzat topu yakalamak için yerinden ayrıldıysa bu sefer başka bir oyuncunun (bu örnekte genelde atıcı)  koşup first base'i kapsaması gerekir. Aksiyon anında kimin nereyi kapsayacağı çok karışık bir hal alabilir.

Base Oyunları ve Run (Skor)

Vurucu, topa vurduğu andan itibaren koşucu (runner) olarak adlandırılır. Skor yapmak için koşucunun sırasıyla birinci, ikinci, üçüncü ve home base'e basması gerekir. Örneğin home run olduğunda top geri gelemeyecek olsa bile vurucu sembolik de olsa koşarak bu base'lere basmak zorundadır.

Eğer koşucu home base'e ulaşamadıysa 1., 2. veya 3. base'de artık koşucu sıfatıyla durmaktadır. Yani, birinciden home base'e ulaşmak birden fazla atışa yayılabilir. Eğer base'lerde koşucular varsa artık ilk başlıkta bahsettiğimiz atış prosedürü biraz daha zorlaşır. Çünkü vurucu ile tutucu artık koşucuların base çalabileceğini (steal) de düşünmek zorundadırlar.



Base çalmak, koşucunun, atıcı atış yapmak için hazırlandığı sırada aniden base'ini terkederek bir sonraki base'e koşmaya başlaması durumudur. Eğer bu esnada top tutucuya fırlatıldıysa o aldığı topu hemen hırsızlığın yapıldığı base'e doğru fırlatır. Eğer top hırsızdan önce ulaşırsa koşucu oyun dışı kalır (caught stealing).

Eğer vurucu topa vurabildiyse ve base'lerde koşucular varsa durum iyice karmaşık hal alabilir. Bu durumda topu tutan oyuncunun tercih yapması gerekir: Örneğin üçüncü base'deki koşucu run yapmaya koşuyorsa birinci base'deki yerine home base'e topu fırlatarak skor yapılmasını engelleyebilir. (Fielder's choice)

Tek bir oyunla iki hücum oyuncusunu oyun dışı bırakma ihtimali vardır. Buna double play denir. En tipik senaryo olarak birinci base'de koşucu olduğunu düşünelim. Eğer vurucu zayıf bir vuruş yaparsa savunma topu yerden alıp ikinci base'e fırlatarak önce koşucuyu, orada topu alan savunmacı da hızla birinci base'e fırlatarak vurucuyu oyun dışı bırakabilir. Yani, bir taşla iki kuş vurulmuş olur.



Eğer home run olursa ve base'lerde koşucular varsa tek seferde 1'den fazla skor yapmak mümkündür. Eğer tüm base'ler koşucularla doluysa ve home run yapılmışsa buna "grand slam" denir ve hücum takımı tek vuruşla 4 run kazanır.

Sinyalizasyon

Beyzbol maçında garip işaretler yapan koçları filmlerden görmüşünüzdür. Koç tek seferde bir sürü işaret yapsa da (burnuna dokunma, elini koluna vurma, göğsüne vurma vs vb) bunlardan sadece teki gerçek niyeti ifade ediyordur. Bu şifreleme, elbette rakip takımın ne planlandığını
anlayamaması içindir.

Sinyalizasyon takımı yöneten koçtan başlar. Koç bu işaretleri atıcıya ve koşucularına ileterek o anda uygulanacak oyunu belirleyebilir: Örneğin koşucuya base çalmasını söyleyebilir, atıcıya kullanması gerektiği atış stilini söyleyebilir.

Sahanın içinde hücum takımının birinci ve üçüncü base'lerde de koçları vardır. Bunlar base oyunları sırasında koşucuya taktik verirler. Örneğin ikinci base'deki koşucu üçüncü base'e koşuyordur ve top sahada bir yerlere düşmüştür. Bu sırada üçüncü base'deki koç topun düştüğü yeri, topu yerden alan atıcının geri fırlatma kabiliyetini ve koşucunun hızı gibi bir sürü değişkeni o an hesaplayarak koşucuya "3'de durma, home base'e devam et" işareti yapabilir. Böylece koşucu hiç hızını kesmeden home base'e doğru koşusuna devam edebilir. Eğer koşucu skor yaparsa alkışlanır, son home base'de oyundışı bırakılırsa onu yönlendiren 3B koçu yuhalanır. Böyle de nankör bir meslektir.



