giro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
giro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mayıs 2021 Salı

İç bade, sev Giro... 2021 İtalya Bisiklet Turu

Geçen sene, hiç alışık olmadığımız şekilde, İtalya Bisiklet Turu sonbaharda koşulmuştu. Bu yıl, salgın paniğinin dinmesi sayesinde, alışıldık tarihine geri döndü. “La Corsa Rosa”ya da bu yakışır zaten. Bahar, uyanan tabiat ve dünyanın en güzel ülkelerinden birinde sezonun ilk büyük turu… Bisiklete böyle bir günde mi aşık oldum tam hatırlamıyorum ama sevdamın sürmesinde Giro’nun rolü büyük. Memleketimizde ekonomi çökmüş, covid şahlanmış, adaletsizlik artık yüzsüzlük seviyesine ulaşmışken cumartesi günü üç haftalık bir keyif dünyasına dalacağım. Kıyamet koparken kendini afyon tekkesine kapatan bir tiryaki gibi Giro104’ün pembe dünyası dışarıdaki pisliği geçici bir süre unutmamı sağlayacak.


"İç bade, sev Giro var ise aklı şuurun

Dünya var imiş yok imiş ne umurun!"


Canımız Giromuz 8 Mayıs’ta Torino’da başlayıp yirmi iki gün sonra Milano’da bitecek. 21 etapta ceman 3,480 km’lik bir parkur hazırlamış bize Signor Vegni. Tiren ve İyon Denizleri’ne hiç uğramayacak olan yarış, Adriyatik kıyısından çizmenin mahmuzuna kadar indikten sonra Foggia’dan geri dönecek. Toplam 47,000 metre irtifa kazanımı ve altı zirve finişi var. Giro zaten yokuşlarıyla tanınan bir yarıştır; Monte Zoncolan başta olmak üzere altı tırmanışlı etap sonu var. Kraliçe etabımız ise, görünüşe göre, 212 km uzunluğundaki16. Etap (Sacile - Cortina d’Ampezzo). 5,500 mt’nin üstünde pozitif irtifa kazanılacak etapta Fedaia-Pordoi-Giau üçlemesi arka arkaya geçilecek. Passo Pordoi yarışın en yüksek noktası ve Cima Coppi ödülünün de verileceği zirve (2,239 mt). 


#16 Kraliçe etap

Grande Partenza ihalesini Piyemonte bölgesi kazandığından yarış Torino’da kısa bir ITT ile başlayacak. Amaç ilk gün pembe mayoyu Filippo Ganna’nın giymesi ve 4. etaba kadar da taşıması sanırım. RCS ilk gün bir İtalyan’ın giyeceği pembe mayoyla reytinglerin yükseleceğini biliyor, lakin Ganna bu sezon beş kez ITT koştu ve son üçünü kaybetti (T-A, TdRomandie prolog ve son etap). Yani ilk gün mayo Quick-Step’e gidebilir (Rémi, Remco?).


İlk üç etap az konuşan, çalışkan ve sert karakterli oluşlarıyla bilinen Piyemonteliler’in topraklarında. İkinci etabın startı Savoie kralına küçük bir av köşkü diye başlayıp koca bir saraya dönüşen Stupinigi’den verilecek. Bizi bir sprint etabı bekliyor. Giro’da bu yıl bence beş tane net sprint etabı var. #2,#5 ve #13 dümdüz, #7 ve #10 ise arada iniş çıkışlar olsa da büyük olasılıkla toplu bir finişle bitecek gibi görünüyor. #3 ve #18 de sprint takımlarının aklını çelebilir ama profillerine bakınca ikinci/geç kaçış grubunca kazanılır gibi duruyorlar. Sprinter olarak kimler var derseniz Caleb Ewan, Elia Viviani, Giacomo Nizzolo, Tim Merlier, Fernando Gaviria ve elbette yeniden formuna kavuşan Peter Sagan start alacaklar. Ha bir de Dylan Groenewegen cezasını bitirip geri dönüyor. Pelotonun onu nasıl karşılayacağı bilinmiyor. DeceuninckQST düşmanca davranacak mı, gerginlik olacak mı göreceğiz. Sıkıntı çıkmaz umarım. Jakobsen de yarışlara döndü, öpüşüp barışmak lazım artık. Groenewegen’ın sprintlerdeki tutumu ve nasıl yarışacağı benim asıl merak ettiğim nokta olacak. 

9. Etap profili (16 Mayıs)


Piyemonte’de dolaşıp Piacenza üstünden Modena, oradan Adriyatik kıyısı derken ilk ciddi yokuş etabı yarışın dokuzuncu gününde. Apeninler’deki Campo Felice finişinin son 1.5 kilometresi toprak zeminde. Ama asıl üç gün sonraki “Brunello di Montalcino” şarap etabında göreceğiz toprak zemini. 11. Etap Perugia’dan başlayıp Toskana’ya doğru yönelecek. Toplam 2,500 mt irtifa var. Ayrıca ve daha önemlisi, son 70 km’nin yarısı “sterrati” denen ve Strade Bianche’den bildiğimiz toprak yollardan oluşuyor. Yanlış yerde patlayan bir lastik klasmanı uçurur. İlginç bir etap olacak. 

#12 etap ve stabilize toprak sektörler 


#12 de tuzak kurmaya yada uzağa düşmeye çok elverişli bir profile sahip. 212 km ve 3,700mt irtifa. Hep iniş çıkışlı. İtalyan bisiklet tarihine selam için Gino Bartali (Ponte a Ema) ve Alfredo Martini’nin (Sesto Fiorentino) kasabalarından geçeceğiz. Kaçış grubu kazanır gibi ama bir yandan da klasmancıların hamle yapabileceği bir etap. Son kısmı da cilveli.

Romeo ve Jülyet’in kenti Verona sprintinden sonra Monte Zoncolan geliyor ama bu kez Ovaro’dan değil doğudaki Sutrio tarafından çıkılacak. En son 2003’de çıkılmış. Biraz daha insaflı bu tırmanış. 13.5 kilometre ve ortalama eğim %9. Nihai 3 km çok ağır, maksimum eğim %23. Son iki yüz metrede tükenen biri 30 saniye fark yiyebilir.


Tadej Pogacar ve Primoz Roglic bu sene Giro’da yoklar ama hazır sınıra o kadar yaklaşmışken diğer tarafa da bir bakalım demiş RCS. 15. Etap kısım kısım Sloven topraklarında geçiyor, finiş de Gorizia’da. Yarıştaki üç Sloven sporcu (Mohoric, Domen, Tratnik) Bahrain “El Muzaffer” kadrosunda. Pelotonu onlar çeksin. 


