cubs etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cubs etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Nisan 2012 Perşembe

104 Senelik Bu Çile

Bu yazıda size 104 senedir şampiyon olamayan bir takımı anlatacağım. Amerikan beyzbol ligi MLB'de Chicago Cubs 1908'den beri şampiyon olamıyor.

Aslında birçok spor dalında bu kadar süre şampiyon olamamış çokca takım bulunabilir. Örneğin İngiltere'de bu tanıma uyan birçok futbol takımı vardır ancak, bu takımlar hayatlarını alt kümelerde geçirmişlerdir. Cubs'ın farkı ise -beyzbolda küme düşme olmadığı için- her zaman en üst kümede mücadele etmesine karşın bunu becermesidir(!)

Bunca başarısızlığa rağmen Chicago Cubs beyzbolda en çok ve kalpten desteklenen takımlarından biridir. Sahası Wrigley Field şehrin ortasında olduğundan, trafiği aksatmasın diye Cubs birçok maçını hafta içi gündüz oynamak zorundadır ama yine de çoğu maç neredeyse tam kapasite, yani 40 bin civarında seyirciye oynanır. Chicagolular deplasmanlarda da takımlarını pek yalnız bırakmazlar ve sesleri evsahibi takım taraftarları kadar duyulur. Üstelik, bu destek, normal sezonda 162 maç, yani 6 ay boyunca neredeyse her gün bir maç oynayan bir takıma verilmektedir.

Wrigley Field'ın meşhur tabelası

Peki Cubs neden 104 senedir şampiyon olamıyor ki? Cevabı belli: Çeşitli lanetler ve süregelen şanssızlıklar yüzünden. Yazar kafayı yedi diye düşünüyor olabilirsiniz; lanet ve şanssızlıkla açıklanabilir mi böyle bir şey? Normalde mistik, doğaüstü şeylere inanmam ama bize karşı bir güç var. 2002 yılından beri Cubs'ı yakinen takip ediyorum ve bu laneti sürekli yaşayarak inandım. Neyse, biz tarihçe ile başlayalım.

Tarihçe

Chicago Cubs 1870 yılında kuruldu. Beyzbolun en eski takımı olmasa da, Atlanta Braves ile beraber halen aktif olan en eski iki takımından biri. Ancak kader daha o zamandan ağlarını örmeye başlamıştı. 1871'de çıkan Büyük Chicago Yangını'nda takımın tüm malzemeleri yandı. Ödünç formalarla 1871 sezonunu tamamladı ama Chicago'nun yeniden yapılanması esnasında ligden çekilip 1874'de tekrar döndü.

1920 Cubs

1876'da Chicago'lu bir işadamı olan Cubs'ın başkanı William Hubert'in girişimiyle National League kuruldu ve Cubs da profesyonelliğe adım attı. O yıl ligin ilk şampiyonu Cubs oldu ve 1886'ya kadar da 6 şampiyonluk elde etti. Sonrasında 20. yüzyıla kadar 3 kere de ikinci oldu.

1901 yılında American League kuruldu ve 1903 yılında National League yani NL ile AL şampiyonları World Series adı altında final oynamaya başladılar. World Series geleneği halen aynı şekilde devam etmektedir. Cubs 1906-1908 arasında 3 kere üstüste NL şampiyonu oldu ve 1907 ile 1908'de de World Series'i kazandı. Onbinlerce kilometre uzakta, Kadıköy'de bir futbol takımı, her ne kadar 1907'de kurulmuş olsa da, maç yapmaya 1909 yılında başladı. Bunu da not düşelim.

Bu dönemde Cubs ligin en iyi takımlarından biriydi. Defansın ortasında oynayan ve "double play" denen, tek seferde iki kişiyi oyun dışı bırakma işini bol bol yapan Tinkers, Evers ve Chance için o zamanki rakipleri New York Giants tarafından "Beyzbolun Hüzünlü Lugatı" adlı bir şiir bile yazılmıştı:

Bunlar mümkün olan sözcüklerin en hüzünlüsü:
"Tinkers'dan Evers'a ondan da Chance'e"
Yavru ayı üçlüsü, kuşlardan bile hareketli
Tinkers ve Evers ve Chance
Acımasızca iğneleyerek bizim flamayı şaşırtır
Ve sıradaki Giant'ı double'a vurdurur -
Beladan başka hiçbirşey ile dolu olmayan ağır sözcükler:
"Tinkers'dan Evers'a ondan da Chance'e"

1906'da NL'i kazanan Cubs takımı

1908 şampiyonluğunun Cubs'ın son şampiyonluğu olduğunu başta söylemiştik. Kimileri bunu "Mankafa" lakaplı Fred Merkle'ın laneti olduğunu söylerler. New York Giants'ın oyuncusu olan Merkle aslında gayet de akıllı bir oyuncudur. Cubs ile sezonun sonuna doğru yapılan kritik bir maçın sonunda güzel bir home run vurur. Home run vurduktan sonra formalite icabı da olsa base'ler arası koşmak ve hepsine ayakla dokunmak gerekir. Fakat herkes galibiyete sevinirken Merkel 2. base'e dokunmayı unutur. Hakem sayıyı iptal eder. Tüm seyirciler sahaya indiği için maç 1-1 berabere ilan edilir. Giants Cubs'ı geçemez ve NL şampiyonluğunu kaptırır. Merkle ise aldığı mankafa lakabından dolayı hayatı boyunca zor günler geçirir. Hatta bir keresinde "herhalde öldükten sonra mezartaşıma da mankafa yazarlar" diye demeç verir. 1967'de öldüğünde de mezartaşsız gömülür.

1918'de yine World Series'e çıkar Cubs, ancak Boston Red Sox'a yenilir. Red Sox, şampiyon olduktan sonra belki de gelmiş geçmiş en iyi beyzbolcu olan Babe Ruth'u ezeli rakibi New York Yankees'e yok yere satar. Bu satış Ruth'un lakabı kullanılarak "Bambino Laneti" olarak anılır. Red Sox bundan sonra ancak 2004'de şampiyon olabilecektir ki bu da ayrı bir hikayedir.

Beyzbolun üçüncü bahtsız takımı Cubs'ın halen en azılı düşmanı olan, aynı şehrin takımı Chicago White Sox'dur. Beyaz Çoraplar da 1917'de şampiyon olduktan sonra ancak 2005'de şampiyon olabilmiştir. 1919'da Chicago White Sox'un bazı oyuncuları şike yaparken yakalanır ve bu olay "Black Sox skandalı" adlandırılır. White Sox'un laneti de budur. Buradan çıkarılacak ders de şudur: Şike yapan 90 yıl iflah olmaz.