Atış sırasında atıcı ile tutucu da aralarında anlaşırlar. Bu esnada işaretleri tutucu gösterir (vurucu arkası dönük olduğu için bu işaretleri göremez) atıcı da kafasını evet/hayır anlamlarında sallayarak onay verir. Ancak, ikinci base'de koşucu varsa bu işaretleri görüp vurucuya ihbar edebileceğinden böyle durumlarda atıcı ile tutucu biraz daha şifreli davranmak zorunda kalırlar.

Neden zevklidir?

Beyzbolcu bir yandan bir gülleci ya da uzun atlamacı gibi anlık performans göstermek üzere gücünü yoğunlaştırma kabiliyetine sahipken, diğer taraftan da yoğun trafikte otobanın ortasında kalmış bir yaya gibi çok hızlı karar vermek zorunda olan, ve bu iki çelişkili yeteneği beraber kullanmak zorunda olan sporcudur.

Beyzbolun çok kullanılan tabirlerinden biri de  "game of inches"dir (santimlerin oyunu diye çeviriverelim). Yani hamlelerdeki ufak farkların çok önemli olduğu bir spordur. Sopayı bir inch yukarıdan sallamak home run getirirken, bir inch altta kalırsa zayıf vuruşa yolaçıp maçı kaybettiren bir double play'e yolaçabilir. Yani bu spor el titremesini kaldırmaz. Bu yüzden gerek tek tek beyzbolcular, gerekse koca takımlar basiretleri bağlandığında ardarda maçlar kaybedebilirler. Buna "slump" denir.

Maçlar

Beyzbolda çok maç oynanır. ABD'nin en üst ligi olan MLB'de (Major League Baseball) bir sezonda her takım playoff hariç 162 maç oynar. Bu ortalama olarak haftada 6 maç demektir.

Bu kadar maç yapan takımlar için atıcı yönetimi çok önemlidir. Bir maça başlayan atıcı ortalama olarak 7 inning top fırlatır, sonraki 4 gün de dinlenir. Dinlenmesi gereklidir, çünkü işi çok ağırdır; rakibin her vurucusu ile tek tek ilgilenir ve yaklaşık topu 100 kere saatte 90 mil civarı hızla fırlatır. Bu durumda her takım için 5 tane başlangıç atıcısı (starting pitcher) gereklidir.

Başlangıç atıcısı oyundan çıktıktan sonra oyuna yardımcı atıcılar (relief pitchers) girer. Bunlar daha kısa süre oyunda kalan, ama az zamanda çok iş çıkarması gereken daha efektif olan atıcılardır. Bunların en önemlisi maçta az farklı öndeyken son inning'de girip maçı bitiren (closer) atıcıdır. Bunlardan eskiden 5 tane varken, son zamanlarda sayı gitgide artarak 8'e kadar çıkmıştır.

Bir beyzbol takımı, kadrosunda 25 tane oyuncu bulundurur. Bunun 12-13 tanesi sadece atıcı pozisyonunu doldurmak içindir. Kalan 8 pozisyon için de yine 12-13 adam vardır. Bu kadar şeyi atıcının önemini belirtmek için anlattık. Bazen atıcı oyuna kötü başlar ve çok erken zamanda yardımcı atıcılar oyuna girmek zorunda kalır. Bu durum yardımcı atıcıları yorar; arada pek dinlenme vakti de olmadığından bunlar birike birike takımın genel performansına yansır. Bu kadar lafı atıcının bir beyzbol takımındaki önemini belirtmek için anlattık.

Vurucular açısından önemli olan ise vuruş sırasıdır (batting order). Her maç öncesi bu sıralama belirlenir ve vurucular bu sırada çıkarlar. En iyi vurucu 3. sırada yer alır. İlk iki sırada ise daha çok her ne pahasına olursa olsun base'e çıkabilen ve iyi base koşusu yapabilen acar oyuncular yer alır. Teorik olarak taktik ilk 2 oyuncunun base'e çıkması, 3. ve 4. sıradaki güçlü oyuncuların bunlara koşu yaptırabilmesidir. 4'den sonraki sıralar genelde vuruş gücüne göre belirlenir. 9. sırada genelde zayıf bir vurucu olan atıcı yer alır.