Cortina’da biten kraliçe etaptan sonra ikinci dinlenme günü ve ardından elbette İtalya Turu’nun meşhur son haftası başlayacak. Son hafta 5 etabın üçü dağ (#17, #19, #20), biri düz (#18). Üç dağ etabı da zirve finişiyle sonlanacak; 20. Etap iki bin metrelerin üstündeki iki dağ geçidiyle bitiyor (İsviçre topraklarında).  30 Mayıs’ta Milano’daki 30.3 km’lik düz ITT ile yarış bitecek. Son dokuz yılda üç kez şampiyonu son gün koşulan ITT belirledi, o bu sene de kritik olacaktır.


#21 Milano ITT

Parkur böyle… Sprinterleri saydık, hızlı çocuklar için daha derin analiz gerektiren bir durum göremiyorum. Viviani, Groenewegen ve Sagan’ın performanslarını merak ediyorum. Caleb Ewan en iyileri gibi duruyor ama Tim Merlier de bayağı yarış kazandı bu sezon. Sagan’ın kontratı bitiyor. Patrick Amca da yarışa sprintersiz geldi. Bilmiyorum artık… 



Genel klasman adayları gelecek yazıda





5 Mayıs 2017 Cuma

Giro100


(Yazının aslı Cyclist Mayıs sayısında yayınlanmıştır) 

İtalya Bisiklet Turu “Giro d’Italia” diğer Büyük Turlar’dan farklı olarak, duygulara daha çok hitap ediyor. Giro’da çıkılan sert bir yokuşu izleyen seyircinin aklından ve gönlünden geçenler Fransa Turu ve İspanya Turu’nda hissettiklerinden değişiktir. En azından bana öyle gelir. Alpe d’Huez çıkılırken içimde bir heyecan ve coşku duyarım; Angliru’da perişan olan bisikletçileri seyrederken onlara acırım ve üzülürüm. Ama Giro’da yokuş çıkılırken içimde huzurlu bir mutluluk hissi belirir, sonra bu duygu sevince dönüşür, dudaklarım belli belirsiz bir gülümsemeyle uzar. Bunu daha çok yarışı yalnız seyrederken duyumsuyorum; sanırım duygularım tek başımayken yüzeye daha kolay çıkıyor.


Bu duygularımda yalnız da değilim, birçok kişiden Giro’ya karşı farklı duygular beslediklerini veya daha çok sevdiklerini duydum (ör. Aydan Çelik bunda ilkbaharın etken olduğunu söyler ve çok haklıdır). Çeşitli yazarlar da Giro için çok daha romantik yazılar kaleme almışlardır. Fransa Turu’nun ihtişamı olmasa da, güneşin açısı, bitki örtüsü, yükseklerdeki karın şaşkınlığı, Dolomitler’in güzelliği ve İtalyanlar’ın köpüren karakterini sonuna kadar kullanan Giro, akıldan çok gönüle seslenen bir yarıştır. Giro’ya böyle bakınca mayıs ayının gelişi daha bir güzel oluyor. İşte Giro d’Italia karşımızda.

Giro 2009’da 100. yılını kutlamış, 2011’de İtalyan Birliği’nin 150. yıldönümü ekmeğini yemişti. Bu sene de yarışın 100. kez koşulması şerefine özel bir takım pazarlama faaliyetleri yapıldı (adımız bir seneliğine “Giro100”). Para harcamak isteyenleri online alışveriş sitesine yönlendirdikten sonra izninizle yarışın parkuruna, havasına ve suyuna, ayrıca katılacak favorilere kısaca değinmek istiyorum.


Parkur Üstüne

Giro100 tasarlanırken Mauro Vegni kurmaylarına “Memleketin her yerinden geçelim çocuklar” demiş olmalı ki, parkur ülkenin iki büyük adasında dolaşıp çizmenin burnuna zıplıyor, sonra yukarıya doğru çıkarak dağları dolaşıyor ve Milano’da bitiyor. 5 Mayıs Cuma (cuma!!) Sardinya Adası’nda sprint etabıyla başlayacak olan yarış üç gün adada kalıp güneye Sicilya’ya geçecek. İkinci gün koşulacak OLBIA-TORTOLI etabı (221km), oldukça yokuşlu, hemen hemen hiç düzlüğü yok. GK sevdalılarının dikkatli olmasını gerektiren bir profil. Sardinya’daki son etap da sprintle bitecek. İki adanın arasındaki mesafe oldukça büyük olduğu için kafile feribotlarla Sicilya’ya geçerken yarışa bir gün ara verilecek. 

Sicilya’da 2 etap koşulacak ama CEFALU-ETNA (181km) arasındaki parkur çok ciddi bir dağ etabı. Son zamanlarda yine harekete geçen volkan izin verirse pembe mayonun peşinde koşanlar için kritik önemde bir etap olacak. Daha 4. Etap’tan böyle zorlu bir yokuş etabı demek favorilerin yarışa tam formda gelmek zorunda olmaları demek. Yarışın ilk haftasını form tutmak için kullanma fırsatı bu sefer yok. Bu nedenle Giro öncesi hazırlıkların takvimi  9 Mayıs’ta maksimum performansa ulaşmak üstüne kurulmalı. Tabii bu seviyeyi yaklaşık üç hafta korumak da lazım. 5. Etap üç Büyük Turu kazanan yeryüzündeki altı kişiden biri olan Vincenzo Nibali’nin doğduğu kent Messina’da bitecek. Nibali bu sene de yarışın en kuvvetli adaylarından biri ama yarış sprintle bitecek. Ancak peloton finişten ilk geçiş sırasında Nibali’nin göstermelik bir atak yapmasına izin verebilir (Messina içinde bir tur atılıyor).

4.Etap Profili

Olay Messina’ya gelmişken Nibali’nin lakabıyla ilgili spekülasyonları da bitirmek isterim. Ta gençliğinden beri kendisine “Lo Squalo dello Stretto” veya “Lo Squalo di Messina” deniyor, yani tam Türkçe meali Boğaz veya Messina Köpekbalığı (Messina Boğazı’na ithafen). Ama dilimize çevirince “köpekbalığı” kelimesi bir lakap için hem uzun kalıyor hem de insanda hoş durmayan “köpek” kelimesini barındırıyor, Nibali’ye ayıp oluyor. Necip Türk bisiklet camiasına Nibali’nin takma adının “Camgöz” olmasını teklif ediyorum. Artık “Boğaz Camgözü” mü dersiniz, “Messina Camgözü” mü bilemem, sonuçta sınırlı sorumlu da olsa bir özgürlük ülkesinde yaşıyoruz. “Boğaz”dan ilhamla “Boğaz Lüferi” de çok güzel durur aslında, hırçın ve çok avcı bir balıktır lüfer. Özgürlükleri genişletiyoruz, verdiğim opsiyonlardan birini seçerek siz de hürriyetinizi kullanınız.