Şike yapanlar böyle afişe edilmeli...

1921 yılında sakız üreticisi William Wrigley Jr. Cubs'ı satın alır. 1925'de maçların oynandığı stadın ismi Wrigley Field olarak değiştirilir. Wrigley Field halen aynı isimle aktiftir. Bu sahaya sonra değineceğiz.

Wrigley yönetiminin ilk yıllarında William Veeck adlı bir spor yazarı yönetimi acımasızca eleştirmektedir. Wrigley "sıkıyorsa sen daha iyisini yap" diyerek Veeck'i kulübün başkanlığına getirir. Veeck gerçekten daha iyisini yapar ve takım iyi günlere döner. 1929'da World Series'e çıkılır ama 7. inning'e 8-0 önde girilen maçı Cubs 10-8 kaybeder ve şampiyonluk uçar gider.

1932'de "called shot" olayı olur. Bunu şöyle anlatmaya çalışalım: Bir atıcı topu isabetli şekilde fırlatırsa ve vurucu da mıhlanmış bir şekilde sopasını bile oynatamazsa hakem başparmağı ile bir işaret yaparak bunu belirtir. Buna "called strike" denir. Bu maçta da Cubs yedek kulübesi ile Ruth maç sırasında birbirlerine sataşmaktadırlar. Ruth bir ıska sonrası başparmağıyla tribünleri gösterir ve sonra gelen atışı da sopasıyla işaret ettiği yere yollayarak home run yapar. İste bu vuruşa beyzbol tarihinde "called shot" denir. Maçı Yankees 7-5 kazanır, demoralize olan Cubs ertesi gün de yenilerek şampiyonluğu yine kaybeder.

1935 ve 1938'de Şikago'nun Yavru Ayıları yine World Series'dedir ama şampiyonluk gelmez. 1942 yılında Wrigley Field ilk ışıklandırılan beyzbol sahası olacakken Pearl Harbour baskını olur. Bunun üzerine Philip K. Wrigley ışıkları söktürerek ABD ordusuna hediye eder. Wrigley Field'a ışık ancak 1988 yılında takılabilecektir.

Esas lanet ise 1945 yılında gelir. Cubs bir kez daha World Series'e çıkmıştır. Rakip Detroit Tigers'dır. Cubs seride 2-1 öndeyken Wrigley Field'daki maça "Keçi Billy Tavernası"nın sahibi Billy Sianis yanında bir keçiyle gelir. Tribüne keçisini de sokmayı başarır. Ancak bir süre sonra taraftarlar keçinin pis kokması yüzünden şikayet ederler. Billy Sianis ve keçisi dışarı çıkartılır. Rivayete göre Yunan göçmeni olan Billy Sianis "Them Cubs, they aren't gonna win no more", yani mealen "Cubs daha da kazanamaz" diye takımı lanetler. Cubs 2-1 önde olduğu seriyi 4-3 kaybeder, ve günümüze kadar bırakın şampiyon olmayı, finale, yani World Series'e bile bir daha çıkamaz.

Bay Sianis ve keçisi

Bu laneti kırmak için sonraki yıllarda Billy Sianis'in yeğeni Sam Sianis tam 4 kere stadyuma keçi getirir (haliyle keçinin de girmesine izin verilir), ama lanet yine de sürer. Bu laneti kırma çalışmaları halen devam etmektedir. Örneğin yeni kurulan "Reverse the Curse" adlı bir dernek gelişmekte olan ülkelerdeki fakir ailelere keçi yardımı yapmaktadır. Lanet henüz kırılamasa da, en azından topluma belli bir yarar sağlamaktadır denebilir.

Bundan sonra Cubs'ın kötü sezonları başlar. 1947-1966 arası sadece iki kere takım sezonu .500'ün üzerinde tamamlayabilir. Bu dönem ile ilgili kayda değer tek şey 1961 ve 62 yıllarında yapılan "college of coaches", yani koçlar heyeti denemesidir. Buna göre, futbol takımı terimleriyle ifade edersek, takımı tek teknik direktör yerine bir grup teknik direktör sırayla yönetirler. Diğerleri de boş durmaz, alt takımları idare ederler. Elbette bu kaosa yol açar ve bir süre sonra vazgeçilir.
Ah kara kedi ah...

1960'ların sonuna doğru Cubs iyi bir jenerasyon yakalar. Efsanevi Ernie Banks'e sonraları Cubs'ın çok sevilen maç spikeri olacak Ron Santo, Ferguson Jenkins ve Billy Williams katılırlar. 1969'da Cubs ikinci New York Mets'in 8.5 maç önünde liderken Mets'ın sahası Shea Stadium'a maça gelir. Mets o sıralarda yeni kurulmuş bir takımdır ve kurulduğundan beri her seneyi sonuncu bitirmiştir. 9 Eylül 1969'daki maçta, yedek kulübesi önünde ayakta duran kaptan Ron Santo'nun önünde bir kara kedi geçer. Cubs bu maçı iki defansif hata ile kaybettiği gibi, sezonun kalanında da garip hatalar yaparak bir dolu maç kaybeder ve sezonu Mets'in 8 maç gerisinde bitirir. World Series'e çıkan Mets şampiyon olur.

Ernie Banks henüz yaşıyor ama heykeli dikildi bile

1981'de Chicago Tribune gazetesinin sahibi Tribune Co. 20 milyon dolara Cubs'ı satın alır. Satın aldığı gibi de 1980'de Philadelphia Phillies'i şampiyon yapan yönetici Dallas Green'i transfer eder. Dallas Green kazanan bir adamdır, lanetlerle falan dalga geçer. Birçok transfer yapar ve kendi kadrosunu oluşturur. Artık NBA gibi playoff'lar gelmiştir beyzbola. 1984 yılında Cubs o zamanki grubu NL East'i şampiyon bitirerek playoff'a çıkar; diğer deyişle 1945'den beri ilk defa normal sezon sonrası ekstra maç oynayacaktır.

İlk turda San Diego Padres ile eşleşir. Gelgelelim Wrigley Field'da halen ışıklandırma yoktur ve MLB yönetimi playoff'da maçları mümkün olduğunca gece oynatmak istemektedir. 5 maçlık seride Cubs daha iyi bir yüzdeye sahip olduğu için 3 maçı evinde oynaması gerekir. MLB ise Cubs'ın evinde 2 gündüz maçı oynayabileceğini belirterek, isterse 3. maçı aynı şehrin takımı Chicago White Sox'un sahasında veya San Diego'da oynayabileceğini söylerek takımı bir seçime zorlar. Cubs, düşman White Sox'un sahasında oynamaktansa deplasmanda oynamayı tercih eder.

