Quintana etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Quintana etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Temmuz 2016 Çarşamba

Tatil Arası Fransa Turu



Ya elbette gelenek olduğu üzere hem parkur tanıtım hem de favorileri inceleyen bir yazı yazmam lazımdı. Ama atladım. Yani atlamadım ama yazamadım. Parkur yazısı hazırdı ama Normandiya otellerindeki wi-fi yetersizliğinden siteye zamanında yükleyemedim. Sonra da çok geç oldu. Favoriler yazısı da bir anda çok gözümde büyüdü, ona hiç başlayamadım. Yani öyle işte. Kusura bakmayın. Fakat artık o kadar çok mecra var ki benim tanıtım yazılarımın ne derece değerli ve işe yarar olduğundan kuşku duymaya da başladım. Bilgi kaynakları çoğaldı, çeşitlendi, ben ancak bir iki farklı noktaya değinirsem yeni ve işe yarar bir şey yaptığımı düşünmeye başladım. Yeni bir formata geçmeliyim veya kendimi eğlendirecek bir metod bulmalıyım. Bilmiyorum göreceğiz. 



Üst paragrafta kurtlarımı döktükten sonra ilk 11 etabın bende yarattığı ruh dalgalanmasını yazıya dökeyim.

Fransa Turu’nun ilk dinlenme gününü geride bıraktık. Genel Klasman daha pek şekillenmedi aslında. İlk on dört yarışçı iki dakikanın içinde yer alıyor. Ama görünüm bizi yanıltmasın.  Yarış öncesi favori gösterilenlerden sadece ikisi önlerde (Froome & Quintana). Alberto Contador yarışı bıraktı, Thibaut Pinot genel klasman yerine Benekli Mayo peşinde helak oluyor. Fransızların diğer ümidi Warren Barguil de pek iyi durumda sayılmaz. Sadece Romain Bardet kararlı bir şekilde bekliyor. Öte yandan zoraki ikizlerden Richie Porte yanlış zamanda lastik patlattığı için 2’10” geride, Tejay Van Garderen daha iyi durumda ama nedense ilk haftaki dağlarda pek de iyi gözükmedi. 

10. ETAP SONU GENEL KLASMAN

1.FROOME Christopher Team Sky...49:08:20
2.YATES Adam ORICA-BE...0:16
3.MARTIN Daniel Etixx-QST...0:19
4.QUINTANA Nairo Movistar Team...0:23
5.RODRÍGUEZ Joaquim Team Katusha...0:37
6.MOLLEMA Bauke Trek-Segafredo...0:44
7.BARDET Romain AG2R La Mondiale...0:44
8.HENAO Sergio Team Sky...0:44
9.MEINTJES Louis Lampre-Merida...0:55
10.VALVERDE Alejandro Movistar Team...1:01
11.VAN GARDEREN Tejay BMC Racing Team...1:01
12.KREUZIGER Roman Tinkoff...1:16
13.ARU Fabio Astana...1:23
14.PORTE Richie BMC Racing Team...2:10
15.BARGUIL Warren Team Giant-Alpecin...2:51 



Alberto Contador’un iki etap üst üste düşüp sakatlanması, bir hafta boyunca iyileşmeye çalışmasına karşın -özellikle yokuşta seleden kalkıp pedal basamaması onu çok rahatsız ediyordu- ateşlenmesi sonucunda yarışı bırakması GK açısından dramatik  bir gelişmeydi. 2009’da uçarcasına çıktığı Arcalis yokuşuna bu kez varamadı. Sanırım Tinkoff’daki başıbozukluk da bu kararını çabuklaştırdı. Takımda herkes başına buyruk. Alberto Lioran’da geri düşerken Roman Kreuziger’in yürüyüp gitmesi takımdaki egoist tavrı gayet iyi gösteriyordu. Adios Alberto diyelim. 



İlk dokuz etabın en büyük süksesini Mark Cavendish ve Dimension Data yaptılar. Açıkçası Cav’dan değil 3, bir etap bile beklemiyordum. Çok şaşırdım. Kittel ve treniyle Greipel’in formsuz oluşuna mı yormak lazım bilemedim. Ama Dimension Data’nın Steve Cummings’le bir etap daha kazanması gerçekten müthiş bir iş oldu. 



Peter Sagan Cherbourg’da müthiş kazandı ve dün de ne kadar güçlü ve formda olduğunu gösterdi. Orica-BE onu ancak 3 kişiyle alt edebildi. Etixx QST Dan Martin’le GK’a gidecek gibi. Dünkü 10. Etap’ta kaçışı kovalamamaları ilginçti. Bugünkü Carcassonne - Montpellier etabını beklemeyi tercih ettiler. Halbuki Alaphilippe, Martin veya Vakoc ile şanslarını zorlayabilirlerdi.  Lotto Soudal’ın sessizliği de can sıkıcı. Onları daha agresif görmek istiyoruz. 

Genel Klasman açısından Cuma akşamı daha net ir şey söyleyebileceğiz. Bu 15 kişinin bir kısmı en azından süre olarak Froome ve Nairo'dan uzaklaşacaklar, orası kesin. Adam Yates'in de bu genç yaşında yarışın sonuna kadar şimdiki yerini koruması zor gözüküyor. Richie Porte, Bauke Mollema ve Romain Bardet'in klasmanda yükseleceklerini bekliyorum ama iki büyük favoriyle olan zaman farklarını azaltabilecekler mi göreceğiz.

Son olarak da yarışın geri kalan kısmındaki etaplara şöyle bir bakalım:

14 Temmuz Bastille Bayramı Mont Ventoux’da kutlanacak. Ventoux’yu anlatmaya gerek yok aslında. Bisikletle çıkılan yokuşların en korkuncu demek lazım. 16 km ve %8.8 ortalama eğim bir anlam ifade etmiyor. Yakıcı güneş, kırbaç gibi bir rüzgar, çıplak dağdaki yüzbinlerce kişinin çığlığı.. Bu yokuşu çıkarken ölenler olduğunu bilmek bile Ventoux’yu itici bir yer yapmaya yetiyor. Ama kazanan için ömür boyu gurur kaynağı olan bir dağ. Kaçmaması gereken bir etap. Üstelik hava tahminlerinde sert rüzgar var. 

Cuma günü yarışın ilk ITT’si var. 37.5km ve bir gün önceki ağır etabın ardından tek başına, hem de yokuşla başlayan bir profilde mücadele etmek klasman heveslilerini zorlayacak. Bu ilk yokuştan (7 km ve %4.8) sonra 25 km boyunca bir “rouleur” çabası ve ardından son 4 km yine yokuş. 

13. Etap (ITT)

15. Etap Tour de France 2016’nın en merak ettiğim parkurlarından biri. Bourg-en-Bresse - Culoz arasında koşulacak etapta toplam 20 km düzlük ancak var. Gerisi ya çıkış ya iniş. Fransa Turu 2012’de geçerken müthiş görüntüler veren Col du Grand Colombier bu kez farklı yerlerden iki kez çıkılacak ve nefis bir görsellik sunacak. Kaçış grubunun kazanması kesin gibi gözüküyor. 

15. Etap
16. Etap İsviçre’ye geçerek Bern’de bitecek. Bir anlamda, kariyeri boyunca 29 gün Sarı Mayo’yu taşımış Fabian Cancellara’ya saygı ve veda niteliğinde. Spartacus’ün kendi şehrinde etap kazanması pek de kolay gözükmüyor ama zamana karşıda çoktan istediğini elde etmiş olabilir tabii. 17. Etap’ta da İsviçre sınırları içinde kalacağız. Kafile, UCI merkezi Aigle’den de geçtikten sonra son 25 km’de kırıcı iki yokuş yer alıyor ve pek anılmasa da genel klasmancılar açısından kritik bir gün olacağını düşündürüyor bana. Tabii Team Sky herşeyi kontrol etmezse. Ertesi günkü bol yokuşlu 17 km’lik ITT daha bile kritik olabilir. Parkur 1980 Dünya Şampiyonası’nın düzenlendiği Sallanches’da. Dördüncü kilometrede Bernard Hinault’nun gökkuşağı mayoyu kazandığı Cote de Domancy ile başlıyor ve finişe iki buçuk kilometre kalana kadar hep çıkıyor. Quintana eğer Froome’a üstünlük kuracaksa buralarda işaretlerini görmemiz gerekiyor.