MLB'de oynayan takımların her birinin alt liglerde oynayan (minor leagues) kendine bağlı alt takımları vardır. Bu takımlar AAA, AA, A gibi harfle belirtili seviyede liglerde oynarlar (bir nevi altyapı ligleri). Majör takımlar bu alt takımlarıyla hemen her an oyuncu değiş tokuşu yapabilirler. Örneğin genç bir oyuncu müzmin yedekse körelmemesi için minör takımlardan birine yönlendirilir. Bazen sakatlanan oyuncular sakatlıktan çıktıktan sonra biraz form tutmak için minör takımlardan birinin kadrosunda yer alıp birkaç maç yaparlar. Yani, aslında bir takımın potansiyel olarak yüzlerce oyuncusu vardır. Bu sistem ayrıca sakatlık ve yorgunluklarda da kadro zenginliği oluşturmaya yardımcı olur.

İstatistikler

Beyzbol çok istatistiğe gelen bir oyundur. 1800'lerden beri oyunun her anı kayıt altında tutulur; bu arşiv Amerikalılar için çok önemlidir. Bu konu ayrı bir yazı konusu olabilir, ama biz burada önemli istatistik kalemlerini özetleyelim:

BA (Batting Average): Vurucuların yüzde kaç hit yapabildiğini gösterir. .300 ve üstü çok iyidir; .400'ün üstüne en son 1940'larda ünlü Boston Red Sox'lu Ted Williams çıkabilmiştir. Nedense walk ile biten vuruş denemeleri buna dahil edilmez. Walk da dahil edilen vuruş istatistiğine OBP (On Base Percentage) denir.

HR (Home Run): Oyuncunun toplam kaç kere home run yaptığı. Sanırım fazla açıklamaya gerek yok; gol krallığı gibi birşeydir.

RBI (Runs Batted In): Bir vurucunun vuruş yaptığında kaç tane oyuncuya run yaptırdığı. Örneğin base'de bir koşucu varken vurucu bir hit yaptı ve o hit sırasında koşucu run'ı tamamladıysa vurucu 1 RBI kazanır. Bunun maksimumu grand slam'dir, bu durumda vurucu 4 RBI kazanır. Beyzbolda bir oyuncunun kaç kere run yaptığı tutulsa da, kaç koşu sağladığı (yani RBI)  daha önemli kabul edilir.

SB (Stolen base): Bir oyuncunun kaç kere base çaldığı. Hızlı ve akıllı oyuncular base çalabilirler. Aslında neredeyse çalmak kadar önemli olan katkısı ise atış sırasında atıcının zihnini meşgul ederek takımlarına yarar sağlamasıdır.

W-L (Win-Lose): Atıcıların win-lose diye garip ama önemli bir istatistiği vardır. Bir başlangıç atıcısı oyundan çıktığı sırada takımı galip durumdaysa ve maçın sonunda da galipse W alır.

ERA (Earned Run Average): Bu da, formülle hesaplanan ve bir atıcının ortalama olarak 9 inning'de kaç run'a izin vereceğini söyleyen bir istatistiktir. Ne kadar düşükse atıcı için o kadar iyidir. Bir atıcının sezonu genelde W-L ve ERA ile özetlenebilir.

SO (Strike out): Bir atıcının kaç kere rakiplerini strike-out ettiği. Elbette bir vurucuyu oyundışı etmenin birçok yolu vardır, ama en prestijlisi vurucuyu haybeye sopasını sallatarak yahut gelen topa sopasını sallamaya cesaret edemeyip (fanned) enayi gibi oyun dışı kalmasını sağlamaktır. Bu istatistik vurucular için de tutulur.

SV (Save): Closer adı verilen yardımcı atıcılar oyunun son inning'inde girip galibiyeti kaptırmazlarsa (oyunun o anlarında rakip çok agresif ve run kazanmak için her türlü pisliği yapmaya hazırdır) bir save kazanırlar. Yardımcı atıcılar için son derece prestijli bir istatistik kategorisidir.