O zamanların popüler filmi Ghostbusters'a gönderme

Cubs ilk 2 maçı güle oynaya kazanır. San Diego'daki 3 maçtan illa ki birini kazanır diye düşünülürken 3 maçı da kaybeder ve elenir. Elbette herkes artık sahada ışıklandırma olmamasına suç bulmaktadır. 1989'da Wrigley Field ışıklandırılır. Işıklar altında yapılacak ilk maç ise şiddetli yağmur yüzünden ertelenir!

Cubs 1989'da bir daha playoff'a çıkar ve elenir. 1990'lardaki yıldızı vurucu Sammy Sosa'dır. 1994'de oyuncu grevi yüzünden popülaritesinden biraz kaybeden beyzbol 1998 yılında Sammy Sosa, Mark McGwire ve Ken Griffey Jr. arasında home run krallığı yarışı ile tekrar popülarite kazanır. Hoş, sonra bu dönemde beyzbolcuların çatır çatır doping maddesi steroid kullandıkları anlaşılır. "Steroid era" diye adlandırılan bu dönem muhtemelen beyzbol tarihine kara leke olarak geçecektir.

2003 yılında Chicago Cubs gerçekten iyi bir kadro kurmuştur. Genç atıcılar Kerry Wood, Mark Prior, Carlos Zambrano ve Matt Clement'e takımın yıldız vurucusu Sammy Sosa da eklenmiştir. Başlarında da San Francisco Giants'ı üst düzey bir takım haline getiren Dusty Baker vardır. Takım kolaylıkla playoff'a çıkar ve ilk turda Atlanta Braves'i 5 maç sonunda biraz zorlukla da olsa eler. NL şampiyonluğu için Florida Marlins ile eşleşir.

Gecenin bir vakti kalkıp Internet radyodan dinlediğim 6. maçta atıcı Mark Prior üstün bir performans ile maça başlar. Cubs seride 3-2 öndedir ve maçı kazanırsa 1945'den beri ilk defa World Series'e çıkacaktır. 8. inning'de Cubs 3-0 öndedir ve 5 tane adamı daha oyun dışı bırakırsa finaldedir. Marlins'den Luis Castillo'nun vurduğu top faullü olarak tribüne doğru gider. Faullü top olmasına rağmen top eğer Cubs'ın sol alan savunucusu Moises Alou tarafından yakalanırsa Castillo oyun dışı kalacaktır. Alou tribüne doğru zıplar, ancak topu hatıra olarak kapmak üzere elini uzatan bir de taraftar vardır: Steve Bartman. Topu ne Bartman ne de Alou tutabilir. Sonuçta Castillo oyun dışı kalmaz.

Şapkalı olan Steve Bartman

Bundan sonra herşey tersine döner. Atıcı Mark Prior kötü atışlar yapmaya başlar, savunması çok sağlam olan Alex Gonzalez topu bacaklarının arasından kaçırır ve Marlins ardarda sayılar bularak 8-3 öne geçer. Ancak tribünün öfkesi Alou'nun topu tutmasını engelleyen taraftar Steve Bartman'a yönelmiştir. Taraftarlar tribünün her yerinden gelerek kafasına bira dökmeye başlarlar. Güvenlik kendisini tribünden zor kaçırır. Cubs maçı kaybeder.

Seri 3-3 olmuştur ve son maç halen Wrigley Field'dadır. Sıradaki atıcı çok başarılı bir sezon geçiren Kerry Wood'dur ama kendisinden beklenmeyen bir şekilde kötü oynar. Cubs 9-6 kaybeder. Sadece 11 senelik geçmişi olan Florida Marlins World Series'de New York Yankees'i de yenerek şampiyon olur. Sonuçta lanet yine Cubs'ı vurmuştur. Olay tarihe "Bartman Incident" olarak geçer. Steve Bartman bu olaydan sonra ortadan kaybolur. Halen bilinmeyen bir yerlerde inzivadadır ve kendisine gelen yüksek meblağlı röportaj tekliflerini düzenli olarak reddetmektedir.

Bence Steve Bartman olayı postmodern bir insanlık dramıdır. Düşünün, tuttuğunuz takım için tribündesiniz ve ufak bir hesap hatanız yüzünden takımınıza maç kaybettirmekle suçlanıyorsunuz. Üstelik topu yakalamak için uzanan tek kişi siz değilsiniz, dahası topu hatıra olarak bile alamamışsınız. Ayrıca o pozisyonda aslında takımınız sayı bile yememiştir. Sonrasında takım işi batırınca maç kaybedilmiştir. Aslında maç sonrası haber sitelerinde olay sağduyulu şekilde "bir taraftar" diye yansıtılmıştı, ama bilmem kaç kamera ile çekilen görüntüler ortaya çıkıp internet forumlarında Steve Bartman'ı tanıyanlar ismini ifşa edince olaylar gelişti ve Steve Bartman adı beyzbol tarihine pek de hayırlı olmayan bir şekilde geçmiş oldu.

2004 yılında Cubs kadrosunu korumuş ve efsanevi atıcı Greg Maddux (kendisi zamanında Cubs tarafından draft edilmiş, ama az bir fiyat farkı yüzünden gittiği Atlanta Braves'de efsane olmuştu) ile Boston Red Sox'dan Nomar Garciaparra ile takviye edilmişti. Ancak Garciaparra'nın kariyerinin düşüş anında takıma geldiği anlaşıldı. Atıcılar Kerry Wood ile Mark Prior o kadar çok sakatlandılar ki isimlerinin esprili olarak "Kerry Wouldn't" ile "Mark Later" olması gerektiği iddia edildi. Sonraki 3 sezon Cubs playoff'a bile çıkamadı.

Lou Piniella da laneti küçümseyenlerden idi...

Dusty Baker'ın sözleşmesi dört senenin sonunda uzatılmadı ve yerine huysuz ve yaşlı koç Lou Piniella getirildi. Piniella zamanında New York Yankees gibi takımları şampiyon yapmıştı. Cubs'ı da şampiyon yaparak tarihe geçmek istiyordu. Lanetlere falan o da inanmıyordu elbette. Bu arada Boston Red Sox 2004 yılında, Chicago White Sox ise 2006 yılında şampiyon olarak kendi lanetlerini kırmışlardı. Artık sıra Cubs'da idi. Takımın sahibi Tribune Co. da kesenin ağzını iyice açmıştı. Beklemeye tahammül yoktu.

