red sox etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
red sox etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ekim 2013 Çarşamba

World Series Bu Gece Başlıyor!! Bastır Red Sox!!!




Bizim blogda beyzbol yazılarını @alparsla yazar. Ben uzak dururum çünkü izlemeye geç başladım, hala öğreniyorum. Beyzbol bizim memlekette oynanmaz. Seyreden on kişinin dokuzu da çok sıkıcı bir spor olduğunu söyler. Evet çok durağandır ama gerilim doludur. Heyecandan ekrana bakamadığım anlar nadir değildir. Her spor gibi, kuralları bilinip, biraz takip edince zevkine varmak mümkün. Bu konuda @alparsla'nın aha bu yazısını tavsiye ederim. Zaten bu sporla daha yakından ilgilenmeye başlamam da Savaş'ın yüzündendir. Blog Müdürü olarak kendisi, Amerika'da bir kült haline gelen "Acıların Takımı" Chicago Cubs taraftarıdır. 

Savaş'ın Cubs kaynaklı kederini paylaştıkça benim de beyzbola iyice kanım ısındı. Fakat gönlüm onun takımına düşmedi. Boston şehrinin gıdıkladığı elitist tarafımdan mı, yoksa Patriots taraftarlığımdan gelen bir sempatiyle mi bilmem, Boston Red Sox'a kaptırdım kalbimi. Nick Hornby gibi bir "bir anda, açıklanamaz ve karşı konulmaz şekilde" aşık olmadım, sevgim yavaş yavaş büyüdü. Bu yüzden, 80 küsur yıl sonra ilk kez şampiyon olduğumuz 2004 sezonunu hayal meyal hatırlıyorum. O sene ALCS'de (yani American League Championship Series, bir nevi yarı final serisi) azılı rakibimiz NY Yankees'i 3-0 gerideyken arka arkaya dört maçı alarak finale çıkışımızı duymuş, sevinmiştim. Ama itiraf edeyim önemini çok kavramamıştım. Sonradan o son dört maçı çok okudum, hikayesini seyrettim (4 Days in October). Bugünden baktığımızda, 2004 ALCS öyle önemlidir ki, finalde (yani World Series'de) St. Louis Cardinals'i 4-0 yenip "Dünya Şampiyonu" oluşumuz pek konuşulmaz bile. Halbuki takım 1918'den beri şampiyon olamıyordu ve tüm Boston (veya lakabınca "Red Sox Nation") bu zaferle delirmiş, günlerce kutlamıştı.


Bir walk-off HR sonrası, Dustin Pedroia Başgan (sakallı kel) genç tutucumuz Jarrod Saltalamacchia'yı kovalıyor
Özlenen ruh budur!!

Bizim Kırmızı Çoraplar 2007'de tekrar şampiyon oldu. Finalde Colorado Rockies'i süpürdük fakat 86 yıl sonra kazanılan ilk kupa kadar ses getirmedi elbette. Üstelik 4 yılda iki kez şampiyon olunca "milletçe" bir tarafımız kalktı, her sene şampiyon olacağız havasına girdik. Sonraki iki sezonda da playoff'a kalmayı başardık ama her defasında L.A. Angels'a elendik. Los Angeles'in profesyonel spor takımlarına olan nefretim, böylece Angels'ı da içine katmış oldu (sadece Wayne Gretzky'nin oynadığı dönem NHL takımı LA Kings'e biraz sempati duymuştum).