Zaten bu yılki Tour’un kırılma noktası 17-18-19 ve 20. etaplar olacak. Gerçekten de 19. etap çok zor dağlardan oluşmasa da arka arkaya gelecek yokuşlar sporcuların nefesini kesecek. Albertville’den sonra klasik bir senaryo beklenmeli. Aralarında yokuş domestiklerinin de olduğu kaçış grubu önde giderken liderler Mont Blanc manzaralı son yokuşta (St. Gervais) kozlarını paylaşacak. Parkurun tek HC yokuşu Montée de Bisanne aslında “Col des Saisies” olarak yakinen bildiğimiz tırmanışın farklı bir versiyonu. 

19. Etap

Alpler’deki son etap Megeve - Morzine arasındaki 146.5 km’lik nefis yokuş. İsimlerini artık ezberlediğim Cop des Aravis, Col de la Colombiere, Col de la Ramaz’dan sonra canımız Joux-Plane ve son yokuş Col du Ranfolly (sen de kimsin?). Yarış Morzine’e deli inişle sona erecek. Son gün ise yine Chantilly’den (krem şantiyi bulan kutsal kasaba) haraket edip Champs Elysées’ye 113 km’lik klasik etapla gelip Le Tour’u bitireceğiz. 


Bu parkuru mutlaka ayakta kalan en iyi yokuşçu kazanacak. Ama şampiyon aynı zamanda uyanık, çabuk karar veren, dikkatli ve cesur da olmalı. Etapların sonuna yerleştirilen inişler veya kısa sert yokuşlar ASO yarışlar direktörü Thierry Gouvenou’nun  zeki, çevik ve -umarım- ahlaklı bir şampiyon istediğini gösteriyor. Biz de tüm şampiyonlarımızın Atatürk’ün sporcu tarifine uymasını diliyoruz.

22 Temmuz 2015 Çarşamba

Temiz Çocuk Romain (18. Etap)

TOUR DE FRANCE (III. HAFTA)



18. ETAP (GAP - SAINT-JEAN-DE-MAURIENNE,181 km)


#Suruç'ta katledilen, ideallerine bağlı, güzel gençlerimizi sevgi ve hayranlıkla anıyorum.




-Temiz Çocuk Romain-

İnişle yarış kazanıldığını biliyorduk, Romain Bardet iki iniş bir yokuşla da kazanılacağını gösterdi. Col du Glandon zirvesine az kala gruptan çıktı, iniş bitene kadar kazandığı 40" farkı kırk kilometre boyunca, şirin Montvernier yokuşu ve ardından St.-Jean-de-Mnne inişinde korudu. Hem Pl. de Beille hem de Mende'da denemiş olmamıştı. BU kez arkadan gelen vatandaşı Pierre Rolland'a yakalanmadı ve kötü geçen Tour'da kendini temize çıkardı. 

Bardet "yeni nesil" Fransızlar'ın en çok konuşulanlarından biri. 2012 Türkiye Turu'nda dördüncü olmuştu, hatırlayan vardır. Atakcı, panache'ı olan bir stili var, çok iyi bir yokuşçu ama kendisini "önce bir yarışçıyım" diye tanımlıyor. Çoğu Fransız gibi zamana karşısı zayıf. Büyük Turlar'da da dinlenme günlerinden sonraki ilk etaplarda hep zaman kaybediyor. Genel yaklaşımın tersine, Bardet, dinlenme günlerinde araba arkasında uzun mesafe sürüyor ama 2 senedir pek faydasını göremedi. Pau'da verilen aradan sonra sonra Froome'a 9 dakika kaybetmişti, bu Gap'tan sonra da Pra Loup'da 3 dakika civarı kaybetti. Bu eksikliğini önümüzdeki yıllarda gidermesi gerek. Çok iyi bir öğrenci olduğundan yayınlarda bahsetmiştik, Grenoble'da işletme master'ı yapıyor. Klasik bir "temiz, efendi çocuk". Bardet'den de zeki olduğunu herkesin kabul ettiği ablası Lisa en büyük yardımcısı. Lisa da bu sene Tour'da çalışıyor. 



Bardet, Purito'yla Yokuş Klasmanı'nda aynı puanda ama yaşına hürmeten mayoyu Rodriguez'e vermişler (değil tabii, bir takım başka hesapları var). Fransızlar Puanlı Mayo'yu en az Sarı Mayo kadar severler. Bu nedenle, yaşlı kurt ve genç horoz 2 gün boyunca (hatta Champs Elysées etabına kadar) kaçışa girip yokuş primleri için mücadele edecekler. İşleri zor, çünkü bugün ve yarın iki sert ve kısa etap var. Üstelik hem Quintana hem Froome bunlardan birisini mutlaka kazanmak istiyorlar. Kaçışı bırakıp sonra tekrar yakalayacak zaman pek yok. O nedenle yokuş puanlarını kazanmak oldukça zor olacak. Purito ve Bardet'nin 4 puan gerisinde dün bir motorsikletin çarpıp düşürdüğü Jakob Fuglsang var, o da denkleme katılmaya çalışacak (bu arada motor beş saniyede hem Hesjedal'ı hem Fuglsang'ı biçiyor neredeyse. Seyrediniz).

Dünkü etabın gerisi sakindi. Col de Morte'da Contador gitmeye kalktı, Quintana bırakmadı. Nibali Glandon'da mayosunu gösterdi "Hadi leyn.." dediler. Başka da bir şey olmadı. Dramatik bir hikaye de olmadığından alttaki videoyla sizi başbaşa bırakayım.




Bugün 138 km'lik kısa ve sert bir etap var dedik. Saint-Jean-de-Maurienne'den La Toussuire'e gidilecek. Aslında yirmi kilometrelik yol ama turist gezdiren Türk taksici gibi ASO pelotonu biraz dolaştıracak. Yarış doğrudan KAT1 tırmanışla başlayacak, Bardet-Purito-Fuglsang Puanlı Mayo primleri için kaçmaya çalışacaklar. Team Sky ile Movistar'ın buna izin verip vermeyeceklerini görmek ilginç olacak. Parkur daha sonra Bardet'nin ok gibi indiği taraftan Glandon ve üstüne Croix-de-Fer zirvesini tırmanarak devam edecek, en sonda da La Toussuire çıkılacak. 2012'de Pierre Rolland'ın kazandığı etapta Chris Froome etap ikincisi olacam diye lideri Bradley Wiggins'i unutup Pinot'yla kapışmıştı. Kanaat notumu o zaman vermiştim, hala da değiştirmedim.

GENEL KLASMAN ZAMAN FARKLARI (18. ETAP):

1.   Chris Froome.........74h 13'31"
2.   Nairo Quintana..............3'10"
3.   Alejandro Valverde........4'09"
4.   Geraint Thomas.............6'34"
5.   Alberto Contador...........6'40"
6.   Robert Gesink...............7'39"
7.   Vincenzo Nibali.............8'04"
8.   Mathias Frank...............8'47"
9.   Bauke Mollema.............12'06"


10. Romain Bardet.............12'52"





17. ETAP (DIGNE-LES-BAINS - PRA LOUP,161 km)



#Suruç'ta katledilen, ideallerine bağlı, güzel gençlerimizi sevgi ve hayranlıkla anıyorum.




-Tejay-

İnsanı heyecanlandıran, nefesini kesen, hayal kurduran bir bisikletçi olmadı hiçbir zaman. "Post-Armstrong dönemin en iyisi" olmak Amerika'da ne kadar nefes kesici bir sıfat olabilir ki? Voldemort'un depreme uğrattığı bir coğrafyada başarılı olmaya çalışıyor işte. Lance'in karizmasının yarısı bile yok. Olması da gerekmiyor. Karizma denen şey, çoğu zaman, erdemden çok kötülükle yakın ilişki kurar. Amerika'dan çok Avrupa'ya yakışan biri, babasının Hollandalı oluşu etkin olmalı. Sakin, parıltısız, görev bilinci yüksek, patlangacı az. Lance denen o parlak ama yakıcı güneşe hayranlıkla spora başlamış, ihaneti gördüğünde dönülmez yola çoktan girmişti. Armstrong patlayınca oluşan kara delikten kendince uzak durmaya çalışıyor. 

Tejay Van Garderen ortanın çok üstünde bir yarışçı ama bir süperstar değil. Çok iyi zamana karşıcıdır fakat motoru dizeldir. Yokuşlarda hepimizin yüreğini hoplatan o ivmesi yok. Tempolu çıkılan yokuşları seviyor. Nibali'yle başa çıkabilir ama Nairo, Alberto ve Froomey'nin hızlanmalarına karşı savunmasız. Zaten takımını da ikna edemedi yıllardır. Önce Cadel'le eş kaptan oldu, gelecek yıldan itibaren de Richie Porte ile paylaşacak liderliği. Fransa Turu'nu kazanması her zaman çok zor ama bu sene gerçekten de yıldızlar çok iyi gelmişti. Herkesin döküldüğü ilk haftayı tık demeden geçmiş, Pireneler'de de idare etmişti. Sadece 4 etap daha ve Paris'te podyum onu bekliyordu. 