Messina Boğazı’ndan hemen karşısı Reggio Calabria’dan başlayacak 6. Etabın son kısmı sürprizlere açık. Son 40 km’ye kadar ciddi bir problem içermeyen etap bu noktadan sonra sürekli çıkıp inecek. Son 2 km %5.7’lik bir yokuş. Etap ya kaçış grubuna yada onlar yakalandıktan sonra oluşacak başka bir gruba göz kırpıyor. 7. Etapta sprint takımları kontrolü kaybetmek istemeseler de parkurun son bölümü oldukça cilveli, sıkıntı yaratabilir. Sekizinci etabın (MOLFETTA-PESCHICI) son 1500mt’si %12’ye varan eğimler içeriyor. D.Ulissi, L.L.Sanchez hatta Rui Costa tarzı puncheur-sprinterlere göz kırpan bir final.

9. Etap ikinci ciddi tırmanışa sahne olacak. MONTENERO DI BISACCIA-BLOCKHAUS arasında 149 km’lik yarışın son 26 km’si ciddi bir yokuş ama son 13 km’deki Blockhaus asıl zorluk olacak. Blockhaus bizim hafızamıza eski Giro yarış direktörü Angelo Zomegnan’ın 2009’da tasarladığı 85 km’lik kıs ve vurucu etapla kazınmıştı. Gerçekten de Büyük Turlar’daki kısa ve sert yokuşlu etapların ortaya çıkışını Blockhaus’a borçluyuz. Hapsburg Hanedanı’nın bölgedeki varlığını yansıtan bir ismi olan Blockhaus on kilometre boyunca stabil şekilde %9’luk bir eğimi tutturup son kısımda %14’lere çıkıyor. Çok önemli bir etap olacak.

9.Etap Profili
Bu sene Giro100’ün genel klasman denklemini çözmesi zor hale getiren şey toplam 69 km’lik iki ITT etabı. Bunlardan ilki 10. Etaptaki 38.9 km’lik inişli çıkışlı parkur. İnişlerin teknik olduğu yazılıyor. Sporcuların parkurdaki iki yokuş için bisiklet değiştirip değiştirmeyecekleri de merak konusu. Bob Jungels ve Rohan Dennis gibi yokuş da çıkabilen tempocuların  GK favorileri arasında adlarının geçmesinin asıl nedeni, bu etap ve son günkü MONZA-MILANO arasındaki 28.3 km’lik düz ITT. Gerçek zamana karşıcıların aslen yokuşçu Quintana ve Nibali gibi favorilere kilometrede 2-3 saniye fark atmaları beklenmelidir. 69 km’de bu yaklaşık üç dakika demek. Indurain usulü “Dağlarda kayıpları minimize et, TT’de kamçıyı vur” formülünü uygulamak mümkün olur mu bilmem ama yarışa farklı bir boyut katacağı kesin gibi (B. Jungels Giro 2016’da Nibali’nin 8:31 gerisinde altıncı olmuştu).

10. Etap Profili
Zamana karşının ertesi günü, 11. Etap’ta Apenin Dağları’nda dört ciddi yokuşun çıkılacağı 161 km’lik FLORANSA-BAGNO DI ROMAGNA etabı yer alıyor. Genel klasmanı tehdit etmeyen bir grup kaçarsa peloton yaklamakta çok ısrar etmeyebilir. Son yokuş zirvesinden finişe kadarki 26 km’nin hep iniş oluşu da toplu finiş olmayacağı tahminimi güçlendiriyor. Sonraki iki etap Po Nehri civarında sprinterler için düşünülmüş, önce 12. etap FORLI-REGGIO EMILIA ve Cuma günü de R.EMILIA-TORTONA. Tortona’nın bizi ilgilendiren yanı büyük şampiyon Fausto Coppi’nin 40 yaşında sıtmadan öldüğü kent oluşu, doğum yeri ve 14. Etabın başlayacağı Castellania’nın yanı başında. Zaten bu bölge “Campionissimo”nun antrenman yaptığı yollara ithafen “I Colli di Coppi” diye anılıyor, “Coppi Tepeleri”. 131 km’lik etap dümdüz başlıyor ve 11 km uzunluğundaki %7 eğimli Oropa’da son buluyor. Son bölüm oldukça sert geçmeye aday. Haftanın son etabı 199 km’lik VALDENGO-BERGAMO arasında. İlk yüzelli kilometresi düz ama sonra 2 ciddi tırmanış var. Finişe yaklaşırken de eski Bergamo’ya çıkıp (3.5 km %7) şehre inecekler. Toplu finiş olmayacağı kesin gibi.

16.Etap Profili
Son dinlenme gününden sonra Giro100’ün en zor bölümü, yani dağlar başlayacak. 23 Mayıs’ta 222 km’lik ve hakikaten çok ağır bir 16. etap var. Toplam dikey irtifanın 5.400mt’yi geçeceği üç müthiş yokuş:  Mortirolo, Stelvio ve Umbrail Geçidi. Bazı sprinterler çoktan eve dönmüş olurlar bile ama kalanlara Tanrı kolaylık versin, çok zor bir gün olacak. 17. Etap Aprica ve Passo Tonale yokuşlarını etabın başında çıkıp İtalya’nın en butik kayak merkezlerinden Canazei’de bitecek. Parkurun son 75 km’si sürekli tırmanılacak bir yalancı düzlük. Team Sky’ın bu bölümde müthiş bir tempo tutturup herkesi acılara gark edeceğini hayal ediyorum.

27 Mayıs Perşembe de hani “cep herkülü” tadında bir etap var. MOENA-ORTISEI sadece 137 km ama 4.000mt civarında irtifaya sahip ve şu zirveleri daha evvel duymuşsunuzdur: Passo Pordoi, Valparola, Passo Gardena (Grödnerjoch), Passo di Pinei ve Pontives (son ikisini duymamıştım itiraf edeyim). Üst üste çok zor üç gün var fakat birinde peloton işi yavaşlatma eylemi yapmazsa çok şaşırırım. Bu etap kaçış grubuna bırakılabilir.

20.Etap profili
Geldik son üç güne. Son günkü ITT’den bahsettik yukarıda zaten, kaldı iki dağ etabı. ilki 191 km’lik SAN CANDIDO-PIANCAVALLO’da son yokuşta ciddi bir GK mücadelesi olmasını beklerim. Çünkü  önceki yokuşlara rağmen genelde yokuş aşağı bir parkurdayız ama son 15 km’de 1.100 mt yükselen Piancavallo artık favorilerin (hala birden fazla kaldıysa) kozlarını paylaşacakları son şanslardan bir olacak. Yüzüncü kez eda edilecek Giro d’Italia’nın son iki yokuşu 20. Etap PORDENONE-ASIAGO arasındaki 190 km’de yer alan Monte Grappa ve ilk kez çıkılacak bol virajlı Foza yokuşları. Ama son zirveden sonra finişe 15 km daha var dolayısıyla rahatlamak için erken. Monte Grappa’yı 2014’de Nairo Quintana fethetmişti. Bakalım bu sefer de ona uğurlu gelecek mi?