E (Error): Savunma sırasında bir savunmacı tutabileceği topu elinden kaçırmak ya da topu yanlış bir yere atmak gibi bir bir şey yaparsa ve bu hata hücumun base kazanmasına sebep olursa "error" olur. Son derece subjektif olduğundan bunun takdirini maça atanmış "official scorer" (resmi skor tutucusu) adlı kişi yapar. İtiraf etmek gerekir ki, savunma beyzbolun en istatistiğe gelmeyen kısmıdır (çoğu sporda olduğu gibi).

26 yorum:

  1. Çok teşekkürler, harika açıklamışsınız herşeyi. Yazdığınız gibi Beyzbol Küba, Dominik Cumhuriyeri vs.(Orta Amerika Ülkeleri) ve Japonya, Kore'de en popüler spor. F1 Racing dergisinde okumuştum: Güney Kore'ye Formula 1 pisti yapıldığında ve yarış düzenleneceğinde; yetkililer halkı beyzbol izlemekten vazgeçirip Formula 1'e nasıl alıştıracaklarını tartışıyorlarmış:) Tsubasa çizgi filmi de Japon çocukları beyzboldan soğutup futbola(soccer) alıştırmak içinmiş.(Niye beyzboldan uzaklaştırmaya çalışıyorlar insanları anlamak mümkün değil!)

    İstatistikler bölümününde herşeyi müthiş açıklamışsınız. Yazdığınız gibi Amerika'da kayıtlar öyle iyi tutuluyor ki; efsanevi Lou Gehrig'in 1920'lerdeki istatistiklerine bile tamamen ulaşabiliyorsunuz.

    Bir başka eklemek istediğim nokta daha var: MLB'deki takımların alt takımları olduğundan bahsetmişsiniz. Aynı durum NHL'de de var. (National Hockey Leauge) Orda da her takımın AHL'de kardeş takımları var; sezon boyunca istedikleri zaman aşağıya oyuncu gönderip alabiliyorlar. Bu arada NHL'e değinmişken blogunuzda NHL yazıları da görmek güzel olurdu:) İsterseniz bu konuda yazı hazırlayabilirim.

    Harika yazınız için tekrar teşekkürler; yeni yazılarınızı heyecanla bekliyorum.

    YanıtlaSil
  2. NHL referansına teşekkürler. NHL'e alışamadım ne yazık ki, denedim ama olmadı :)

    Övgüleriniz için de çok teşekkürler. Okundukça yazılabiliyor.

    YanıtlaSil
  3. Atış fly-out olduğu halde, 3.noktadaki koşucu nasıl run yapabiliyor bunu anlamış değilim? 2 out olduğunda bu fly-out ile 3 out olursa sayı olmuyor. Ama 0 yada 1 out varken bu şekilde fly-out olursa atış 3. noktadaki koşucu sayı yapabiliyor. Bunu anlayamadım?

    YanıtlaSil
  4. Savunmacı topu havada yakaladıktan sonra, -eğer 3. out değilse- base'deki adam tag-up yaparak, yani bulunduğu base'e tekrar basarak ileri koşma hakkını kazanır.

    Sırf 3. base'deki değil, her base'deki koşucu koşabilir böyle bir durumda. Eğer skor olursa out olan vurucunun istatistiğine "sacrifice fly" yazılır.

    http://en.wikipedia.org/wiki/Tag_up
    http://en.wikipedia.org/wiki/Sacrifice_fly

    YanıtlaSil
  5. Cevap için teşekkürler. Beyzbol gerçekten çok zevki bir spor.. Futbol izlemek için Digitürk abonesi olmuştum. Ama futboldan her geçen gün soğurken, ESPN ve Foxsport gibi kanallar sayesinde Beyzbol tutkunu oldum. Asıl güzel olan da hemen her izleyişten sonra yeni bir kural yeni bir özellik öğrenmek oluyor. Bir gün Amerika'da özellikle Newyork'ta statta beyzbol maçı izleyip foul olan bir topu yakalamayı çok isterdim... Ülkemizde gelişmemiş olması çok üzücü. Federasyonu da görevini yapmıyor maalesef. Sitesinde bile beyzbolla ilgili yeterince bilgi yok. Üzücü...