Ama bazen olmuyor işte. Alın yazısı mı, kader mi, enerji mi, neyse ne... Herşey fizikle, ilimle açıklanamıyor. Dinle, kitapla da ben beceremiyorum, kafam basmıyor. Biraz şarap, biraz tefekkür, insana "süpernatürel" çayırların da kapılarını açıyor olabilir. Lance'le motor pacing yapması duyulunca oluşan negatif elektrik etkilemiş olabilir mi? Bu da çok abartılı oldu. Bazen bir şeyin olmayacağı varsa bir yerini yırtsan olmuyor işte. İnsan dinlenme gününde hastalanır mı ya? 

Pra Loup zirvesine 72 km kala, onu bekleyen takım arabasının arkasında durdu. Bisikletten inmeden, hatta sanırım yokuşu çıkarken ağlamaya başlamıştı. Kocaman gözlüklerden anlaşılmıyordu. Ben sarsıla sarsıla, hıçkırıklarla ağlarım. Bazısından ise sadece gözyaşları dökülür, bakmazsan farkedemezsin. Tejay hiç sarsılmadı, böyle çok günler yaşamış takım direktörünün omzuna kafasını gömdü, gözyaşları başka şeye gerek duymadan döküldüler. Sonra zerafetle kameraya arkasını döndü, yavaş yavaş arabaya yürüdü, bindi. Mekanik, bisikletini ulaşılması en zor yere, arabanın tavanında, en ortadaki yere taktı. Kamera yarışa dönerken ön jant hala arabaya dayalı duyuyordu. Gitmek istemezmiş gibi... 


Bisiklet zor, acıyla dolu bir meslek. Yenilgisi zaferinden kat kat fazla... 

Bu etapla ilgili başka bir şey yazmak içimden gelmiyor aslında. Çabuk geçeyim. Contador'un, yarattığı algının tersine, kötü bir inişçi olduğu kafamıza dank etsin artık. Bu hatırladığım üçüncü düşüşü yaw! Ondan kötü sadece Thibaut Pinot var. Chris Froome da tam tersine canavar gibi iniyor. Nibali'den hiç kopmadı Allos'da. Öğrenmiş işi. Helal! 

Peki Quintana ne yapıyor? Altı üstü 8 (yazıyla -sekiz-) saniyelik yokuş atağıyla Froomey'i dökebileceğini falan sanıyor mu gerçekten? Şerefli bir ikincilik dışında ne amaçladığı halen belli değil. Nibali ve Valverde daha heyecan verici halen. 

Etabı kazanan Simon Geschke için bugün bir sürü şiir yazdım, daha söyleyecek bir şeyim yok. Sakallarını kes Haliçli Simon! 

Yarınki etapta da kaçış grubu yazıyor. Ortada bir yerde Col du Glandon olmak üzere 7 kategorize tırmanış var. Sonuncusu Lacets de Montvernier. Şirin bir yokuşumuz. O çıkılırken mekanik sorun yaşayan olursa kıyamet kopar, takım arabalarına izin verilmeyecek. Froome'u geçmek artık çok zor ama güzel, heyecanlandıran bir atak görür müyüz diye umut etmekten vazgeçemiyorum. 

Umut en büyük işkence...

GENEL KLASMAN ZAMAN FARKLARI (17. ETAP):

1.   Chris Froome.........69h 06'49"
2.   Nairo Quintana..............3'10"
3.   Alejandro Valverde........4'09"
4.   Geraint Thomas.............6'34"
5.   Alberto Contador...........6'40"
6.   Robert Gesink...............7'39"
7.   Vincenzo Nibali.............8'04"
8.   Nathias Frank...............8'47"
9.   Bauke Mollema.............11'47"
10. Warren Barguil............13'08"

2 Temmuz 2015 Perşembe

Dört Duvar İçinde Sıkıştım Kaldım



Bu yazı, Fransa Turu favorilerini şöyle bir tartmak için yazılıyor. Zaman kalırsa kısa kısa diğer heveslilere de bakıp Yeşil ve Beyaz Mayo hakkında iki kelam etmek istiyorum. Bu hafta yine İtalyan patronlar var başımda. İlk yazıyı önden yetiştirdim ama bunun işi daha zor (halen Çarşamba sabahın körü). 

Yarışın dört favorisi elbette Alberto, Vincenzo, Chris ve Nairo. Kim kazanır? Ne bileyim ben!? Dört duvar içinde sıkıştım kaldım. Lakin tahmin zaten yanılmak üzere yapılır. Tüm tahminleri isabetli birini tanıyorsanız hemen secdeye varın. Mühim olan, işkembeden atmadan, artısını eksisini tartarak fikirlerini yazmak. Geçen sene, Froome’un pavé’ye varmadan ondokuz kez düşeceğini, Contador’un yemek yerken ayağını kıracağını, Nibali’nin meğer doğuştan pavéci olduğunu hanginiz tahmin etti? O nedenle, beklentinizi yüksek tutmayın, okuyun geçin. 




Bu sene, genel klasman favorilerinin önceliği, ilk 10 günü kazasız, belasız ve kayıpsız geçmek olacak. İlk günlerin heyecanı ve telaşı, takımların kendini gösterme isteği Tour'un açılış etaplarını çok ajite hale getiriyor. Ek olarak, Hollanda ve Belçika yolları babalar, kasisler, kavşaklar, daraltmalar, vs. ile dolu (lafı çalalım ve bundan böyle “yol mobilyası” diyelim). Bu kadar yol mobilyası olunca 200 bisikletli sığışamıyor, kazalar oluyor, hesap mutlaka birilerine kesiliyor. Piyango bizim dörtlüye vurmaz inşallah. 

İlk hafta için hava tahminleri iyi gözükse de, en az iki etap denize çok açık yerlerden geçecek. Çapraz rüzgardan yararlanmak isteyen takımlar pelotonu zora sokabilir ve zaman kayıpları yaşanabilir. Bu tür kayıplar favorilerin başına gelirse üzülmem açıkçası, çünkü bu taktikler yarışın bir parçası. Ama yok, köpeğe çarptım, kameraman önüme çıktı olursa yazık olur. Dolayısıyla, ilk dokuz etapta favorilerin kazanacağı bir şey yok ama her şeyi kaybedebilirler. Bir küçük not 9. Etap TTT için. Tam bir muamma. İki tane tırmanış var fakat asıl alışılmadık olan şey son 1,700 metrenin %6.2 eğimli bir yokuş olması. TTT'de pek görmediğimiz bir finiş. Takımların bu bölümü hangi taktikle koşacaklarını görmeyi sabırsızlıkla bekliyorum. Kazasız belasız Pireneler’e varırsak yarış sakinler, yerine oturur. Geçiş etaplarının da favorilere çok sorun yaşatmayacağını düşünüyorum. 


Çapraz rüzgarın olası sonucu


Dediğim gibi, bu seneki Tour başlarken dört büyük favori var: Alberto Contador, Vincenzo Nibali, Chris Froome ve Nairo Quintana.  GT’ler (Grand Tour/Büyük Tur) göz önüne alındığında, Contador yedi (9-2=7), Nibali üç, Froome ve Nairo da birer kez zafer kazandı. Spor gibi meritokratik bir disiplinde, incelemeyi de bu metotla yapalım, herbirinin artı ve eksilerine birer paragrafla bakalım: 


Alberto Contador

Onu şöyle iyi yokuş çıkar, böyle çakaldır falan diye anlatmaya gerek yok. Ne yaptığını gördük, kim olduğunu biliyoruz. Aktif sporcular içindeki en büyük GT yarışçısı. 7 zaferi Indurain’inkine eşit. Elinden alınanları katsak Anquetil’i de geçip Merckx ve Hinault’nun ardından üçüncü sırayı alır. Contador TdF 2013’de Froome, Nairo ve Purito’dan tokadı yedikten sonra antrenman sistemini ve diyetini değiştirmişti. 2014 başından beri çok iyi yarışıyor. Halen son iki GT’un şampiyonu ve Tour’u kazanırsa arka arkaya 3 GT kazanan ikinci insan olacak (rekor Eddy'de: 4 defa). 
 