Son etap Monza yarış pistinden başlayıp Milano’daki Duomo Katedrali’nin hemen yakınında  bitecek 29 km’lik bireysel zaman karşı yarışı olacak. Foza’da hala birinci belli olmamışsa bu son 35-40 dakikalık efor Pembe Mayo’nun bu yılki sahibini belirlemiş olacak.


Favoriler

Yarışın başlamasına iki hafta teslim edilen bu yazı favorilerin tam bir analizini yapmama izin vermiyor. Ama tüm İtalya yarışın Fabio Aru ve Vincenzo Nibali arasında geçmesini, Coppi-Bartali çekişmesinin tekrar yaşanmasını istediğini anlamak zor değil. Ne var ki iki hafta önce Sierra Nevada’da antrenmanda düşen ve dizini sakatlayan Aru’nun yarışa katılamayacağı açıklandı. Hoş Aru hafif antrenmanlara başladı ama yarışa kadar ne duruma geleceği belli değil. Astana patronu Vinokurov genç Sardinyalı’nın Fransa Turu’na gideceğinde ısrarcı. Aru’nun sakatlığı gerçekten büyük hayalkırıklığı. Nibali yeni takımıyla geçen seneki zaferini tekrarlamak istiyor. Ancak Bahrain-Merida’nın yokuş domestik gücü de beni biraz düşündürüyor. Nibali’nin Etna’da hiç zaman kaybetmemesi gerek. Geçen sene gibi Giro’ya yavaş başlarsa toparlandığında rakipleri çok uzaklarda olabilirler. Yine de kariyeri boyunca tüm Büyük Turlar’ı kazanmayı başaran Nibali’nin ünvanını korumak için Sardinya’da startta olması onu ilk üç favoriden biri yapmaya yeter.

Nibali doğa olaylarını kontrol eden melek olan Mikail'i işaret ederken
Bence en büyük ve doğal favori Giro’14 şampiyonu Nairo Quintana. Kolombiyalı, bu yıl,  2015’de Alberto Contador’un yaptığı gibi, hem İtalya hem de Fransa Turu’nu kazanmak istiyor. Oldukça zor bir hedef ama geçen sene hüsran olduğu Fransa Turu’ndan sonra Vuelta’yı kazanması takdire değer bir başarıydı (TdF’da 3. olmuştu). Bu sene hem Valencia hem de Tirreno-Adriatico turlarını kazandı. Eğer ITT’lerde çok zaman kaybetmezse, müthiş yokuş tırmanma yeteneği ile en olası şampiyon adayı Quintana gibi duruyor.

Quintana podyumda
Bir başka favori Team sky’ın lideri Geraint Thomas. Galli sporcu son iki yıldır genel klasmancı olmayı kafaya takmış gibi. Takım takip olimpiyat şampiyonundan daha önce bir Fransa Turu şampiyonu çıkmıştı (B.Wiggins), neden bir daha olmasın diye düşünüyor olmalı. Tirreno-Adriatico’da beşinci oldu ve son hazırlık yarışı Tour of the Alps’i de birinci bitirdi. Yine de Giro’nun çok zorlu yokuşlarında takımının ona çok yardım etmesi gerekecek. Açılan farkı ise Foligno ve Monza’daki zamana karşılarda kapatmaya çalışacak.

Geraint Thomas
G. Thomas’la aynı stratejiyi düşünen biri de BMC’den Rohan Dennis. T-A’yu Quintana’nın ardından ikinci bitirdi. Giro’daki en iyi rouleur kendisi lakin yokuşlarda Thomas kadar iyi değil. Üstelik takım liderliğini Tejay Van Garderen’le paylaşmak durumunda. Çift liderli bir takımın başarılı olduğunu çoktandır görmedik.

Tejay Van Garderen sarı mayolu Ron Dennis'i çekerken..
Fransızlar’ın baskısından sıkılıp kendini İtalya’ya atan Thibaut Pinot da favoriler arasında. Fransa Turu’nda halkın beklentisiyle boğulan ve performans gösteremeyen Pinot bu sene TdF’ı pas geçip şansını İtalya’da denemeye karar verdi. Son haftalarda oldukça formda gözüküyor ama sadece iki yokuş domestiğiyle nereye kadar gieceği belli değil. TT yeteneğini son yıllarda geliştirdiğini de göz önüne alırsak podyumda yer almayı hedeflediği düşünülebilir.

Thibaut Pinot
Geçen sene İtalya Turu’nu altıncı bitiren Quick-Step Floors sporcusu Bob Jungels’i de yazmak gerekiyor sanırım. Beyaz Mayo’nun bu sene de güçlü adaylarından biri. Eğer bu yıl da ilk 10’da bitirirse kariyerini tamamen “a la Indurain" bir genel klasmancıya çevirebilir. 69 km2lik zamana karşı onun en büyük avantajı olacak.

Bob Jungels
Bunlar dışında hemen her takımın bir lideri var. Geçen sene Giro’yu tam kazanacak derken düşüp dördüncü olan Lotto NL-Jumbo’dan Stefan Kruijswijk, Trek Segafredo’da ilk on sırayı kovalayacak Bauke Mollema, Orica-Scott’ta geçen seneki Fransa Turu dördüncüsü Adam Yates ilk akla gelenler. Ayrıca geçen seneki yarışta ölümden dönen Katushalı Ilnur Zakarin, Ag2R’in Giro gediklisi Domenico Pozzovivo, Beyaz Mayo klasmanında Jungels’i zorlamasını beklediğim Cannondale-Drapac sporcusu Davide Formolo da anılması gereken isimler.

Kruijswijk'in kara çakılarak Giro 2016'yı kaybettiği anlar
Eğer tüm bu isimler hala formda ve iddialı olarak yarışın son haftasına gelebilirlerse tarihin en güzel yarışlarından birini seyrederiz. Lakin her hal-ü şartta, Giro d’Italia bence bu yılın en görkemli büyük turu olacak. Umarım haklı çıkarım. İyi seyirler.







 


17 Mayıs 2013 Cuma

Giro 2013 - 12. Etap...Wiggo Çıkar, Rigo Girer, Vincenzo Gider!




Giro'nun 12 etabını bitirdik. Yarın dağlara çıkacağımızdan, öncesinde turun fotoğrafını çekip durum değerlendirmesi yapmak istedim. 