    YanıtlaSil
  6. Yalniz beyzbolda her şeyin önündeki ilk kural: Sakın Chicago Cubs taraftarı olmayın... Bir dost!

    YanıtlaSil
  7. Madem bir dost söylüyor sebebini de söylemeli?

    YanıtlaSil
  8. Siz aldırmayınız Sarper beye. Sizi bu başlığa alalım :)

    http://sporlocasi.blogspot.com/2012/04/104-senelik-bu-cile.html

    YanıtlaSil
  9. Madem konu beyzbol bir soru daha... Neden takımlar bazen 9. vurucu oyuncu olarak atıcı oyuncuları kullanıyorlar. Böyle bir kural mı var yoksa..

    YanıtlaSil
  10. NL'de atıcılar da vururken (doğal olarak son sırada), AL'de designated hitter kuralı vardır. Buna göre atıcı yerine DH pozisyonunda yer alan ve savunmada oynamayan başka bir oyuncu vurur.

    Tafsilat: http://en.wikipedia.org/wiki/Designated_hitter

    YanıtlaSil
  11. NL bu nedenle daha saf ve temizdir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. AL de yine bu yüzden daha iyi bir ligdir. "İşi ehline veriniz" ;-)))

      Sil
  12. AVG. nasıl hesaplanıyor formülü mevcut mudur?

    YanıtlaSil
  13. Atıcının vuruş yapması kalecinin forvet oynaması gibi bir şey. Gol futbolda ne kadar önemliyse sayı da bezybolda. Bu yüzden AL maçları daha zevkli bence.

    YanıtlaSil
  14. Dünkü Rockies Dodgers maçı skor 6-1 iken yağmur nedeniyle 6. devrede iken erken bitirilmiş. 9 devre oynanmadan böyle bir şey nasıl mümkün oluyor?

    YanıtlaSil
  15. MLB kurallarına göre eğer 5 inning tamamlandıysa ve maça bir sebepten devam edilemiyorsa o anki skor kabul edilerek maç sonlandırılır.

    Sezon içinde çok maç yapıldığından takvim çok sıkışık, ve dolayısıyla bir maçı tekrar etmek için boş gün bulmak sıkıntılı. O yüzden böyle bir kural koyulmuş olmalı.

    YanıtlaSil
  16. Walk nasıl oluyor onu anlamadım acıklarmısiniz.

    YanıtlaSil
  17. Eğer atıcı 4 kere ıska (ball) yaparsa, vurucu 1st base'i kazanır, buna BB (base on balls) denir. Walk aynı şeyin biraz amiyane tabiridir, koşmak yerine yürüyerek oraya gidilebildiği için söylenmiş olmalı.

    YanıtlaSil
  18. 162 maç ve 9 inning çok fazla.Yakın zamanda oyun sayısı ve oyun süresi düşürülür diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  19. Sezonlar ne zaman baslar ve biter

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. https://en.wikipedia.org/wiki/Major_League_Baseball_schedule

      Sil
  20. Şu pitcher ların win\ Lose olayında hala anlayamadığım bazınoktalar var. Detaylıolarak anlatabilir misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Genel kural: Eğer bir pitcher oyundan çıktığında takımı öndeyse ve hep önde kalıp maçı kazanırsa Win olur. Tersi de loss için geçerli.

      Eğer çıktıktan sonra galibiyet durumu değişirse no-decision olur.

      Maça başlayan pitcher'lar için özel kural şudur: Win'i haketmek için en az 5 inning atmaları gerekir.

      Ya starting pitcher ya da relief pitcher illa win veya loss'u alır.

      Tabii yine ince ayrıntılar var:

      https://en.wikipedia.org/wiki/Win–loss_record_(pitching)

      Sil
  21. savunmacı topu havada yakalarsa ne oluyor daha detaylı anlatın lütfen teşekkürler:D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Savunmacı topu havada yakalarsa vurucu oyun dışı kalır.

      Eğer base'lerde adam varsa, ve 3 out olmadıysa, bu sefer o adamlar -isterlerse- tag up yaparak, yani bulundukları base'e basıp diğer base'e koşabilirler.

      https://en.wikipedia.org/wiki/Tag_up

      Sil