Çok iyi bir bisiklet yarışçısı olmakla “çok iyi Büyük Tur yarışçısı” olmak aynı şey değil. Bu farkı sindirmek gerek. Mesela VanGarderen, Richie Porte ve Purito da çok iyi bisikletçiler ama büyük turları kazandıran o son "şey"e sahip değiller. Doğrudur, Contador müthiş bir yokuşçu ve çok iyi bir TTci. Ama bence, onu diğerlerinden bir adım öne çıkaran şey, taktik zekası ile gavurun “panache” dediği, cüretkar, gösterişli ve riskli atak yapma karakteri. Aprica’da geri kalınca Mortirolo’daki insiyatifini veya Giro’nun son etaplarında, kendini perişan etmeden, tek başına, azar azar zaman kaybederek yarışı bitirişini hatırlayın. Nibali’yle birlikte yarışı hareketlendirip Froome’u terse düşürmeye çalışırsa şansı artar. 


"Ben Armstrong'u yemiş adamım ulan!!"

Sıkıntı ne? Eh, Manolo Saiz’in talebesi olarak gençliğinin pek temiz olmama olasılığı var. Zaten  clenbuterol’den de patlamıştı. Contador’un sahtekar olduğunu düşünenler haklıdır. Ama cezasını çekti ve döndü. Yaşam devam ediyor, takılıp kalmayın. Alberto’nun potansiyel olarak en büyük derdi, Giro'dan kalma yorgunluğu olacak. Adam Hansen gibi, ara vermeden 11 GT koşmak mümkün ama Giro’yu kazanırken ne kadar tükendiği ve bir ayda ne kadarını geri koyup forma girdiğini şu an için kimse bilmiyor. Göreceğiz. 1998'de Marco Pantani bolca EPO desteğiyle becerdiğinden bu yana Giro-Tour dublesini başaran olmadı. Demek ki zor iş. Özellikle son hafta Alpler’de performans düşüşü yaşayabilir ve bu ona yarışı kaybettirir.
  
Diğer sıkıntısı ise takımın son performansı. Tinkoff Saxo İtalya Turu’nda kötü bir performans gösterdi. Contador son 10 gün tek başınaydı denebilir. O kadrodan Rogers, Basso, Kreuziger ve Tosatto Tour’a da geliyorlar. Umarım bu kez liderlerine daha iyi destek olurlar, çünkü sadece Aru ve Astana yok karşısında. En az üç takımla birden mücadele etmesi gerek. Tek başına bunu başarması mümkün değil. Bir de Oleg Tinkov faktörü var ama 13 yıldır RTE ile yaşamaya alışan Türk insanını Oleg’in bir dezavantaj olduğuna ikna etmem çok zor (4 paragraf oldu farkındayım). 


Vincenzo Nibali 

Nibali de en az Contador kadar “panache” dolu, zeki ataklar yapmayı seven biri. Geçen sene Tour’u adam yokluğundan kazanmamıştı. Sheffield’de cesaretiyle etap aldı, Arenberg’de de kendi gücü ve takımını kullanarak rakiplerini ekarte etti. Dağlarda iki etap daha kazanmıştı. Zamana karşı disiplinde de, Froome kadar olmasa bile, Contador kadar gider. Astana TTT’de de çok geri kalacak bir takım değil. Boşuna favori göstermiyoruz herhalde...

Nibali’ye değil ama Astana’ya biraz şüpheyle yaklaşıyorum mecburen. Takımın sabıka kaydı kabarık. Giro’da gördüğümüz Astana muhteşem, hatta biraz “fazla güçlü” bir takımdı. O ekipten yalnızca Tanel Kangert Utrecht’e geliyor. Nibali İtalya Şampiyonası’na formsuzum diye katılmayan sadık domestiği Alessandro Vanoti’yle takıştı ve Tour’a getirmedi. Onun yokluğunda J. Fuglsang, M. Scarponi ve Rein Taaramae yokuşlarda destek olacak. Geçen sene pavéde Nibali’yi Boom, Westra ve Fuglsang çekmişlerdi. Bu sene de aynı senaryonun tekrarlanmasını bekliyorum. 


"El Pueblo unido
jama sara vencido!!"


Gelelim dağlara… Vincenzo çok müthiş bir yokuşçu değil. Diğer üç favori gibi bir anda hızlanamıyor veya bir yokuşta 4-5 kez atak yapamıyor. Ama uzun süre yüksek tempoyla çıkabiliyor. Bu özelliği nedeniyle, Astana’nın yokuşlarda herkesi perişan edecek bir tempo yakalayıp çıkması gerek. Takım tüm yokuşlarda bunu yapabilirse Vincenzo özellikle etap sonlarında diri kalabilir ve bonus saniyeleri kaybetme sıkıntısı yaşamaz. 

Öte yandan, Nibali pelotonun en iyi inişçilerinden biri. Bunu da avantaj olarak kullanmak isteyeceği kesin. Daha önce de denedi. Alberto da ona katılabilir. Cauterets (11.), Gap (16.) ve Pra-Loup (17.) etapları buna izin verecek gibi gözüküyorlar. Özellikle Col de Manse’dan sonra, 11 km inişle Gap’ta biten etapta Froome’a bonus zamanlarla beraber 20-25 saniye fark atılabilir. Üç etapta birden olur mu? Pek sanmam, sadece Froome’a karşı ikili üçlü bir ittifakla bu başarılabilir. 

Zaten bence yarışı belirleyecek şeylerden biri, yapılacak veya yapılmayacak ittifaklar olacak. Post-doping dönemde olduğumuzu varsayarsak, bu dört sporcunun hiçbiri, diğerlerinin hepsine, her etapta üstünlük sağlayacak bir güce sahip değil. Bu nedenle, yarış içinde ittifak yapılmasını zorunlu görüyorum. Kim kimle yapar, yapabilir mi, ne kadar süreyle yapar, bilemiyorum ama etaplardan birinde Nibali ve Contador’un yada Contador ve Quintana’nın beraber bir numaralar çevirmesine hiç şaşırmam. 

Nibali’nin dezavantajını söyledik, motoru biraz dizel. Öte yandan bu sene, aynı geçen sene gibi hazırlandı ama yılın ilk yarısındaki hastalığı form tutmasını engelledi. Kendi de şikayetçiydi. Dauphiné’de hala form tutmaya çalışıyordu. Bir etap kazandı fakat diğerlerinde pek iyi gözükmedi. Bu yarıştan sonra San Pellegrino'da gittiği irtifa kampı ve sonrasında kazandığı “tricolore” ile çalışan reçeteyi değiştirmediğini gösterdi. Diğer üç rakibinin sert yokuş ataklarına cevap verebilirse Nibali de Paris’e Sarı Mayo ile gelebilir. 


Chris Froome 

Vallahi taraflı yazmayacağım. Evet Wiggo’ya La Toussuire’de yaptığı şirretlikten beri kendisinden pek hoşlanmıyorum. Karısı da az fettan değildi ilk dönemlerinde hatırlarsınız. Neyse, PR şirketi kadının elini ayağını çektirdi ortamlardan, iyi de oldu. Ama Frome'u damat olarak almayacağım sonuçta (ben bu lafı LA için de etmiştim bir zamanlar). Beni asıl uyuz eden sele üstündeki halleri. Yokuş çıkarkenki stili o kadar itici geliyor ki, bakmamak için çayır, çimen, inek, otlak seyrediyorum. İki yana kafa sallamalar, söğüt dalı gibi kollarıyla yay çizerek gidon tutmalar, gözünü powermetreden kaldırmamalar... Benim gibi bir estet yüzünü buruşturuyor haliyle. Aerodinamik olarak daha verimli diye yokuş ataklarında ayağa kalkmıyor beyefendi. Marjinal kazançlar felsefesine çok uygun, tebrik ederiz. Lakin sayesinde seyir zevkimiz piç oluyor, ota boka bakıyoruz. Bir de “panache” sıfır… “Üçtür panache yazıyon lan ukala! Ne demek bu?” deme, bir dakika lütfen. Bisiklet sporu için panache, yarışırken belli bir havası, farklılığı, canlılığı, zarafeti olan demek. "X’in panache’ı var” dendiğinde farklı, dinamik, şık, cüretkar, estetik bir yarışçı demek oluyor. Froome farklı ve dinamik ama gerisi yok işte… 


"Bu kez gündüz seremonisi istiyorum Christian"


Ama şunu bilin ki, dörtlünün içinde en bilimsel, en detaycı, en iyi hazırlanan Chris Froome. Team Sky’ın 2012 ve 2013’de kazandığı iki Fransa Turu, tüm pelotonda antrenman usulleri açısından devrime neden oldu. Froome da, bu farklı antrenman metotlarını sonuna kadar ve din gibi uygulayan biri. Mesela Quintana 2 aydır Kolombiya’da kokoyin mi içiyordu, antrenman mı yapıyordu bilen yokken, bu arkadaşımız Teide’de her gün dağ çıkıp iniyordu. Yolda gözleri sürekli gidon boğazında çünkü kaç dakikada ne kadar güç üretir, ne kadar zaman sonra hangi atağı yapabilecek gücü kalacak hepsini biliyor. Thomas Voeckler gibi hep panache, az zafer değil. Etap yarışçıları içinde en iyi TT’ci o. Ve en az Quintana ve Contador kadar iyi bir yokuşçu. Eksik tarafı derseniz, hayal gücü yok, her şey powemetrede yazıyor sanıyor. Bir de benle beraber tüm peloton ona ve takımına gıcık. Dersine çok iyi çalışmış, pırıl pırıl önlüklü, her soruya parmak kaldıran sınıf birincisini kim sever? 