Bu sabah, Genel Klasman'daki ilk on sporcu 4'21" içinde yer alıyor. Pembe Mayo Vincenzo Nibali'de (Astana). Sicilyalı'nın 41" gerisinde eski tüfek Cadel Evans (BMC), 2'04" arkada ise Rigoberto Uran(Sky Team) var. Yarışın büyük sürprizi, Bradley Wiggins (Sky Team). Bu seneki ilk ve en önemli hedef olarak Giro'yu belirleyen Wiggins'in performansı takım seviyesinin altında kalınca 12 yarış gününde beş dakikadan fazla zaman kaybetti ve dün Treviso'da teslim bayrağını çekti. Birkaç gündür hasta olduğu açıklanan Wiggo'nun bugün 13. Etap'a başlaması sürpriz olacak (TSİ 10:00 itibarıyla yarıştan ayrıldı)

Sir Bradley'in Giro kazanma formülü şöyleydi:  Ischia'daki TTT'yi kazanalım, 8. Etap'a kadar önlerde kalıp zaman kaybetmeyeyim, Saltara'da TT yeteneğimle 3'00" fark atıp liderliği alayım, dağlarda bu farkı koruyarak -veya yavaş yavaş kaybederek- "pembiş pembiş" Brescia'ya ulaşayım. Bu strateji geçen seneki Fransa Turu'nu da kazanmıştı ve bu derece güçlü bir takım/sporcu için mantıklı bir yaklaşımdı. Velakin, tüm savaş planları ilk kurşun atılınca çöpe gider misali, daha 2. Etap'ta hesap şaşmaya başladı. Team Sky TTT'yi kazanmasına karşın Astana'ya sadece 0'15" fark atabildi. Ama asıl sorun Sella San Bruno'da biten  4. Etap'ta Wiggo'nun diğer favorilere 0'17" kaybetmesi oldu. Son 3 km içindeki bir kaza nedeniyle geride kalan Wiggins'in itirazı haklı görülmedi. Ama asıl sorulması gereken finişe bu kadar yakınken arkalarda ne yaptığı olmalıydı. Sıkıntının yağmurdan kaynaklandığı 7. Etap'ta anlaşıldı. Son yokuş öncesi yine geride kalan Wiggins, Pescara inişinde bisikletin kontrolünü kaybetti ve düştü. Ama sorun düşmesi değil, düştükten sonra inişin geri kalanında Pinarello'sunu -kendi tabiriyle- "kız gibi" kullanışı oldu. Bu cinsiyet ayırımcı söylemin yanında Sir'ün karizmasını çizen 1'24"lük zaman kaybı oldu. 

"It's raining cats and dogs my dear!!"... Mealen "Başlatma lan kedinden köpeenden!!"


Murphy kanunlarına uygun olarak işler daha sonra da kötü gitmeye devam etti. Gabicce Mare - Saltara arasındaki 54km'lik ITT etabının Wiggo'yu rahatlatacağı düşünülüyordu.  Bu etap son yılların en uzun ITT'siydi ve Wiggins'in Giro'ya gelmesi için yem olarak kullanılmıştı. Ama parkurun özellikle ilk yarısı Bradley'e hiç uygun değildi, Wiggo etap sonunda Nibali'ye sadece 0'11" fark yapabildi. Pembe Mayo gelmemiş üstelik nezle ve göğüs enfeksiyonu başlamış, yem boğaza kaçmıştı. İlk zirve finişi Altopiano del Montasio'da da favorilere zaman yitiren Wiggo  yağmur, bolca yağmur, hep yağmurla uğraşırken dün de Treviso'ya üç dakika rötarlı geldi ve tüm şansını kaybetti. Bundan sonrası bizim değil Chris Froome'un sorunu. 

Geçen senenin şampiyonu Ryder Hesjedal da, Giro'ya harika başlamasına karşın, ITT'de 2'23", 9. Etap'ta 1'06", ilk zirve finişinde de 20 dakika kaybederek bütün umutlarını bitirdi. Hesjedal'ın ilk hafta hemen hemen her etap sonu atak yapması, rakiplerine zaman kaybettirmeye ve bonus saniyeleri kovalamasına karşın ITT ve ilk dağ etabında bu kadar kötü bir performans göstermesi çok şaşırtıcı oldu (lan durun bi bekleyin yazı bitsin Allahsızlar! Ryder da TSİ 10:06 itibarıyla çekilmiş)

Geliyoruz yaşlı kurt Cadel Evans'a. Usta hakikaten çok zekice ve güçlü yarışıyor. ITT dışında hiç zaman kaybetmedi, her etabın sonunda zaman primlerini kovaladı ve şimdilik son derece formda olduğunu gösterdi. Daha önümüzde çok zor etaplar bulunuyor, o nedenle temkinli konuşmakta fayda var. Üstelik parkur yokuşa döndüğü anda etrafında hiçbir takım arkadaşı kalmıyor Cuddle'ın. Bu iyi haber değil ama Evans tek başına da savaşabilen bir yarışçı. Giro'ya katılacağı bile belli değilken ferdi klasmanda ikinci devam etmesi takdire değer. Dün Jens Voigt'un AToC zaferini de okuduktan sonra yeni hashtag'imiz #oldmencanjump!!


                  -Sen daha doğmamıştın Vincenzo... Anafartalar'da Türkler'e karşı savaştım ben!
-"Mamma mia!! (Yok ebesi!!) 
                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                        
Vincenzo Nibali yarışın Wiggo'dan sonraki en önemli favorisiydi. Saltara ITT'de son derece iyi bir zaman çıkardı. Geçen sezon sonundan beri zamana karşı disiplinini geliştirmeye uğraşıyordu, neticesini görmüş olduk. Montasio zirve finişinde de yarışı kontrol etti, ataklara cevap verdi ve kendi de bonus saniyeler için saldırdı. Oldukça güçlü gözüküyor. Derdi, yokuşlarda Astana'nın çabuk kesilmesi ve az sayıda domestikle tırmanması. En büyük rakibi, takımının gücünü de arkasına alan Rigoberto Uran olacak gibi.


 O kadar da yaşlı göstermiyo Cadel yaw...

Bu da bizi Uran Uran'a getiriyor. Sky'ın "Wiggo olmadı Rigo verelim" kararı elbette zorunluluk nedeniyle alındı ama işe yarayacak mı göreceğiz. Yol bisikleti sporunda kervan yolda pek düzülmez. Buna uğraşanlar genelde fiilin diğer anlamıyla başbaşa kalabiliyor. Uran, Nibali ve Cadel'den daha saf bir yokuşçu. Ancak Büyük Tur tecrübesi daha az. 2 dakikalık fark, hele de zaman bonuslarıyla rahatça kapatılabilir gözükmekle beraber, Sky'ın artık "saldırı" moduna geçmesi lazım. Buna da pek alışkın değiller. Üstelik, Astana ve Nibali artık önde tempo koşmak zorunda olmadıkları için son yokuşlara daha zinde gelecekler. Bu da Astana'nın defolarının daha az sırıtması demek. Uran ciddi bir rakiptir ve Pescara'da Wiggo'yu beklerken kaybettiği zamanlar için Brailsford ve Prens Charles'ın annelerinin hatırını soruyordur. Gesink'in elbet bir gün tökezleyeceğini düşünürsek, podyumda yer almak için tek rakibi Michele Scarponi. Eski şampiyon'da Saltara TT'de müthiş gözüktü, Montasio'da da zayıflık göstermedi. #oldmencanjump evet ama #MaybeTheyCantClimbThatWell diyelim ve Uran'a Brescia'da podyumu yakıştıralım. "Trofeo Senza Fine" zor.