Cubs Piniella'nın ilk 2 sezonunda grubunu lider bitirerek playoff'a çıktı ama ikisinde de ilk turda 3-0 ile süpürüldü. 1916'dan beri ilk defa takımın üstüste 2 yıl playoff'a çıkmış olması elbette kimsenin umurunda değildi. Piniella'nın kalan 2 sezonunda takım playoff yüzü bile göremedi ve yaşlı hocayla yollar ayrıldı.

Kulübün sahibi Tribune Company, spor dışı nedenlerle ticari olarak zor günler geçiriyordu ve Cubs'ı satmaya karar verdi. Tahminler satış bedelinin 1 milyar doları geçeceği yönündeydi ama tam Cub'lık bir durum olarak 2009'da ekonomik kriz patladı. Kulüp ancak 900 milyon dolara emlak zengini Ricketts ailesine satıldı.

Ricketts ailesi Wrigley Field açık tribününden yetişmiş taraftar bir aile olarak ilk 2 sezonlarını mümkün olduğunca fazla para harcamadan, gözlem yaparak geçirdiler. Sonunda bu sezon büyük hamlelere başladı. İlk iş olarak, Boston Red Sox'u 86 yıl sonra şampiyon yapan GM Theo Epstein'ı transfer ederek takımın başkanı yaptılar. Epstein derhal kendi ekibini kurdu. Amaç, sabırla düzenli olarak şampiyonluğa oynayacak takımı yaratmak olarak belirlendi. Altyapıya öncelik verilecek ve organizasyon tamamen gözden geçirilerek daha etkin çalışması sağlanacak.

Etkinlik denince Cubs taraftarlarının tüyleri diken diken olur, çünkü bu muhabbetin bir yerinde konunun köhne Wrigley Field'ın yıkılıp, yerine, diğer takımlar gibi, şehir dışında kocaman ve modern bir stadyum yapılmasına geleceğinden korkar. Neyse ki Ricketts'lar bu konuda güvence vererek Wrigley Field'ı yıkmayı düşünmediklerini, ancak yavaş yavaş elden geldiğince modernleştireceklerini açıkladılar.

Wrigleyville

Wrigley Field gayet meskün bir mahallede konuşlanmış bir stadyumdur. Etrafındaki sokaklar barlarla doludur ve maçtan önce (ve sonra) içilir. Bloglardan okuduğuma göre sezonun sonlarına doğru takım kötü gidiyorsa küçük bir velet olarak bu barlardan birine girip "Bilet var mı bayım?" dermişsiniz. Dertli dertli içen bir abi arkasını bile dönmeden bileti uzatırmış. Tabii takım iyi gidiyorsa sokaklar Ali Sami Yen Sokak tadını yakalar. Ender çıkılan playoff'larda sırf stad çevresi atmosferini yaşamak için bir aylığına ev kiralayanlar olduğunu okudum. Bunları okuduğumda 2007 sezonuydu ve takım ilk turda 3-0 ile elenerek çoğu kişinin bir aylık parasının boşa çıkartmıştı.

Wrigleyville Kilisesi

Wrigley Field'ın kapasitesi modern sahalara göre nisbeten küçüktür (42,374). Saha şehrin çok içinde olduğundan belediye gece maçlarını sınırlamıştır, o yüzden çoğu maç hafta içi ve gündüz oynanır. Bu dezavantaja rağmen yine de çoğu maç doluya yakın seyirciyle oynanır. Koşullar ilkeldir, kapalı tribünlerde kolonlar vardır. Açık tribünler numarasızdır. Tuvaletler pistir. Ezeli rakip Chicago White Sox'un nefret edilen oyuncusu ve yakın zamanlara kadar koçu olan Ozzie Guillen stadda farelerin dolaştığını söyleyerek aklınca dalga geçmiştir. "Clubhouse" adı verilen oyuncuların maç öncesi zamanlarını geçirdikleri soyunma odaları oldukça dardır.

Chicago "rüzgarlı şehir" diye bilinir. Wrigley Field da bundan nasibini alır. Özellikle ilk ve sonbaharda şiddetli rüzgar içeri doğru estiğinde vurulan top bir türlü yol almaz. Rüzgar dışarı doğru estiğinde de sopaya dokunan her top home run olur. O yüzden maçlar garip skorlarla bitebilir.

Bizdeki "Pınarbaşı" bestesi gibi beyzbolun da "Take me out to the ball game" (beni maça götür) şarkısı vardır. Harry Caray adlı radyo spikeri, beyzbol maçlarının devre arası sayılabilecek 7. inning arasında mikrofonunu stad hoparlörlerine bağlayarak seyirciyle beraber bu şarkıyı söyletirdi. Kendisinin sesi oldukça berbat, şarkıyı söyleme temposu ise oldukça yavaş idi. 1998'de vefat edince Cubs her maçta bir ünlüye şarkıyı söyletmeye başladı. Bu gelenek halen devam etmektedir. Makbul olan şarkıyı kötü söylemektir. Birçok iyi "performans" olmuştur, ama benim favorim Ozzie Osbourne'un sarhoş halde, şarkı sözlerini bilmeden hmmm hmmmlayarak söylediği versiyondur.
Harry Caray "Take Me Out To The Ball Game" söyletirken
Ozzie Osbourne'un eşsiz performansı

Son olarak, beyzbolda home run topları seyirciler tarafından hatıra olarak tutulmaya çalışılır. Bu bir gelenektir. Wrigley Field'da ise, eğer rakip home run yapmışsa seyirci genelde topu sahaya geri fırlatır.

15 Ağustos 2011 Pazartesi

Rüya Rotasyon - ve Rüyanın Sonu

Blogumuzu takip eden ve beyzbol yazılarını okumaya tenezzül eden arkadaşlar, Chicago Cubs beyzbol takımının 1908'den beri şampiyon olamadığını, 1945'den bu yana da finale, yani World Series'e çıkamadığını bilirler.