Nairo Quintana 

Bak bu çocuğu da sevmemek mümkün değil. Nairo 2013 Fransa Turu’nda bir güneş gibi doğmuştu hatırlarsanız. Genel Klasman’da ikinci, Gençler ve Yokuş Klasmanı’nda şampiyon olmuş, Le Semnoz’da Froome’un önünde etap kazanmıştı. Movistar, onu çok sık boğaz etmeden 2014’te Giro ve Vuelta’ya soktu. Giro’yu Uran ve Aru’nun önünde rahat kazandı, Vuelta’da ise ITT'de düştükten sonra yarışı bırakmıştı. Ama Nairo bisikletin yeni prensi olmuştu çoktan. Kolombiya, fakir çocukluğu, yeteneği, babasının kazanacağı yarış paralarını rehin ederek aldığı bisiklet falan yarı efsane haline geldi. Son derece yetenekli bir yokuşçu. Tırmanışlarda sadece bir kez o da 2013 Ventoux’da Froome’un inanılmaz temposuna cevap veremedi. Onun dışında kimse onu kolay kolay silkeleyemiyor dağlarda. Zamana karşıda ise dörtlü içinde en zayıf o ama bir Pierre Roland değil, kayıplarını en azda tutabiliyor. Bu sene Mart’ta Tirreno-Adriatico’yu kazandı, Bask Turu’nda ise dördüncü oldu. Romandiya Turu’ndan sonra, Nisan sonunda Kolombiya’ya döndü ve Haziran ortasına kadar kendinden haber alınamadı!! Hehe alınmıştır tabii de biz bir şey duymadık. Yoksa en az iki kez idrar örneği almışlardır, o kadar süre yalnız bırakmazlar. Dönüşünde sadece dört etaplık Route du Sud’de  yarıştı, Bagneres de Luchon inişinde Contador’dan 13” fark yiyince yarışı ikinci bitirdi. Form durumunu tam bilmiyoruz ama ciddi, disiplinli ve inatçı bir tip olduğundan yarışa çok iyi durumda geleceğini düşünüyorum. 


"Benim Sarı Mayo'yla resmim yok mu editör???"

Quintana’nın sıkıntısı Valverde. Movistar takımı hala Valverde'nin etrafında dönüyor. Alejandro'nun Unzue -ve sanırım sponsorun da- üstünde o kadar büyük bir gücü var ki, hangi yarışa isterse giriyor. Fransa Turunu ikinci bitiren adam (Quitana) ertesi yıl TdF koşmuyor da takım lideri Valverde oluyorsa "Yeşil Mermi" etkisini bir düşünmek lazım. 

Bu sene, Unzue, Valverde'yi Giro koşma konusunda ikna etti ama Alejandro ne yaptı etti Fransa Turu’na ortak takım lideri olarak gelmeyi başardı. Halbuki bu sene Quintana’ya yardım edeceğini söylemişti. Quintana'nın Valverde’yi elimine etmesi için Pireneler’de zaman olarak ona fark atması gerek. Yani Formula 1'deki gibi ilk rakibin takım arkadaşındır durumu. Açılış etapları Valverde’nin uzman olduğu klasik parkurları gibi (Cambrai-Seraing hariç elbette). Pau’ya Alejandro 2 etap zaferi ve Sarı Mayo’yla gelirse şaşırmayın. Quintana sakin olmalı ve zaman kaybetmeden Plateau de Beille etabına kadar sabretmeli bence. O yokuşta uzar giderse Valverde Alpler’de takımı bölmez, hatta belki Nairo’ya yardım bile eder. Hoş Quintana -Contador gibi- yokuş çıkmak için takıma ihtiyaç duymayan tiplerden. Bu onun için büyük bir avantaj, Alejandro'ya hiç gerek kalmayabilir. İyi de olur. 

Movistar Utrect’e karışık bir ekiple geliyor. Dowsett, A. Malori ve J. Castroviejo ile takım TTT’de şampiyon adayıdır. Yokuşlarda da Anacona, Herrada, G.Izaguirre ve Imanol Erviti iki ortak lideri çekecek. Tour’un tek İspanyol takımı olarak Pireneler’de büyük bir destek alacaklar. Bunun gazına gelip etap zaferi peşine düşerlerse Kolombiyalı yıldızı destekleme işi tavsayabilir. 


...Ve Diğerleri

Evet, dört büyük favoriyi şöyle bir değerlendirdim. Başaltı pehlivanlarını da birkaç cümleyle geçeceğim: 

Joaquin Rodriguez (Katusha): Tanrı Purito’nun yarış kazanmasını istiyorsa bu parkurdan iyisini yaratamazdı. TT yok gibi bir şey, finişi rampalı düz etaplar ve ciddi dağ yokuşları var. Ama favoriler çok güçlü. Kusura bakma hombre! 

Thibaut Pinot (FdJ): Pinot her sene daha iyi diyeceğim ama geçen seneki derecesini tekrarlaması çok zor. Ama her yarışında daha olgun, daha güçlü birini görüyorum. İlk beş çok çok iyi derece olacak. Özgüven toplamaya devam paşam, olacak. 

Romain Bardet: J-C. Péraud formsuz olmasına karşın yarışta ama acaba Lavenu o kadar ısrar etmese miydi? Eğer Riblon Bardet için çalışmazsa (ki sanmıyorum), genç Fransız etap ve Yokuş Klasmanı’nı kovalar gibi. 

Tejay VanGarderen (BMC): İyisin hoşsun Tejay ama 3 hafta çok uzun bir süre. Vazgeç bu sevdadan, etap kazan, tek haftalık turlara odaklan…

Pierre Roland (Europcar): Karım çok yakışıklı bulduğu için Pierre’i Tanrı’ya havale ediyorum. Çok panache, az sonuç, belki etap, belki Puanlı Mayo. 

Kelderman, Gesink, Ten Dam (Lotto NL): Üçü bir Quintana etmiyor bunların. Düz ve zengin ülkelerden GT şampiyonu çıkmıyor artık… Ten Dam’ı candır, Gesink'den soğudum, Wilco'ya değil karavanına gıcığım. 

Bauke Mollema (TREK): E bu da Hollandalı. İlk 10’a girer, yokuşta saklanır saklanır son kopan o olur.  Mollema, sağı solu kollama… 

A.Talansky & Dan Martin (Cannondale): Dan Martin ilk haftaya bakar, arada domestik kuzene kamış atar, ilk 10-15 arasında bitirir. Talansky ise ihtirası yeteneğinden büyük bir arkadaş. İşi zor bu dünyada. 

Daniel Navarro (Cofidis): Herkes Bouhanni’ye bakarken Navarro çok can yakacak bak buraya yazıyorum. 

Warren Barguil (Giant Alpecin): Fransa basınının baskısından kaçıp Hollanda takımına gitti. O ve Romain Bardet aynı tornadan çıkmışlar gibi. Sanki seneye daha güçlü olacak. 

Louis Meintjes (MTN-Qhubeka): Afrika’nın en iyisi diyorlar. Froome alınıyormuş. İyi yokuşçu. Daha 23 yaşında. Genel Klasman’da ilk 20 peşinde koşacağına Puanlı Mayo’yu kovalasın derim. 

DİĞER MAYOLAR 

Şimdi burada konu Yeşil Mayo ve Puanlı Mayo’ya geliyor ama artık Puanlı Mayo tahmini yapmıyorum. Çünkü tamamen piyango. Pireneler’de sıkı bir kaçış grubuna girip orada puanları toplayan iki üç yokuşçunun Alpler’deki rekabeti olacak. Bir şey demek mümkün değil. Tek istisna şu olabilir: Eğer yarış, sonuna kadar dört favori arasında geçerse, birbirlerini hiç silkeleyemezlerse, dördünden biri Sarı Mayo’yla beraber Puanlı Mayo’yu da kazanabilir. 