Rigoberto Uran Uran... (nüfus memuru kekemeymiş) 


Dün Treviso'da sprint finişi kazanan Mark Cavendish yarış hayatının 100. zaferini elde etti. Yeni takımıyla tanışma ve alışma dönemi çok iyi geçmemiş ve Cav eleştirilerini yükseltmişti. Hatta Patrick lefevre sprint trenine Petacchi'yi bile transfer etmeye çalıştı panik içinde. ama Başta Gert Steegmans, OPQS'in vagonları Giro'da çok iyi çalıştılar. Cav şimdiye kadar koşulan 3 sprint etabını da rahat aldı. Cavendish dört gün sonra 28 yaşını bitirecek ve görünen o ki daha 5-6 yıl dünyanın en iyi sprinteri olarak kalacak.
Yarışta şimdiye kadarki en büyük faktör "meteoroloji" oldu. Mayıs'ta İtalya, Temmuz'da Fransa'ya benzemiyormuş meğerse. Bu ne yağmur kardeşim! İnculuz aslanını bile  pes ettirdi. Daha dağlara çıkacağız ve tahminler bolca yağış gösteriyor. Kar bile görebiliriz zirvelerde. Kötü havaya alışkın, iyi dinlenen, tedbirli, dayanıklı, zeki, çevik ve bisikletine hakim olanlarer öne çıkacak. Bu "risotto" daha çok su kaldırır. 

İlk 12 gün itibarıyla Polonyalılar da çok iyi gözüküyorlar. Hem Scarponi'nin baş domestiği P.Niemiec (Lampre), hem de Rafal Majka (Saxo-Tinkoff) dağlara ilk 10'da giriyorlar. Montasio'yu çok başarılı çıktılar, ITT'de de özellikle Niemiec iyiydi. Elbette asıl işi Scarponi'yi dağlarda kollamak ama TT'de hırs yapması, 33 yaşının baharında arzularına gem vurmayabileceğini düşündürüyor. Majka ise daha 24 yaşında ve ilk 20'de bile bitirse başarılı sayılacak. 

Yarışın bir başka hikayesi de Katusha oldu. İptal edilen ProTour lisansını CAS zoruyla geri alan takım hem iki etap zaferi, hem de Luca Paolini'nin sırtına geçirdiği Pembe Mayo'yla Ruslar'ın karizmasını kurtarmış oldu. 

Risalemizi kısa bir tahminle bitirelim. Bu pazar Galibier'de Pembe Mayo kimdeyse yarışı o kazanacak. Böyle de kesin konuşurum!  

Buon divertimento!!

3 Mayıs 2012 Perşembe

Giro 2012...Parkura Mesafeli Bakış

Kutsal üç ayların ortasındayız. Nisan, Mayıs ve Temmuz (Dauphiné’ye rağmen Haziran kutsalımız değildir).  Nisan’ı Bahar Klasikleri’ni tavaf ederek geçirdik. Temmuz ayı da bilhassa hac mevsimidir. Mayıs ayı ise Il Giro d’Italia demektir ve -bu dini benzetmeler başıma bir bela açmayacaksa- İtalya Bisiklet Turu, pislete iman edenler için umre görevi sayılır. 

Geçen yıllarda, takımlar parkurun zorluğundan ve etap sonu uzun transferlerden çok şikayetçi olmuşlardı. Zomegnan’ın yarış direktörlüğünden ayrılışı sonrası başa geçen Michele Acquarone ve ekibi daha dengeli ve insaflı bir parkur tasarlayacaklarını açıklamışlardı. Bunu da yapmış gözüküyorlar. Yarış çok ağır değil gibi, yine de saate karşı mesafenin düşük oluşu, Genel Klasman’ın bir yokuş uzmanına gideceğini düşündürüyor.
İtalya Turu 2012’de ikisi bireysel 3 saate karşı etap (toplam 70,2 km), 7 sprint, 4 adet de orta dağlık etap bulunuyor. Bu dördün üçünde yokuş finişi var. Daha çok son haftaya yerleştirilmiş yüksek dağ etaplarının sayısı da dört. RCS, geçen sene yaptığı bir oylamayla, seyircilerin en çok görmek istediği yokuşları belirlemişti. Bu oylama bize Giro’nun  Etab-ı Sultane’si olarak geri döndü. 20. Etap'ta Tonale-Aprica-Mortirolo-Stelvio dörtlemesi geçilecek. 2.725 mt irtifayla Avrupa’nın en yüksek geçitlerinden olan Stelvio, aynı zamanda yarışın Coppi Zirvesi (politik konjonktür gereği artık “Kraliçe Etap” yazamıyoruz, kültürümüzde yoktur, mazur görünüz).


 İtalya Turu 2012 parkuru

95. kez koşulacak olan Giro, son yıllardaki eğilime uygun olarak, İtalya’dan uzak bir yerde, Danimarka’da başlayacak. Jutland bölgesindeki ilk iki etap, Saxo Bank’ın süngüsü düşük patronu Bjaerne Riis’in doğum yeri Herning’de koşulacak. Cumartesi günü bol virajlı, 8,7 km’lik bireysel zamana karşı etapla yarış başlayacak (8.0 km’den uzun olduğu için “prolog” diyemiyoruz). İkinci gün Herning’den Kuzey Denizi’ne doğru gidip döneceğiz. Mevsim itibarıyla “çapraz rüzgar pelotonda kopmalara neden olabilir” klişesini rahatlıkla kullanabileceğimiz, dümdüz bir parkur. Esneyen TV seyircileri için Kat. 4 bir yokuş kapısı var ama hikaye. Yarış stresli geçecek aslında. Özellikle son 10-15 km’de takımların sprint treni oluşturma mücadelesi düşmelere yol açabilir. 

3. Etap, sanırım Acquarone ve arkadaşları tarafından “Danimarka’ya 2 gün için gitmeye değmez!” saikiyle konmuş. Rutini kırmak için bir küçük yokuş kapısı da var. Güzel bir sprint finiş daha bekleniyor. Horsens’deki etabın tek önemi Wouter Weylandt’a adanması olacak (Weylandt 2010 Giro’nun 3.Etabı’nı kazanmıştı). 