Boston Kalesi, MLB'nin en eski stadyumu, Fenway Park!! 
2011 sezonu fena geçmemişti. Eylül ayına 7 maç farkla lider girmiştik. Playoff neredeyse garantiydi. Ama anlaşılmaz bir çöküş ile 27 maçın 20'sini kaybederek playoff dışı kaldık. Son maçı kaybettiğimiz gecenin sabahında haberi web'den okurken yüreğim acıdı. Beyzbol sezonu 162 maç olduğundan yenilmek normal bir şeydir. Ama ne zaman maç skoruna insanın içi böyle cız ederse, o takımın taraftarı olmuş demektir. Demek ki azılı bir Red Sox taraftarına dönüşmem 3 yıllık bir olay. Sonradan, takımda bir başıbozukluk olduğu, menecer Terry Francona'nın ipleri elinden kaçırdığı yazıldı çizildi. En büyük skandal da maç günü soyunma odasında bira ve kızarmış piliç partileri yapan atıcılar hikayesiydi. Bu karışıklıklar sonucu, 86 yıllık bekleyişten sonra takımı iki kez şampiyon yapan "Imperatore" Francona takımdan ayrıdı. Ama sorun çözülmedi. 2012 sezonu, bir çok süperstar transferine karşın büyük bir başarısızlıkla geçti. Yeni menecer Bobby Valentine'in yüksek egosu ve abul sabuk yönetim biçimi oyuncuları demotive etti. Pitching tarafında da sakatlık ve formsuzluklardan dolayı takım dökülmeye başladı. Bu gibi durumlarda takım yönetimleri "yeniden yapılanma" kartını oynarlar bazen. Bizim genel müdür Ben Cherington süper bir takasla en pahalı üç topçuyu zenginler kulübü LA Dodgers'a kaskalladı ve toplam 250 milyon dolarlık bir maaş yükünden kurtuldu. Seneyi 69 galibiyetle grup sonuncusu bitirdik. 

Aslında bu sene "rebuilding" olacaktı. Yeni menecer olarak 3 sene takımın "pitching coach"u olan John Farrell seçildi. Atış uzmanlarının baş coach olması çok alışıldık bir şey değil MLB'de ama Farell Toronto'da menecerlik görevini başarıyla yürütmüştü. Yeni transferlere karar verilirken, oyuncuların "prima donna" olmamalarına, sporu sevmelerine dikkat edildi. Yani "karakterli" oyunculara yöneldik. İyi oyunculara güzel paralar verildi, verilmedi değil ama kontratlar kısa tutuldu. Böylece adamlar elimizde patlarsa onlardan kurtulmak daha kolay olacaktı. Tecrübeli tutucu David Ross, dış sahacı Jonny Gomes ve Shane Victorino, shortstop Stephen Drew ve kalçası sorunlu yıldız Mike Napoli takıma katıldılar. Bunlarla beraber atıcı tarafa da closer olarak Joel Hanrahan ve 37 yaşındaki Japon Koji Uehara transfer edildi (sezon açıldıktan sonra rotasyona Jake Peavy de katıldı). Takımın ağır abileri Dustin Pedroia ve iki şampiyonlukta da takımda yer alan "Big Papi" David Ortiz takımın direği olarak devam ettiler. 

Big Papi ALCS'de Grand Slam vuruşunu yapıyor (bkz. alt resim)
Torii Hunter kafasını yarıyor ama topu tutamıyor.
 Tarafsız polis abi nasıl? :-)


2013'de amaç, takımın uyumunu tekrar yakalaması ve mümkünse playoff'a kalmaktı. Ancak daha sezon başından itibaren hem Farell oyuncularla iyi anlaştı hem de takım içi ahenk üst düzeye çıktı. Gruptaki en büyük rakip, şeytan imparatorluğu Yankees de felaket bir sezon geçirince Red Sox'umuz yürüyedurdu. Sezonu Amerikan Ligi'nin en iyi galibiyet yüzdesi ve koşu averajıyla tamamladık. Sezonun keşfi ise japon atıcı Koji Uehara oldu. Uehara, Hanrahan ve Andrew Bailey'in sakatlıkları nedeniyle mecburen "closer" oynamaya başladı ama ne oynamak... Eylül ayında karşısına çıkan 37 vurucuyu arka arkaya oyun dışı bırakmıştı. Sezonu 0.57 WHIP (inning başına verdiği vuruş ve walk sayısı) ile tamamladı. Yani maçın en stresli zamanı olan son ininglerde attığı toplara kimseler vuramıyordu.





Delirt bizi Koji!!!
Playoff'un ilk turunda Tampa Bay'i 3-1 ile geçip yarı finalde Detroit Tigers'la eşleştik. Tigers muhteşem bir atıcı rotasyonuna sahip bir takım. Max Scherzer, Justin Verlander, Anibal Sanchez ve Doug Fister dörtlüsü her takımın başını döndürecek oyuncular. Ancak bullpen tarafında (yedek atıcılar) eksikleri vardı ve onları tam da buradan vurduk. İlk maçı Fenway Park'ta (bir nevi Ali Sami Yen) kaybetmemize rağmen seriyi 4-2 kazanarak World Series'e çıkmış olduk. 