Yeşil Mayo'nun en büyük favorisi son üç yılın şampiyonu Peter Sagan. Ama bu sene işi daha zor. Takımın önceliği Contador ve Sagan arasında bölünecek. Sagan'ın yanında ikiden fazla domestiği olmayacak ve hem etap finişlerini hem de ara sprint puanlarını kovalaması zorlaşacak. Bu sene sprinterleri kayıran bir puanlama sistemi de var ama bu değişiklik Mark Cavendish’e veya diğerlerine yetmeyebilir. Cav son İngiltere Şampiyonası’nda inanılmaz güçlü gözüktü,“Acaba Yeşil Mayo için Sagan’la mı kapışacak?” diye düşündüm fakat Etixx-QST kadrosu bir sprint treni görünümünde. Marcel Kittel de yokken bence sprint etaplarını kovalamak ister. Onun en büyük rakibi de Katusha'dan A.Kristoff olacak elbette. Sagan’a en büyük tehditin John Degenkolb’dan gelmesi şaşırtıcı olmaz. Hem iniş çıkışlı finişleri seviyor hem de Sagan gibi güçlü, ara sprintleri kovalayacak bir takımı var. Degenkolb'ün önceliği Seraing etabı olacak, sonra da bence Yeşil Mayo peşine düşecek. 


Sarı Mayo ve ilk 5 Tahminim

1. Chris Froome...............(kılım ama bence kazanacak)
2. Vincenzo Nibali............(yokuşta hızlanmada sıkıntı var)
3. Nairo Quintana.............(zamanını bekle, seneye inşallah)
4. Alberto Contador..........(kazansın isterim ama çok zor)
5. Thibaut Pinot................(best of the rest) 


Bu iki yazıyla Fransa Turu öncesi risalelerimiz son buluyor. Etaplardan sonra da kısa kısa izlenim ve düşüncelerimi yazacağım. Ayrıca @alparsla da klasman ve etaplarla ilgili bilgiler içeren bir sayfa yapacak (tatilden dönerse tabii).

2015 Fransa Bisiklet Turu kazasız belasız geçsin, ailemize, ülkemize ve tüm insanlığa iyilik ve güzellik getirsin.




Sg/sg
2.7.15




30 Haziran 2015 Salı

Parkur Gelir Bizlere (Fransa Bisiklet Turu 2015)



Temmuz sevgili bir ay. Geçmişte kalmış veya hala sevdiğim bir sürü insanın doğum günü bu ayda. Lise ve üniversite zamanı Temmuz’u daha çok takdir ederdim. Tatil demekti, deniz, güneş, kitap, laklak, futbol, nadiren de kızlar demekti Temmuz, yanında kankası Ağustos’la beraber. Ama uzun yıllardır deniz ve sıcak aklıma gelmiyor. Yılın bu bölümüne anlamını veren şey benim için Fransa Bisiklet Turu. Haziran başı gibi radarı açarım, Giro'dan sonra nadasa aldığım haber takipleri, analiz yazılarını didiklemeye başlarım. Dauphiné ve Tour de Suisse'e diğer yarışlardan farklı bir gözle bakarım (bu sene bir de Route du Sud çıktı). Abone olmama karşın, etap detaylarını gösteren dergileri Avrupa'ya giden dostlara bir kez daha ısmarlarım. Kütüphanemdeki bisiklet kitaplarına daha sık bakar olurum, birini alır birini yerine koyarım. Ben Tour'u böyle beklerim. 



Bu yazıda biraz parkura bakacağım. 3,360 kilometrelik bir yarış koşulacak. Yine iki dinlenme günü (Pau ve Gap kentlerinde) ve 21 etap var. 22 takım dokuzar sporcuyla yarışacak. Bu sene yokuşçulara uygun bir parkur var. Tek ITT var; o da ilk gün ve 14 km. Tek TTT ise 28 km ve 9. Etap'ta. Bunun dışında ASO 9 düz etap olduğunu söylüyor ama ben 4.5 tane sprint etabı ancak görüyorum (2, 5, 7, belki 13 ve 21). Toplam 7 dağ etabının beş tanesi zirve finişiyle sonlanacak. 

Fransa Turu'nu ve yol bisikletini seyretmeye yeni başlayacak hevesli arkadaşları yazıya devam etmeden önce @alparsla Bey'in nadide eseri


yazısına buyur edelim. Ardından isterlerse 
şuna da baksınlar ve risalemize öyle devam etsinler. 

Müdüriyet


Şimdi 2015 Fransa Bisiklet Turu'nun etaplarına bakalım. Bu sene Tour'u coğrafi olarak altı kısma ayırdım: 

Hollanda & Belçika, 
Kuzey Fransa, 
Bretonya, 
Pireneler, 
Masif Central ve 
Alpler 

Teker teker gidelim. Önce Double Dutch Bussss!!


HOLLANDA & BELÇİKA

1954 yılında, Fransa Turu ilk kez ülke dışından start almış, yarış Amsterdam’da başlamıştı. Seneler içinde birkaç kere daha Hollanda’dan start verildi. 2010 Rotterdam’dan beş yıl sonra yarış bu kez Utrecht’ten başlayacak. "Grand Départ" konsepti çerçevesinde ilk gün 13.8km'lik ITT koşulacak. Eskiden, bu kısa başlangıç etabına, uzun ve heyecanlı bir kitabın ilk sayfasını anımsatırcasına, “prolog” denirdi.  Prologu okuyan kitabın büyüsüne tutulur, son sayfayı bitirmeden artık duramazdı. Fransa Turu prologu da o işe yarardı. İlk gün, teker teker start alan yarışçıları görüp kim olduklarını, kısa kısa hikayelerini dinleyen seyirci, Tour hummasına yakalanır, artık üç hafta iyileşemezdi. Ama o güzel hislere ket vuruyorlar işte. Mesafe 8 km'den uzun diye 1. Etap demek zorundayız. Yine sekiz kilometre km yap, yine “prolog” de ne olur yani, ne değişir? Bir sürü şey gitgide değişiyor, geleneklerden vazgeçiliyor. Her şeyin bozulduğundan şikayet eden huysuz ihtiyarları anlıyorum, giderek onlardan biri olmaya başlıyorum. 

1. Etap - Utrecht-Utrecht (ITT)


2. Etap Utrecht’den yola çıkacak ve yüzyıllardır insan-doğa mücadelesinin en inatçı ama zarif şekilde yapıldığı Zeeland bölgesinde bitecek. Nederland veya Fransızca ismiyle “Pays-Bas “Alçak ülkeler/topraklar” demek.  Zeeland da zaten deniz toprakları demek. Bölge insanları, Maas, Rhine ve Schelde nehirlerinin Kuzey Denizi’ne döküldüğü, deniz seviyesinin altındaki bu deltayı, 800 yıldır, bataklıkları kurutarak, set ve baraj şebekesi kurarak kendilerine bir yaşam alanına çevirmeye çalışıyorlar. 1953’deki büyük selden sonra başlatılan “Deltawerken” projesiyle artık başardıklarını söyleyebiliriz… mi? Küresel ısınma sonucu, bu kez tüm dünya, hep beraber yeni bir mücadeleye girişmek zorunda kalabiliriz.

Etap, bu baraj ve set sistemi için inşa edilen suni bir adanın üstünde sprint finişle bitecek. Rüzgar batıdan ve sert olursa, meydana gelecek muhtemel eşelonlar yarışa heyecan katabilir. Yoksa başkaca bir olay beklenmiyor. Ama rüzgarlı ve yağmurlu olursa, kan gövdeyi götürür, Chris Froome düşer, şimdiden söyleyeyim. 


Hollanda’dan Fransa’ya gelmek için Belçika’dan geçmek gerek. E haliyle orada da bir etap lazım. ASO bölgede güzel yarışlar da düzenliyor biliyorsunuz. Fleche Wallonne’un bittiği Mur de Huy’ün %20’lik yokuşları iki gündür dümdüz topraklarda yarışan bacakları açmak için iyi gelir. Anvers – Huy arasındaki üçüncü etapta üç adet Kat4 yokuştan sonra Huy Duvarı (Mur de Huy) çıkılacak. Klasman favorileri ilk mermilerini atacaklar gibi duruyor ama Valverde 15 ayda üçüncü kez kazanır gibi geliyor bana. Purito’yu plase yazıyorum. Aynı parkur finalini hem Tour’da hem de bir Klasik’te koşmak ne demek görmüş olacağız. En az Fleche W. kadar heyecanlı bir finiş olacağı kesin.