WW108

Danimarka’daki üç günden sonra, Pazartesi akşamı, Giro kafilesi, sıkı bir lojistik operasyonla  Hamlet’in ülkesinden Romeo & Jülyet’in kentine taşınacak. Salı günü yarış yok. 9 Mayıs Çarşamba, Verona’da 33,2 km’lik takım saate karşı etabıyla devam edecekler.  Genel Klasman için ümitli sporcular arasında ilk zaman farklarının burada oluşmasını bekleyebiliriz. Parkur düz ve süratli olacak, tıfıl yokuşçu takımların Garmin ve Sky gibi TT’ci takımlara ne kadar zaman kaybedeceklerini merak ediyorum (bu paragrafı yazarken Mark Knopfler’ın  “Julieeeette!” terennümü dilimdeydi hep. Klip bir felaket ama, okuyana da bulaştırayım).  


Bir sonraki etap 209 km’lik Modena-Fano. Hemen Dire Straits’den Ferrari’ye geçelim, çünkü Modena dedin mi akan sular durur. İşi çok bilen “Ne Modena’sı be? Maranello!” dese de kaale almayın. Enzo Usta Modena doğumludur, fabrikası da II. Dünya Savaşı sonuna kadar Modena’daydı. Keza Maserati ve Lamborghini de bölgenin doğal güzellikleri arasında yer almaktadırlar. Etapta kayda değer bir şey olmadığından geyik yapıyorum işte. Sonuçta bir sprint etabı olacak. Yalnız “Lamborcini” diye okuyan çarpılır ona göre! 

Geldik 6. Etap’a. Kaçış grubunun ilk zaferi olabilecek nitelikte, inişli çıkışlı bir parkur var. Hatta biraz “strade bianche” de olacak. Toprak yol…  Urbino - Porto Sant’Elipidio arasındaki etap 210 km. Ne alaka diyenlere bu “Aziz Elipido Limanı” kasabasının hemen yanında, meşhur İtalyan ayakkabıları TOD’S’un üretim yeri olduğunu belirteyim. Fabrika satış mağazası var, indirimdeki modelleri kaçırmayın.

Giro’nun ilk zirve finişi Recanati - Rocca di Cambio arasındaki 7. Etap’ta yer alıyor (205km). Son yokuş 19.1 km ve %3.9. Bu seviyedeki sporcular için leblebi çekirdek sayılır lakin son dört kilometredeki inişten sonra, 1500mt’lik %5.6 eğimli bir yokuş bizi finişe götürüyor (max. eğim %10). Yokuşta patlayıcı gücü yüksek sporculara dikkat. Patlayıcı güç demişken GreenEdge’in yeni sponsoru Avusturalya’da madencilik ve patlayıcı madde üretimi yapan Orica şirketi oldu. Etabı da alsınlar bari.

7. Etap profili

Bir sonraki etap da (Sulmano - Lago Laceno: 229km) son kısmında yükseliyor ve yokuş finişi sayılıyor. Ama son 4 km düz, hatta hafif iniş. 9. Etap’ta neredeyse Napoli’ye kadar inmiş olacağız (San Giorgio del Sannio – Frosinone:166km). Kısa ve klasik bir sprint parkuru gibi gözüküyor. Ama pelotonun hikmetinden sual olmaz, kaçış grubuna da bırakabilirler.

Yıllar önce, bir iş gezisi için Pescara’ya gitmem gerekmişti. Roma havaalanında araba kiraladım. Yurt dışında ilk defa araba kiralıyordum ama yıllardır bu işleri yapan biri edasıyla direksiyona kurulup yola çıktım. 30 saniye sonra yanımda ne harita ne de yol tarifi olmadığını fark ettim. Gerçek bir erkek olduğumdan, yol sormam söz konusu değildi zaten ama, o zamanlar İtalyancayı da hiç bilmiyordum ve tabelalardan bir şey anlamıyordum. Telaşlanmadım. Bu basit problemi üstün zekam, analitik düşünme yeteneğim ve yabancı dillere olan yatkınlığımla çözmek bebek işiydi. Havaalanı çıkışındaki şehir ve yol tabelalarına bakarken ”Civitavecchia” diye bir ok gördüm. Düşünce silsilem şöyle gelişti: “Civita” herhalde “şehir” demektir, “Vecchia” da olsa olsa “véhicule/vehicle” dan gelen “taşıt” anlamındadır. Yani “ şehre [giden] taşıt [yolu!]”… Çevre yoluna ne acayip isim takmış bu salaklar be?!” Çevre yoluna çıkıp, Pescara okunu görene kadar gidecektim. Bu kadar basit… Problem çözme ustalığıma hayran olarak direksiyonu çevre yoluna kırdım ve yola düzüldüm. 20 dakika kadar Tük ırkının aslında hak ettiği yerde olmadığı hakkında düşünerek yol adım. Aylardan bahar, hava mis gibiydi. Antalya’da mutlu bir Hollandalı gibiydim… yalnız koca Roma’nın çevre yolunun bu kadar tenha oluşu tuhafıma gitmişti. Bayağıdır yol almış olmama rağmen herhangi bir sapağa da rastlamamıştım. Üstelik ufukta Roma’ya benzer bir yerleşim yeri de gözükmüyordu, çevresinden geçilecek... Hava bulutlandı, karardı, şüphe damlaları özgüven şemsiyemi tıkırdatmaya başladı. Türk’ün Türk’e yaptığı propaganda,  öğrenmeye, metodik ve hazırlıklı olmaya pek prim vermeyen bir memleketin gen haritası karşısında Viyana kapılarındaki gibi bocalıyordu.  Az sonra, “Civitavecchia - 30 km” tabelasını görünce bozgunu kabullendim. Gördüğüm ilk benzinciye girdim. Pompacıya “Abi Pescara?” dedim. Gülmesi bittikten sonra yolu tarif etti. 

Giro 2012, bu Türk ricatının 15. yılı münasebetiyle Civitavecchia - Assisi arasına bir etap koymuş. (186km). Finiş oldukça ilginç. Bir sert ve kısa yokuş, sonra iniş ve tekrar kısa bir tırmanış. Ya kaçış grubu ya da az sayıda bisikletçiden oluşan bir sprint finiş bekliyorum.  Geceyi Assisi’de, Fransisken mezhebinin kurucusu Aziz Fransuva’nun manevi şahsiyetiyle aydınlanmış olarak geçireceğiz.  

Bir gün önce ruhen arınan Giro kafilesi, 11. Etap’ta İtalya’nın meşhur kaplıca kenti Montecatini Terme’ye geçecek. 16 Mayıs Çarşamba günü koşulacak 255 km’lik parkur Giro’nun bu seneki en uzun etabı olacak. Klasik bir sprinter etabı gibi gözüküyor ancak finişten 12 km önceki Kat. 4 yokuş işleri çetrefilleştirebilir. 12. ve 13. Etaplar aslında Toskana’dan Alpler’e gidelim diye tasarlanmış. Çok anlatılacak bir şey yok. Büyük olasılıkla bu iki etapta da sprint finiş yaşanacak. 