Ben Cubs'ı 2002 yılında takip etmeye başladım ve 2003 yılında Cubs finale çıkmaya çok yaklaştı; sadece 5 out kalmıştı, ancak akabinde meşhur Steve Bartman olayı oldu ve Florida Marlins Cubs'ı eledi ve finalde de New York Yankees'i 4-2 yenerek şampiyon oldu. (Aslında Bartman olayı daha iyi bir yazı konusu, ama Carlos Zambrano hadisesi çok taze, o yüzden bu yazıyı öne aldım)

Soldan sağa: Matt Clement, Kerry Wood, Mark Prior, Carlos Zambrano ve Greg Maddux

Rüya Rotasyon

Cubs uzun bir aradan sonra şampiyonluğa yaklaşınca, 2004 sezonunda iyice mercek altına alındı. 2003 yılında Cubs başlangıç atıcıları 3.69 ERA ile ligin 3.sü, rakiplere verilen .242 BA ile birinciydi. Genelde rotasyonda 5 tane iyi atıcı bulunmaz, ama Cubs'ın 2004 başında tam 5 tane mükemmel başlangıç atıcısı vardı. Üstelik bunların Maddux dışındakileri oldukça genç idiler; yani yıllarca sürecek bir hegemonya kurulabilirdi. Hikayenin sonuna geçmeden bu atıcıların sondan başa tek tek hikayelerine geçelim.

Matt Clement

Aslında Clement bu 5'li arasında en az parlak olanıydı. 2003'ü 4.11 ERA ve 14-12 W-L ile bitirmişti. Yine de bu 5. sıra için düşünülen biri için gayet iyi rakamlardı.

2004'de nisbeten iyi ERA (3.68) rağmen yeterli run desteği olmadığı için W-L olarak sadece 9-13'de kalan Clement yine de dikkati çekti ve ligi baba ve paralı takımlarından Boston Red Sox'a transfer oldu. Burada ilk sezonunda all-star'a seçildi.

İlla satanist sakallı Matt Clement

Fakat kader ağlarını örmeye başlamıştı. 2005'de bir vuruşun kafasına isabet etmesiyle sakatlandı. 2006'da sadece 12 maça çıkabilip 6.61 ERA ve 5-5 yapabildi, akabinde sezon bitirici bir omuz sakatlığı geçirdi. 2007'de oynayamadı. Sonra pek oynayamadan oradan oraya transfer oldu. 2009 yılında en sonunda emekliliğe karar verdi. En son memleketi Pittsburgh'da Butler lisesinin basketbol koçu olarak görüldü.

Greg Maddux

Maddux 2003 kadrosunda yoktu. Ancak Cubs tarafından 1984 yılında draft edilmişti ve 1992'ye kadar takımda kalmıştı. 1992'de formunun doruğundayken parasal olarak Cubs ile anlaşamadı ve Atlanta Braves takımına transfer oldu. 2003'e kadar kaldığı Braves'de (ki ilk maçında Cubs'a karşı oynadı ve maçı 1-0 kazandılar) 1 şampiyonluk gördü ve her zaman en iyi atıcılardan biri kabul edildi.

Greg Maddux Cubs formasıyla


Cubs'da 2004 senesi onun için nisbeten iyi geçti. En azından 16 galibiyete ulaşarak kişisel 17 sezonluk en az 15 galibiyet serisini devam ettirdi. Ancak sonra kariyeri düşüşe geçti; 2008'e kadar sezonlarda 4.00 ERA'nın altına düşemedi ve en sonunda beyzbolu bıraktı. Yine de Cubs'ı bırakamadı, şu anda genel menajer Jim Hendry'nin özel danışmanı olarak düşük tempoda çalışıyor.

Kerry Wood

Kerry Wood ilk olarak 1998 yılında çok genç iken 20 strike-out'luk bir maçla adını duyurmuştu. Seneler onu Cubs'ın 1. atıcısı haline getirmişti. Ancak sonrasında sakatlıklar peşini bırakmadı. Hatta kendisi hakkında "Kerry Wouldn't" esprileri yapıldı.

Wood ezeli rakip Chicago White Sox taraftarlarına sevgilerini gönderirken


Uzun sakatlıklar sonunda Cubs kendisini bir süre yardımcı atıcı olarak denedi. 2008'de Cleveland Indians'a transfer oldu. 2010'da da Yankees'e gitti. Oralarda görece başarılı olsa da, 2010 sonunda Yankees sözleşmesini yenilemeyince senelik 1.5M USD gibi nisbeten düşük bir rakama yardımcı atıcıya çok ihtiyacı olan Cubs'a geri döndü. Halen closer öncesi çıkan setup pitcher pozisyonunda katkıda bulunuyor.

Mark Prior

Mark Prior 2002'de üniversiteden draft edildi ve hemen o sezon Cubs'ın esas takımında oynama şansı buldu (NBA gibi değildir burada işler, bir adam draft edildikten sonra yıllarca sürünür) 2003 yılında coştu, 2.43 ERA ve 18-6 ile takımın lideriydi. Kerry Wood'un birinci atıcı olması tamamen kıdemden dolayı kabul ediliyordu.

Uzun boyu ve güçlü fiziğiyle Prior'ın yıllar ligi domine edeceği öngörüldü

Ancak Prior da sonrasında sakatlıklarla boğuşmaya başladı ve gün yüzü göremedi. Kendisi hakkında "Mark Later" esprileri yapıldı. Cubs'da sakatlığı iyice kronik hale geldi, en sonunda 2007'de San Diego Padres'e geçti. Ama ne Padres'de, ne de sonra transfer olduğu Texas Rangers ve Yankees'de herhangi bir katkı sağlayacak fiziki kondüsyona gelemedi. Kendisi şu anda halen geri gelmeye çalışıyor. Hayırlısı diyelim.

Carlos Zambrano

2003'de 4. sırada atan genç Venezuella'lı Zambrano (kısaca Z denir kendisine) sonraki senelerde sadece Wood ile Prior'un sakatlıkları, Clement'in gidişi, Maddux'ın ihtiyarlaması ile değil, müthiş performansı ile de çok kısa bir süre sonra kendini 1 numaralı atıcı olarak buldu.

Müthiş performansıyla 2007'de 5 sene ve 91.5M USD'lik kontrat imzaladı. Sonrasında çok gün yüzü görmedi. Performansı genelde istikrarsızdı. Z'yi yakan sakatlıklar değil, egzantrik kişiliği oldu. Bu kişilik galibiyetlerdeki ilginç sevinçleriyle sempatik olsa da, takım arkadaşlarıyla kavgaları, garip demeçleri, disiplinsizliği hep sorun oldu.

Zambrano sevinirken

2007'de tutucu Michael Barrett ile yedek kulübesinde kavga ettiler. Barrett sonra takas ile yollandı. 2009'da yedek kulübesindeki Gatorade aletini kırdı. 2010'da menajer Lou Piniella ile anlaşamayınca bir süre yardımcı atıcı olarak kullanıldı. Aynı sene takımın kıdemlisi Derrek Lee ile birbirine girdiler. Zambrano takımdan uzaklaştırıldı ve psikiyatrik destek alması sağlandı.