KUZEY FRANSA 


Chris Froome dördüncü güne kadar hala düşmemişse, Seraing – Cambrai etabı ve son kısmındaki pavé sektörler tam ona göre*. Fransa Turu parkuruna ne zaman Paris-Roubaix’den kupleler konsa bir takım sıkıntılar yaşanıyor. Geçen sene Nibali’ye zaferi getiren en önemli farklardan biri, bu sektörlerde, Contador’un önünden yürüyüp gitmesi olmuştu (bir de Froome düşmüştü tabii, ehe he!). Bu sene de aynı şey olabilir mi? Froome’u pavé’de göremedik. Contador ise geçen yıl pek iyi bir resim sergilememişti.  233km’lik etapta -P-R uzmanları haricinde- moral motivasyonu en yüksek adam Vincenzo olacak. Pavé bölümlerin altı tanesi yarışın son 35 km’sine sıkışmış durumda. Bu noktada büyük bir mücadele başlayacak. Dolayısıyla ilk 200 km boyunca takım liderlerinin koruma altında kalması hayati önem taşıyacak. Yarışın başında meşhur Namur Kalesi (Citadelle de Namur) yokuşu da var. Yayın o kadar erken başlar mı bilemem ama manzara harika olur.  

5. Etap’ta I. Dünya Savaşı’nın, hatta harp tarihinin en kanlı çarpışmalarından Somme Savaşı’nın geçtiği yerlerde dolaşacağız. 1916’da dört ay içinde bir milyondan fazla kayba yol açan bu karşılıklı katliam yüzünden bölge toplu mezar ve anıt dolu. Arras - Amiens arasındaki 189.5 km boyunca bol bol göreceğiz. Etap büyük bir sürpriz olmazsa toplu sprintle bitecek.

Bir sonraki gün de deniz kenarında olacağız. Abbeville’den çıkıp LeHavre’a giderken üç tane Kat4 yokuş var. Ama asıl sıkıntı, Zeeland etabında olduğu gibi, denizden gelecek rüzgar olasılığı. Çapraz rüzgar geldi mi, pelotonu karıştırmayı düşünen kuvvetli bir takım da varsa (mesela Astana veya Etixx-QST) ortalık birbirine girebilir. Bu da yetmezse etabın sonunun 800mt’lik  %7 bir yokuş olduğunu söyleyeyim. Zafer sanki kaçış grubuna gider gibi duruyor, fakat son yokuşta Contador veya Nairo bir Alicengiz atağı yapmazsa ne olayım. Ne olayım? Bilemedim… 

6. Etap - Manzara harika


BRETONYA

Ve Breton topraklarına geldik. Denizin ve iklimin sertleştirdiği, çalışkan, az konuşan insanların yaşadığı, bisikletçinin hasını yetiştiren Bretonya. Geçmişinde Lucien Petit Breton, Jean Robic, Louison Bobet, Bernard Hinault gibi büyük şampiyonlar yetiştirmiş, bisiklete aşkla bağlı, yiğidin harman olduğu topraklar. Fransa’nın bu nadide bölgesinde üç etap koşulacak. İlki Livarot – Fougeres arasında bir sprint etabı. Bir özelliği yok (nasıl yok!! Ramazan'ın son Cuması) ama ASO ne güzel serpiştiriyor sprint etaplarını değil mi? 2., 5. ve 7. Etaplardaki sprint mücadeleleri Cavendish’in destan yazıp yazmadığını, Sagan’ın “top speed”inin eski seviyesine gelip gelmediğini gösterecek. Greipel, Bouhanni ,Kristoff, Démare ve Edvald B-H gibi başaltı pehlivanları da kendilerini göstermeye çalışacaklar.

11 Temmuz günü Rennes - Mur de Bretagne etabı koşulacak. Etabın iki önemli yeri var. İlki 50. km’de geçilecek Saint-Méen-Le-Grand kasabası. 1953-55 arasında üç kez Fransa Turu’nu kazanan Louison Bobet’nin doğum yeri. ASO bu “hat trick”in 60. yılı şerefine parkuru şampiyonun kasabasından geçirip zarif bir jest yapmış**. Etabın asıl mühim kısmı, sondaki Mur de Bretagne. 2011’de Cadel Evans’ın kazandığı etap hala gözümün önünde. Valverde’nin Nisan ayındaki Fleche galibiyeti gibi sprintsiz bir zaferdi. Contador başını taşlara vurmuştu son atağı geç yaptığı için. Bu kez zaman bonusu da var, o nedenle etabı kazanmak önemli olacak. Aslında Philippe Gilbert’e yazacaktım ama bu sene katılmıyor eşek. Van Avermaet ikinci olur, Froome düşer (!)



Bröton etaplarının sonuncusu, koşulma sırası itibarıyla ilginç. Vannes – Plumelec arasında 28 km’lik takım saate karşı etabı var. TTT genelde ilk 4 etap içinde koşulur biterdi. Neden? E daha yarış dışı kalan pek olmaz, her takımın 9 kişiyle yarışma şansı olsun diye. Bu sene ise TTT ta dokuzuncu etapta. En az iki üç takım ful kadroyla yarışamayacak. Üstüne bir de alışkın olmadığımız şekilde yokuşlu bir TTT olacak.  Başlangıç irtifası 28 mt’den iki kez 130 mt’lere çıkılacak. En sonda da 1.7 km uzunluğunda, %6.2’lik Cote de Cadoudal var. Takım zamana karşı etaplarında, zaman dördüncü sporcunun finişten geçişiyle belirlendiğinden, büyük olasılıkla, her takım son yokuşun dibine kadar tam kadro gelmeye çalışacak (ilk sekiz gün fire vermemişse). O son yokuşta da, özellikle GK favorisi takımların amacı en kötü 5 kişi finişe gelmek olacak. Yani, takımın en kötü 5. yokuşçusunu yukarı taşımak zorundalar. Bu nedenle Froome, Nibali ve Quintana’nın Cadoudal’de domestik gibi önde tempo verdiğini görürseniz şaşırmayın. Bu etap için en mühim kişi beşinci eleman*****.

Kafile TTT’den hemen sonra güneye uçacak. Fransa Turu’nun geleneksel dinlenme günü kenti Pau’da bir gün geçirip dağlara çıkmaya başlayacak.



PİRENELER

Dağların ilk bölümünde 3 etap var. İlki Tarbes – La Pierrre-Saint-Martin arasında. Tarbes, yüzbin nüfuslu bir Bask kenti. Pek bir özelliği yok, fasulyesi meşhurmuş. Etap aslında hiç de Pireneler'e yakışır şekilde başlamıyor. İlk 140 km boyunca sadece üç tane Kat4 tırmanış var. Hani, arkasına sprint finiş koysanız Cavendish Pireneler'deki ilk zaferini kazanabilir durumu var. Hal böyleyken, bölgenin kayak merkezi La Pierre-Saint-Martin parayı bastırınca, parkur direktörü Thierry Gouvenou da yokuşu çakmış. Bu ticarileşme sırasında, yokuşun aslen Col de Soudet olduğu gözden kaçmasın lütfen. Soudet çok sert ve eğimi sürekli değişen bir yokuş. Favoriler ve yokuşçular laylaylom 140 km gelip bir anda bu sert rampaya sarınca Bastille Günü havai fişeklerini görecekler.

Bagneres-de-Bigorre, Aspin, La Mongie, Tourmalet...  Kulağa şiir gibi geliyor. Bence bu yarışın en zor olmasa da en güzel etabı. 188 km uzunlukta ve Pau-Cauterets arasında koşulacak. Biri HC olmak üzere altı kategorize yokuş var. Tourmalet zirvesinden finişe kadar 40 km var, biraz daha kısa olsaydı Nibali ve Contador o yokuştan çok fena inerlerdi. İniş özürlü Froomie ve son Vuelta'da düşen Quintana'ya zaman takmak için harika olurdu. Düşük olasılık. Ama her durumda son yokuş Cauterets çok can yakacak. 6 km ve %5 olduğunu görüp “Ne var yahu?” demeyin, büyük aynakolda, yüksek tempoda çıkılacak bir yokuş. Bacaklar muhallebiye döner. 


12. Etap, 195 km'lik Lannemezan - Plateau de Beille***.  Fransa Turu’nda daha önceki beş Plateau finişinin dördünde, etabı kazanan Fransa Turu'nu da kazanmıştı. Bir nevi "Kingmaker" etap. Çok zor bir yokuş ama tüm profile karşıdan bakınca daha da korkutucu. Fabio Casartelli’nin 20. ölüm yıldönümünü anmak için önce Portet d’Aspet çıkılacak. Sonra iki tane Kat1 yokuş ve ardından 15.8 km’lik, %7.9 eğimli Plateau de Beille. Contador’un 2007’de burada etap kazandığını hatırlatayım. Müthiş savaşlar olacak, Froome kafasını iki yana sallaya sallaya ataklar yapacak, Quintana yüzünde hiç ifade değiştirmeden cevap verecek. Pireneler'in son etabında zevkten gebereceğiz inşallah! 