Finalde rakibimiz St. Louis Cardinals. Beyzbolu deli gibi seven bir kentin takımı. Cards aynı zamanda MLB'nin en akıllıca yönetilen organizasyonu olarak gösteriliyor. Müthiş bir altyapı sistemi var. Oradan çıkardığı gençleri büyük lige son derece iyi hazırlıyor. 2 yıl önce World Series'de şampiyon olduktan sonra, tarihin en iyi oyuncularından Albert Pujols'u yönetim takımdan gönderdi. Herkes Cards'a deli muamelesi yaptı ama takımın genel müdürü John Mozeliak'ın umurunda olmadı. St. Louis bu sene National League'in (NL) en iyi takımı oldu. Pujols yoksa gençler var. 2013 NLCS (diğer yarı final diyelim buna da) serisinin MVP'si seçilen atıcı Michael Wacha daha 22 yaşında ama Dodgers'i iki kez yenmeyi başardı. Onun dışında da 22-25 yaş arası son derece sağlam gençlerden oluşan bir kadrosu var. Vurucuları -aynı bizimkiler gibi- hiç vazgeçmiyor ve son inninglerde sayı buluyorlar. Üstüne, belki de MLB'nin en iyi oyuncusu Carlos Beltran gibi bir süperstar var. Porto Rikolu Beltran hiç dünya şampiyonu olmamasına karşın playoffarın en iyi oyuncularından biri. Red Sox en iyi kale çalan takım olmasına karşın karşısında Yadier Molina gibi müthiş bir tutucu var. Yani işimiz çok zor...

Carlos Beltran 

Okuduğum yorumcular ve Boston yazarları Red Sox'u çok küçük bir farkla favori gösteriyorlar. 7 maç üstünden oynanacak World Series'de saha avantajı bizde. Seri 2-3-2 formatıyla oynanacak ve her iki takım da kendi sahasında çok üstün. Red Sox, bullpen kalitesiyle bir adım önde ve Uehara gibi bir "son penaltıcı"ya sahip olmamız avantaj olarak gösteriliyor (atıcıyı penaltıcıya benzetmek doğru değil çünkü atıcı bir savunma oyuncusudur, lakin güzel oturdu silmedim). Cards'ın ise inatçı vurucuları, Yadier Molina'nın vücudunda ligin en iyi tutucusu ve Beltran faktörü var. İlk maç bu gece Boston'da. Maalesef Türk TVleri vermiyor. Çok deliren 3.99 dolara her maçı MLB sitesinden satın alabilir. O deli ben olabilirim...

Beyzbolda da kuşlar...

20 Mayıs 2011 Cuma

Cubs Red Sox'a Karşı

İş ve sosyal hayat sebebiyle bir süredir yazamadım. İki üç gündür işler hafifledi, ama bu sefer de konuların arası açıldı, birçok yazı konusunun zamanı geçti. Örneğin Knicks elendi...neyse, bu haftasonu (haftasonuna Cuma da dahil) tuttuğum beyzbol takımı olan Chicago Cubs Boston deplasmanında sevgili repras'ın favori takımı Red Sox ile 3 maç yapmaya gidiyor.

Önce sezon özetini verelim. Chicago Cubs ilk 24 maçta 0-1, 1-1, 2-1, 2-2...12-12 gibi bir %50'in en fazla 1 maç uzağında olmak serisi ile garip bir MLB rekoru kırarak sezona başladı. Sonrasında ise %50'nin aşağılarına doğru kaydı ve şu anda 19-23 ile grubunda liderin 5.5 maç gerisinde bulunuyor. Cubs'ın sorununu şöyle özetleyebiliriz: Batting average'da .279 ile 30 takım arasında 2nci durumda. Gelgelelim, koşucuları 2nci ve üzeri base'lerde iken, yani artık her vuruşun sayı olacağı, ama diğer yandan da gerilimin yüksek olduğu, soğukkanlılık gerektiren durumlarda ise bu ortalama .229 ile 24ncü sıraya iniveriyor.
Red Sox'un atıcısı Josh Beckett