Bu sene de sezona kötü başladı. En son Atlanta Braves maçında kötü performansına bir de Chipper Jones'a topu bilerek fırlatması eklenince hakem oyundan attı. O da pılını pırtısını toplayıp takıma "emekli olacağını" söyledi (şu anda 30 yaşında). Takım blöfü gördü ve "kararına saygı duyduklarını  ve gelecekteki hayatında başarılar dilediklerini" söyledi. Elbette kontratında 23M USD alacağı kalan Z'nin meneceri hemen kıvırmaya başladı ama Cubs kendisini kovmak dışından en büyük ceza olan "askıya alma" listesine aldı. Elbette oyuncu sendikası Cubs ile uğraşacak, ama Cubs da artık sıkıldı ve bundan sonra Z'nin Cubs forması giymesi zor görünüyor.

Zambrano'nun Cubs forması altında yarattığı olayların güzel bir kronolojik listesi...

2004 ve sonrası Cubs

2004 sezonunda Cubs sezonu 89-73 (.549) ile nisbeten iyi bir performans ile kapasa da, grubundaki St.Louis Cardinals'ın 105-57'lik müthiş performansıyla playoff dışı kaldı. 2003 ile 2004 o zamanki menecer Dusty Baker'ın ilk 2 sezonuydu. Ama 3. ve 4. sezonları büyük hayal kırıklığı oldu ve takım .500'ün altında kaldı. Baker'dan sonra Chicago'nun evladı Joe Girardi çok istemesine rağmen tecrübeli Lou Piniella'da karar kılındı. Piniella ile ilk iki sene playoff'a kalınıp ilk turda 3-0 ile süpürüldü. Sonraki iki sezon .500'ün altında kalınırken Girardi Yankees ile şampiyonluk kazandı, yeri de çok sağlam.

Bu sezon öncesi takımın evladı Ryan Sandberg es geçilerek menecerlik eski 3B koçu Mike Quade'ye verildi. Bundan sonra Sandberg'den de başka bir takımda şampiyonluk bekliyoruz.

25 Mayıs 2011 Çarşamba

Bulls Miami Heat'e Neden Kaybetti?

Kısa cevap: Chicago Cubs taraftarları yüzünden.

NBA Playoff'ları Doğu Konferansı finalinde Chicago Bulls ile Miami Heat serinin 4. maçında karşı karşıya geldi. Maç, A.B.D.'nin doğu yakası saatiyle 8:30'da başladı. Bulls maçın 3. periyodunu 68-63 önde kapadı. Ancak ne olduysa ondan sonra oldu, önce maç berabere bitti, uzatmada ise Bulls adeta dağıldı ve maçı 101-93 kaybederek seride 3-1 geriye düştü. Müsabaka toplam 3:00 (180 dakika) sürdü.
Lebron Rose'u yine geçti

Diğer yanda Chicago Cubs beyzbol takımı evinde New York Mets'i ağırlıyordu. Saat 8:05'de başlayan bu maça Cubs iyi bir giriş yaptı ve 2. inning'de 5-0 öne geçti. 7. inning'e gelindiğinde 7-1 öndeydi. Cubs taraftarları asla böyle bir skorla rahat hissetmez kendini, ama bu inning'de Cubs 4 koşu daha yaparak 11-1 öne geçti. Artık maçın bundan sonra dönmesi zordu ve Cubs taraftarları Bulls maçını izlemek için tribün koridorlarındaki asılı TV'lere yöneldiler.
Atıcı Zambrano Pinch-hit için geldiğinde taraftar çıldırdı. Sonuç: 2 RBI

Peki, Cubs taraftarlarının bu olayla alakası nedir?

Bulls'un çöküşü 4. çeyrekle beraber başlamıştı. Maç 180 dakika sürdüğüne göre, 5 dakika uzatmayı da hesaba katarak, 180'i 48+5=53'e bölüp, tekrar 36 ile çarparsam kabaca 4. periyot başlangıcının 122. dakika olduğunu bulurum.

Cubs maçının son inning'i ev sahibi zaten önde olduğu için oynanmadığından maçın toplam 17 half-inning oynandığını görürüz. Maçın süresi olan 171 dakikayı 17'ye bölüp, tekrar 14 ile çarparsak 140. dakikada maçın garantilendiğini buluruz.

Cubs maçı 25 dakika erken başladığına göre, 4. periyodun başlangıcı 140 - 25 = 115 bulunur. Yani, Bulls maçı terimleriyle toparlarsak, 115. dakikada Cubs maçının anlamı kalmayıp taraftarlar Bulls maçını izlemeye koşuyor, 122. dakikada da Bulls'un çöküşü başlıyor.

Olsun, Cubs Win!

20 Mayıs 2011 Cuma

Cubs Red Sox'a Karşı

İş ve sosyal hayat sebebiyle bir süredir yazamadım. İki üç gündür işler hafifledi, ama bu sefer de konuların arası açıldı, birçok yazı konusunun zamanı geçti. Örneğin Knicks elendi...neyse, bu haftasonu (haftasonuna Cuma da dahil) tuttuğum beyzbol takımı olan Chicago Cubs Boston deplasmanında sevgili repras'ın favori takımı Red Sox ile 3 maç yapmaya gidiyor.

Önce sezon özetini verelim. Chicago Cubs ilk 24 maçta 0-1, 1-1, 2-1, 2-2...12-12 gibi bir %50'in en fazla 1 maç uzağında olmak serisi ile garip bir MLB rekoru kırarak sezona başladı. Sonrasında ise %50'nin aşağılarına doğru kaydı ve şu anda 19-23 ile grubunda liderin 5.5 maç gerisinde bulunuyor. Cubs'ın sorununu şöyle özetleyebiliriz: Batting average'da .279 ile 30 takım arasında 2nci durumda. Gelgelelim, koşucuları 2nci ve üzeri base'lerde iken, yani artık her vuruşun sayı olacağı, ama diğer yandan da gerilimin yüksek olduğu, soğukkanlılık gerektiren durumlarda ise bu ortalama .229 ile 24ncü sıraya iniveriyor.
Red Sox'un atıcısı Josh Beckett

Boston Red Sox ise sezona berbat bir başlangıç yaptı. İlk 6 maçını kaybetti, 2-10'a kadar geldi, ama sonra toparlandı ve şu an 23-20 ile Yankees'in 1 maç gerisinde. Yankees özellikle diyorum, zira Red Sox-Yankees rekabeti deyim yerindeyse beyzbolun Galatasaray-Fenerbahçe rekabetidir. En çok parayı bu iki takım harcarlar. Ulusal medyanın tüm gözü onların üzerindedir, TV'de en fazla reytingi bu iki takımın maçları alır vs vb. Chicago Cubs'ın rekabetleri ise yereldir; St.Louis Cardinals ile olan rekabet iki şehir arasındaki otoban olan I-55 yüzünden maçlar esprili olarak "I-55 Series" diye anılır. Cubs'ın diğer rakibi ise aynı Güney Chicago'nun takımı White Sox  iledir.
Fenway Park, karşıdaki yeşil duvar "Green Monster"