İlk yüksek dağ etabı Cherasco – Cervinia arasındaki 14. Etap ve hafta sonumuzu şenlendirecek. Cervinia, İtalya-İsviçre sınırında önemli bir kayak merkezi. Sırtını Alpler’in en ölümcül dağı Matterhorn’a  (İta: Monte Cervinio) dayamıştır. Matterhorn, doğanın inşa ettiği en güzel şeylerden biri. 4.478 mt yüksekliğinde, dört köşesi dört ana pusula yönünü işaret eden, her yıl ortalama 5 dağcıya mezar olan, muhteşem bir piramit. Özellikle kuzey ve doğu yüzleri efsanevi güzelliktedir.  Dağların, üstümde hipnotik bir etkisi vardır. Matterhorn’un cazibesi de hepsinden fazladır nedense. Öldüren cazibe elbette.  

Güneşli olan Kuzey, gölgedeki de dağın  Doğu yüzü

14. Etap profili de Matterhorn’a  benziyor. 140 km boyunca dümdüz devam eden parkurda  bir anda önümüze çıkacak iki harika yokuş  Alpler’in ortasında tek başına yükselen bu güzel dağı andırıyor. Önce 22,5 km’lik %7 eğimli Col de Joux bayırı tırmanılacak, sonra da 28 km’lik Cervinia (%5,5). Finiş noktası 2.001 mt irtifada. Pembe Mayo savaşında kılıçların gerçekten çekileceği ilk etap olacak.

 14. Etap profili

Cervinia’dan sonra ovaya transfer olunacak, ardından geri dönüp tekrar dağlara çıkılacak. Busto Arsizio – Lecco/Piani dei Resinelli (169km) etabı da testere dişi profiliyle bir başka yüksek dağ etabı. Parkurda biri Kat. 1 olmak üzere dört kategorize tırmanış var, varış noktası da yokuş. (Giro’da en yüksek yokuş kategorisi Kat. 1’dir). Lecco’yu geçen ekim ayında Il Lombardia’nın finiş kenti olarak tanımıştık. Şehrin bir başka şöhretini de geçenlerde öğrendim. Modern İtalyan edebiyatının ilk başyapıtı sayılan, Alessandro Manzoni’nin “Nişanlılar” (I Promessi Sposi) romanı, Lecco’lu iki yavuklu üstünden 17.yy İtalya’sını anlatır (“anlatırmış” demek lazım, alet üç cilt, daha satın almaya bile cesaret edemedim).

 15. Etap profili



Giro’nun üçüncü hafta sonunu bu iki güzel etapla bitirip, pazartesi dinlendikten sonra 173 km’lik Limone Sul Garda –  Falzes/Pfalzen etabı koşulacak. GK favorileri biraz daha dinlenmek isterlerse zararsız bir kaçış grubunun çok şansı var. Garda İtalya’nın en büyük gölü ve start şehrinin ismi pasta adı gibi (Garda üstü Limon). Finişe de Alman aksanı geldiğine göre ayrılıkçı(!) Alto Adige özerk bölgesi topraklarına girdiğimizi anlıyoruz. Avusturyalılar’la İtalyanlar (o zamanlar İtalya da yok ya…) buralarda yüzyıllarca savaşmışlar. Bölge sonunda İtalya’ya kalmış ama halk Almanca konuşur. Uzun yıllar Avusturyalı sandığım efsanevi dağcı Reinhold Messner de buralı. Ana dili almancadır, İtalyanca’yı aksanlı konuşur ama İtalyan’dır. Kimlik konusunu abartmadan halletmiş elalem (fonda John Lennon/Imagine çalar).

17. Etap da, aşağıda görüleceği üzere sıkı bir dağ etabı. Bu defa Pfalzen'den kalkıp sosyetik kış merkezi Cortina d'Ampezzo'ya pedal basılacak. Türkler için  Courchevel neyse, Cortina da İtalyanlar için o sayılır. Bir farkla. Kış sezonunda Courchevel'deki Türk sayısı Cortina'daki İtalyan nüfusu uzak ara katlar. Parkurda Passo Giau da içinde olmak üzere 4 tane yokuş var. Giau'dan Cortina'ya kadarki 18 km'lik iniş oldukça teknik ve Ivan Basso gibi iniş özürlü arkadaşlar bu kısımda zaman kaybedebilirler. 

 17. Etap profili

Hatırlayanlar vardır, geçen seneki cehennemi Giro, son hafta dağlara sararken hemen hemen tüm sprinterler, yokuşların acımasızlığından korkup yarışı bırakmışlardı. Geçmişten ders çıkaran Acquarone, 18. Etap’ı sprinterleri yarışta tutabilmek için koymuş. Tam bir sprint etabı olacak (San Vito di Cadore – Vedelago:149km). Cavendish bu etabı kazanıp yine de tüyer, benden söylemesi.

Giro etap mühendisliği, Milano’daki son ITT’den önce, iki yüksek dağ etabıyla genel ve yokuş klasman favorilerini nihai (anlamayan için: ultimate) teste tabii tutmayı öngördüğünden, 19. ve 20. Etaplar sıkı birer dağlık parkur. Kutsal Mayıs ayının son cuması 198 km’lik Treviso – Alpe di Pompeago /Val di Fiemme koşulacak. Toplam 5 kategorize tırmanış var ve Pampeago iki kez çıkılacak. Ama etapların sultanı ertesi gün (Caldes/Val di Sole - Passo dello Stelvio). Önce de yazdığım gibi, bisikletseverlerin oylarıyla belirlenen (ben de, ben de!!) yokuşlarla bir etap oluşturulmuş. Aslında oylamaya gerek yoktu. İtalya’da tırmanma deyince önce Stelvio, sonra da Mortirolo akla gelir. Organizasyon da bu iki mitik tırmanışı yarışın son iki yokuşu olarak yerleştirmiş. Etap 219 km ve Passo dello Stelvio büyük olasılıkla 2012 Giro d’Italia’nın galibini belirleyecek.


20. Etap profili

Ve fakat, nasıl Scala Operası’nda şişman bayan şarkısını söylemeden opera bitmiyorsa, Milano’da son bir ITT koşulmadan da Giro bitmeyecek.  Sforza Kalesi’nden çıkıp Milano Katedrali’ne kadar 30,1 km’lik bu parkurla (aslında yürüyerek 15 dakikalık yol) umre gezimiz bitecek ve şampiyonu görmüş olacağız. 
Giro d’Italia belki Fransa Turu kadar havalı değil, kadrolar da o kadar parlak değil. Ama yılın en güzel mevsiminde, dünyanın en güzel ülkelerinden birinde geçecek üç haftalık bu şöleni kaçırmak büyük günahtır, tövbeler olsun!!


(Giro takım kadrolarını irdeleme yazısını Cumartesi yayınlamayı umuyorum.SG)