Boston Red Sox ise sezona berbat bir başlangıç yaptı. İlk 6 maçını kaybetti, 2-10'a kadar geldi, ama sonra toparlandı ve şu an 23-20 ile Yankees'in 1 maç gerisinde. Yankees özellikle diyorum, zira Red Sox-Yankees rekabeti deyim yerindeyse beyzbolun Galatasaray-Fenerbahçe rekabetidir. En çok parayı bu iki takım harcarlar. Ulusal medyanın tüm gözü onların üzerindedir, TV'de en fazla reytingi bu iki takımın maçları alır vs vb. Chicago Cubs'ın rekabetleri ise yereldir; St.Louis Cardinals ile olan rekabet iki şehir arasındaki otoban olan I-55 yüzünden maçlar esprili olarak "I-55 Series" diye anılır. Cubs'ın diğer rakibi ise aynı Güney Chicago'nun takımı White Sox  iledir.
Fenway Park, karşıdaki yeşil duvar "Green Monster"

Chicago Cubs ile Boston Red Sox birbirine benzetilir. Cubs en son 1908'de şampiyon olmuş bir takım. Red Sox ise uzun süre en son şampiyonluğunu 1918'de almış bir takım idi; tabii bu şanssızlıklarını 2004'de kırdılar. Bununla yetinmeyip 2007'de bir daha şampiyon oldular. Cubs ise şeytanın bacağını henüz kırabilmiş değil. 2004'de kadar bir Cubs-Red Sox finali "Dream Series" olarak görülüyordu.

İki takım da gayet eski ve tarihi stadyumlarda oynuyorlar. Cubs, duvarlarındaki sarmaşıklarla meşhur Wrigley Field'da,  Red Sox ise sol taraftaki beleştepeyi engellemek için yapılan büyük duvarı "Green Monster" ile bilinen Fenway Park'da. İki takım da stadlarını yıkmak yerine, nisbeten düşük kapasitelerine rağmen iyi pazarlamayı becerebiliyorlar. En büyük değişmeyen gerçeklerden birisi iki takımın da sezon kapasitelerinin %100'üne yakınını doldurmaları.
Wrigley Field'ın meşhur tabelası

Lanetler her iki takımı uzun süreler boyunca bozmuş ve halen bozmakta (ne kadar da inanarak söylüyorum). Red Sox'un gelmiş geçmiş en ünlü beyzbolculardan Babe Ruth'un Red Sox'dan Yankees'e transferi ile alakalı "Curse of Bambino" laneti var. Cubs'ın ise 1945'de (yani son World Series'e yükseldikleri sene) stadyumdan içeri Billy adlı bir keçiyi almamaları ile alakalı "Curse of the Billy Goat" laneti halen mevcut.

Bu kadar benzerlik karşısında en temel fark ise, Chicago Cubs'ın National League (NL),  Red Sox'ın ise American League (AL) takımı olmaları. Beyzbolda çooook uzun süre NL ile AL takımları özel maçlar dışında sadece final olan World Series'de karşılaşabildi. O yüzden en son Cubs-Red Sox maçı 1918'de, yani o seneki finalde oynanabildi. Yani iki takım 93 sene sonra ilk defa karşı karşıya gelecek. İki takımın bu sene karşılaşabilmesi ise tamamen 1997'de başlayan Interleague maçları ile alakalı.
LF Alfonso Soriano iyi bir vurucu olduğu kadar berbat bir savunmacı

Herhalde bu yazıda en az merak edilen şey de bu seride ne olacağıdır. Biz yine de eksik kalmamak bağlamında tahminimizi yapalım. Boston Red Sox batting konusunda Cubs'dan da kötü, ancak pitching ERA olarak 4.23'e 4.59 üstünlüğe sahip. Savunmada ise 20 error'a karşılık Cubs'ın 29 error'u var ve genel olarak savunma oyunu daha berbat. Normalde favori elbette Red Sox, ama neyse ki AL maçlarında designated hitter kuralı var. Yani LF Alfonso Soriano'yu DH olarak oynatırsak daha iyi bir savunma elde edebilir ve seriyi kazanabiliriz. Kimbilir...