Chicago Cubs ile Boston Red Sox birbirine benzetilir. Cubs en son 1908'de şampiyon olmuş bir takım. Red Sox ise uzun süre en son şampiyonluğunu 1918'de almış bir takım idi; tabii bu şanssızlıklarını 2004'de kırdılar. Bununla yetinmeyip 2007'de bir daha şampiyon oldular. Cubs ise şeytanın bacağını henüz kırabilmiş değil. 2004'de kadar bir Cubs-Red Sox finali "Dream Series" olarak görülüyordu.

İki takım da gayet eski ve tarihi stadyumlarda oynuyorlar. Cubs, duvarlarındaki sarmaşıklarla meşhur Wrigley Field'da,  Red Sox ise sol taraftaki beleştepeyi engellemek için yapılan büyük duvarı "Green Monster" ile bilinen Fenway Park'da. İki takım da stadlarını yıkmak yerine, nisbeten düşük kapasitelerine rağmen iyi pazarlamayı becerebiliyorlar. En büyük değişmeyen gerçeklerden birisi iki takımın da sezon kapasitelerinin %100'üne yakınını doldurmaları.
Wrigley Field'ın meşhur tabelası

Lanetler her iki takımı uzun süreler boyunca bozmuş ve halen bozmakta (ne kadar da inanarak söylüyorum). Red Sox'un gelmiş geçmiş en ünlü beyzbolculardan Babe Ruth'un Red Sox'dan Yankees'e transferi ile alakalı "Curse of Bambino" laneti var. Cubs'ın ise 1945'de (yani son World Series'e yükseldikleri sene) stadyumdan içeri Billy adlı bir keçiyi almamaları ile alakalı "Curse of the Billy Goat" laneti halen mevcut.

Bu kadar benzerlik karşısında en temel fark ise, Chicago Cubs'ın National League (NL),  Red Sox'ın ise American League (AL) takımı olmaları. Beyzbolda çooook uzun süre NL ile AL takımları özel maçlar dışında sadece final olan World Series'de karşılaşabildi. O yüzden en son Cubs-Red Sox maçı 1918'de, yani o seneki finalde oynanabildi. Yani iki takım 93 sene sonra ilk defa karşı karşıya gelecek. İki takımın bu sene karşılaşabilmesi ise tamamen 1997'de başlayan Interleague maçları ile alakalı.
LF Alfonso Soriano iyi bir vurucu olduğu kadar berbat bir savunmacı

Herhalde bu yazıda en az merak edilen şey de bu seride ne olacağıdır. Biz yine de eksik kalmamak bağlamında tahminimizi yapalım. Boston Red Sox batting konusunda Cubs'dan da kötü, ancak pitching ERA olarak 4.23'e 4.59 üstünlüğe sahip. Savunmada ise 20 error'a karşılık Cubs'ın 29 error'u var ve genel olarak savunma oyunu daha berbat. Normalde favori elbette Red Sox, ama neyse ki AL maçlarında designated hitter kuralı var. Yani LF Alfonso Soriano'yu DH olarak oynatırsak daha iyi bir savunma elde edebilir ve seriyi kazanabiliriz. Kimbilir...

2 Nisan 2011 Cumartesi

Chicago Cubs - 2011 Sezonu

Serinin ilk yazısı...

Açılış maçındaki rakip Pittsburgh Pirates 18 senedir sezonu %50'nin üstünde bitiremeyen bir takım. Aslında beyzbolun en eski ve köklü takımlarından biri (kuruluş 1887, Cubs'ın 1876), tam 5 kere şampiyon olmuş (Cubs'ın 2) bir takım. Ancak son zamanlarda majör lige ne kadar yakıştığı bile haddini bilmezler tarafından tartışılıyor. Cubs açısından baktığımızda ise, sezonun açılışı için nisbeten kolay bir rakip olduğu söylenebilir.

Pirates'ın (Korsanlar) logosu çok güzel
Ama Cubs ilk maçı 3-6 kaybetti. Zaten geçen sene 162 maçın sadece 52'sini kazanabilen Pirates, Cubs karşısında ise 10 galibiyet 5 mağlubiyet almıştı. Hatta bir ara Cubs cephesinde "Ulan şu Pirates maçlarında kaybetmesek şu halimizde bile playoff yarışındaydık" muhabbetleri dönmüştü.

2011 başındaki durum

Neyse, bu muhabbete ara verip Cubs'ın 2011 sezonu durumuna bakalım. Menecer olarak çok karizmatik olmayan Mike Quade ile anlaşıldığından bahsetmiştik. Onun uğruna kulübün efsanevi oyuncusu Ryne Sandberg küstürüldü (Apar topar Phillies'in AAA takımı olan Lehigh Valley IronPigs'in meneceri oldu).  Diğer yandan kulüp Dusty Baker ve Lou Piniella ile 4'er senelik sözleşmeler imzalarken kendisi ile sadece 2 senelik sözleşme imzalandı. Sezon kötüye giderse kimsenin ona sabır falan göstermeyeceğini varsayabiliriz.

Genç Ryno
Takımın yeni sahibi Ricketts'ların ayaklarını yorganlarına göre uzatacaklarından bahsetmiştik. O yüzden çok flaş transferler olmadı. Ama takımın eski oyuncusu Kerry Wood ile oldukça uygun fiyata anlaşıldı (Wood Chicago'da yaşadığı için olabilir) 1B Derrek Lee'nin eksikliği ise tecrübeli Carlos Pena ile karşılandı.

Oyuna başlayan atıcılarda en önemli değişiklik sıralama idi. Son 6 sezonun açılış günü atıcısı (kulüp rekoru) Carlos Zambrano geçen sezonu 11 maçta 8-0 ile bitirmesine rağmen psikiyatrik sorunlarla uğraştı ve kulübün en değerli oyuncusu algısını biraz yitirdi. Quade cesaretli bir adımla Zambrano ve Dempster'ı odasına çağırdı ve yüzlerine açılış maçında Ryan Dempster'ın başlayacağını tebliğ etti.

Demp

Bullpen geçen sezonların zayıf noktasıydı, ama closer Carlos Marmol oldukça başarılı bir sezon geçirdi. Yerel oğlan Kerry Wood oyuna başladığı günleri oldukça geride bıraksa da, Indians ve Yankees'de yardımcı atıcı rolünde oldukça başarılı oldu ve çok gerekli setup rolünde başarılı olacaktır.

Pozisyon oyuncuları bağlamında geçen sezon iyi başlangıç yapan Starlin Castro batting sırasında da birinci sıraya  yerleştirildi. Onun dışında geçen sezon kariyerinin en kötü sezonunu geçiren ve sakatlıklarla boğuşan 3B Aramis Ramirez'in, bol paralı dönemin oyuncularından Fukudome'nin ve Alfonso Soriano'nun huzurlu ortamda daha iyi performans göstereceklerini varsaymak isteriz. Yine de Repras'ı kızdırmayalım ve net tahminimizi verelim: Cubs bu sezon iki arada bir derede kalıp, yani hemen kazanmak ile yavaş yavaş gelişmek arasında kalır ve ağır batırır.


Son olarak Cubs'ın efsanevi radyo yorumcusu Ron Santo'yu sezon arasında kaybettik. Uğurlu gelsin diye bu sezon MLB Gameday Audio da satın aldım (satın almadığım son 2 sezondur playoff'a yaklaşamadık bile) ama henüz dinleyemediğimden Santo'suz radyo yayını nasıl oluyor bilemiyorum.

Ron Santo diyabeti yüzünden iki bacağını da kaybetmişti

1 Nisan 2011 Cuma

Chicago Cubs - Yakın Tarihçe

Beyzbol sezonu dünkü maçlarla açıldı. Tuttuğum takım olan Chicago Cubs ise bugün sahasında Pittsburgh Pirates'ı ağırlayarak sezonu açacak. Chicago Cubs'ın en önemli özelliği son şampiyonluğunu 1908 yılında almış olması. Buna rağmen Chicago'nun en popüler takımı (diğer beyzbol takımı olan Chicago White Sox'a nazaran), her maç sahası Wrigley Field tıklım tıklım doluyor, hem de deplasmanlarda da ciddi taraftar desteğine sahip; özellikle şampiyonluğa oynuyorsa bizim büyük futbol takımlarının deplasman seyircisi gibi ses çıkartabiliyorlar.

Wrigley Field 1916'da açılmış oldukça eski bir sahadır.




Cubs'ı 2002'den beri ciddi olarak takip ediyorum. İlk takip ettiğim sezon felaket idi ve menecer Don Baylor sezon bitmeden kovuldu. Yerine o sene San Francisco Giants'a World Series oynatan Dusty Baker geldi. Baker geldiği gibi takıma olumlu etki yaptı; World Series'e çıkmasına sadece 7 out kala (Cubs 1945'den beri World Series'e de çıkamıyor) meşhur Bartman olayı oldu ve Cubs Florida Marlins'e elendi. Marlins de gidip şampiyon oldu. Ben de bu olayı radyo başında canlı yaşamak suretiyle gerçek Cubs'lı oldum.

2003 sezonunun hatırına 3 sezon daha dayanan Baker'ın bu sürede pek başarılı olamadı. Sonuçta kontratı uzatılmadı ve yerine tecrübeli Lou Piniella geldi. Lou, Chicago çocuğu Joe Girardi yerine seçilmişti, çünkü Girardi nisbeten tecrübesiz bir menecer idi, Cubs'ın sahibi Tribune Company ise son şampiyonluğun 100. senesinin geldiği dönemde hemen şampiyonluk istiyordu.

Girardi Yankees ile şampiyon oldu

Aynı sene 31 yaşındaki Alfonso Soriano ile 8 sene ve 136 milyon dolarlık çılgın bir sözleşme yapıldı. 2005'de düşman kardeş Chicago White Sox'un kendi 1917'den beri şampiyon olamama lanetini kırması da ayrı bir baskı oluşturuyordu.

2007'de sezon çok iyi geçmesine rağmen Cubs playoff'un ilk turunda süpürüldü. O sene de 1918'den beri şampiyon olamayan Boston Red Sox şampiyon oldu. Artık uzun süredir şampiyon olamayan sadece Cubs kalmıştı. 2008 son şampiyonluğun 100. senesiydi ve herkes "Canım, bu sene de Cubs şampiyon olur artık. Hatta olmazsa da yaptırırlar" diye konuşuyordu. Ama Cubs yine playoff'a çıkıp yine ilk turda süpürüldü

Sinirli bir adamdı Lou

2009'da "Artık 100. yıl stresi de kalmadı. Şampiyonluk ihtimali daha çok" denmeye başlanmıştı, ama 2009 ve 2010'da Cubs playoff'a bile yaklaşamadı. 67 yaşındaki Lou Piniella geçen sezonun sonlarına doğru  artık "out of sinir" oldu ve bitime 37 maç kala ayrıldı. Menecerlik vekaleten Mike Quade'ye verildi. Quade kulübe yakın olmayan kimsenin tanımadığı bir koç idi. Yıllardır Cubs'ın minör lig organizasyonlarında çeşitli görevlerde bulunmuştu, en son da Cubs'ın 3rd base koçu idi. Gelgelelim gelişiyle takım şahlandı ve kalan 37 maçın 24'ünü kazandı.

Bu arada 2010'da zor durumda olan Tribune Company Cubs'ı 845 milyon dolara Ricketts ailesine sattı. 900 milyon rekor idi (daha önceki rekor 2002'de 700 milyon ile Boston Red Sox'a aitti), ki ekonomik kriz olmasa değerin 1 milyar doları geçeceği tahmin ediliyordu.

Ricketts ailesi emlak zengini ama gayet de açık tribünden yetişme cinsinden Cubs taraftarı bir aile olarak ilk kararları Tribune Company'nin hemen şampiyon olalım düsturuyla açtığı kesenin ağzını kapatmaktı. 2010 sezonun sonunda ise menecer seçimi kararıyla karşı karşıya kaldılar: Birçok kişiyle görüştüler, ama en önemli adaylar Cubs'ın minör ligdeki AAA takımının meneceri, eski ve popüler oyuncusu Ryne Sandberg ile, sezon sonunda şaşırtacak derecede başarılı olan, oyuncularla da arası çok iyi olan Mike Quade idi. Ricketts ailesi, taraftarları ve uzun süredir bu görevi bekleyen Sandberg'i çok kızdırmak pahasına seçimini Quade'den yana yaptı.

Şimdilik bu kadar. Bir sonraki yazımızda 2011 sezonunun öngörmesini yapacağız.