MASSIF CENTRAL

Fransa'nın ortasında, hafif güneye doğru 85.000km karelik bir bölge, jeolojik olarak çevresindeki yapıdan farklı olduğu için bu ismi almış. İlk duyduğumda sıfat ve ismin yerini karıştırmış, "Büyük Santral da ne ola?” diye düşünmüştüm. Halbuki doğru çeviri "Orta Kütle" veya "Merkez Kütlesi" olmalıydı. Masif Santral’in TdF için anlamı, Alpler’den Pireneler’e  doğru –veya ters yönde- kafilenin geçiş yolu üstünde olması. Fransa Turu için parkur hazırlanırken, geçiş düz, uzun ve sprintli etaplarla olsun istenirse güneyden (Carcasonne, Narbonne, Montpellier gibi), sert, yokuşlu ve cilveli olsun istenirse de Massif Central’den planlanır (hatta bazen Mont Ventoux’yu, çok bazen de Puy du Dome’u koyarlar, sertlik ve cilve zirve yapar). Bu yıl cilveli olacak, ossun bakalım.

Pirene sonrası ilk etap aslında kaçış grubuna bırakılsın diye tasarlanmış. Bayramın ilk günü**** Muret - Rodez arasında 198.5 km ve 3 kategorize yokuş var. Onların dışında da parkur sürekli çıkıp iniyor. Ama Astana (veya sürpriz planları seven başka bir takım) isterse bu etapta ortalığı dağıtabilir. Pelotondaki o panik havasını çok görmek isterim fakat sanki kaçış grubuna bırakırlar diye tahmin ediyorum. Etabın sonunda yarım kilometrelik %10 bir duvar var. Hem zafer hem de klasmanda birkaç saniye isteyenlere pek uygun bir fırsat veriyor.  




Ertesi günkü Rodez – Mende etabı hakkında çok konuşuluyor. Etap kısa ve sert iki yokuşla bitecek. Önce 2km, %5.9’luk Cote de Chabrits, hemen ardından da 3km ve %10’luk Croix Neuve. Çok can yakabilir, çok zaman kaybettirebilir. 2010’da buradaki etabı Purito kazanmıştı ama Contador baş rakibi Andy Schleck’e on saniye fark atmıştı. Her şey olabilir. Bir zamanlar, bir dağ yolunda yazdığı “Ayı çıkabülü, daş düşebülü!”

Mende – Valence etabı için toplu sprint beklentisi var ama 4 tane de sertçe yokuş var. Eğer sprinterler bu zorlukları aşarlarsa Valence’da şansları olacak. Finişe 60 km kala son yokuş %5.8 eğimli 8 km’lik Col de l’Escrinet. Tempo yükselirse Cav’ın pelotonun önüne geçip “Ya yavaş ulan!! Bize de bi şans verin be!” diye birilerine girişmesi olası.

Hayırlısıyla Büyük Santral’i eda eyleyip Alpler’le flörte başlıyoruz artık. Fransa Turu son ve en afili numarasını yapmak üzere…



ALPLER

Le Tour önce güneydeki Provence Alpleri’ne uğrayacak. İlk olarak 201 km’lik Bourg-de-Péage – Gap etabı var. Gap demek, Col de Manse’dan aşağı deli bir iniş demek. Kim bilir kaç kez seyrettik. Deli iniş deyince akla Nibali ve Contador geliyor ama Froome gelmiyor maalesef. Team Sky, liderinin bu defosunu kapatmak, diğer herkes de ortaya çıkarmak istiyor. Yokuşta geçemezsen inişte geç planı kesin denenecek. Son 13 km tırnak yedirir.  

Fransa Turu ikinci molasını Gap’da verdikten sonra yine bir efsanesini anacak. 1975’de Eddy Merckx altıncı TdF zaferine gidiyordu. Sarı Mayo üstündeydi ama Puy du Dome etabında  bir seyirciden böbreğine yumruk yemiş, Bernard Thévénet’ye 34” kaybetmişti. Ertesi gün, Nice – Pra-Loup etabında kaybettiği saniyeleri kazanma planı vardı. Col d’Allos zirvesinin inişinde tek başına atak yapmış,  Pra-Loup’ya önde başlamıştı. %6.5 eğime rağmen Pra-Loup çok uzun bir yokuş değildi. Merckx’in altı kilometreyi rahatça çıkıp etabı kazanacağı düşünülüyordu. Ama yokuşun ortasında Merckx bonkladı, yavaşladı. Arkadan gelen Thévénet yetişti, Merckx’i geçti. Etabı kazanırken Sarı Mayo’yu da giymişti. Aslında TdF 1975’in bundan sonrası da ilginç ama yerimiz müsait değil aziz okuyucu. O nedenle burada keseyim.

Evet 40 yıl sonra önce Col d’Allos, sonra Pra-Loup. Etap başından itibaren tırmanış dolu olacak. Benim tahminim, favorilerin bu etapta bir ateşkes uygulayacakları, gençler ve ikinci kemanlara şans tanıyacakları yönünde (17. Etap: Digne-les-Bains – Pra-Loup, 161 km). 



23 Temmuz’da işler iyice kızışmaya başlayacak diye klişe bir laf edeyim ama son iki güne bakınca sanki  favoriler enerjilerini biraz daha iktisatlı kullanırlar diye düşünüyorum. Yoksa çok baba, 21 km’lik Col du Glandon var. Ama etabın ortasına konmuş. Oraya gelene kadar beş tane Kat2 ve Kat3 yokuş var ama dediğim gibi çok olay çıkmaz gibi geliyor. Aptala malum olur mu göreceğiz. Etabın sonunda süper estetik ve sempatik yokuşumuz Lacets de Montvernier ilk kez Fransa Turu’nda arz-ı endam edecek.  Bu arada etabın ilk 60 km’si Napolyon Bonapart’ın Elba sürgününden Paris’e dönerken kullandığı, artık bir turist çelene dönüşmüş olan “Route Napoléon” üstünde. Paşamızın yolculuğunun 200. yılı şerefine parkura dahil edilmiş. Ama sevinçle kutluyor muyuz, saygıyla anıyor muyuz, ne yapıyoruz bilemedim.

Son iki Alp etabına geldik. 138 km’lik Saint-Jean-de-Maurienne – La Toussuire-Les Sybelles etabı benim Froome’a ilk gıcık olduğum yokuşta bitiyor. Hatırlarsınız: 2012 Temmuz… Önde Valverde etaba gidiyor, Froome Wiggo’yu çekiyor, Wiggo şişiyor, Froome Valverde’yi yakalamak için atak yapmaya çalışıyor, Wiggo “saçmalama” diyor, Froomie ters ters arkasına bakıyor “Hem çıkamıyorsun, hem beni engelliyorsun, hem de Tour’u kazanıyorsun” şeklinde. O günden beri yıldızımız barışmadı. Neyse… Etap profilini koyayım:
  


Glandon üstü Croix de Fer ve dahi Mollard ve illa ki da La Toussuire… 140 km’de herhalde 4000 m irtifa çıkılacak. Daha ne olsun. Froome, benim gibi yavşakların çenesini kapatmak için kazanmak isteyecektir.

20. Etabın ilk tasarımında Galibier ve L’Alpe d’Huez bir aradaydı. Ama birinden diğerine geçmek için kullanılan yol üstündeki tünellerde toprak kayması riski olduğundan parkur değiştirildi. L’Alpe d’Huez’den vazgeçilemeyeceğine göre Galibier feda edildi, yerine ters taraftan çıkılacak Croix de Fer kondu. 110 km’lik bir sprint dağ etabı, ne demekse artık… L’Alpe her zaman özel bir yer. Her zaman olsun istiyorum. Bourg d’Oisans’dan çıkıp Huez kasabası yoluna girecekler. Dağdaki 200.000 kişinin bağırışı altında, iki metre genişliğe kadar daralmış asfaltın üstünde, 14.7 kilometre ve 21 viraj boyunca son ve nihai savaşın tanığı olacağız. Çok kan dökülecek ve fakat kimse ölmeyecek. 


Son gün, Türkler’in hayırla anmadığı, porselenleriyle ünlü Sevres’den Paris’e Champs-Elysées’ye klasik kutlama etabı koşulacak. Cavendish ve diğer sprinterlerin son bir şansı daha olacak. Sonra 2015 Tour de France’ı kapatacağız.

Hepinize iyi seyirler.
SG/sg
30.6.15


*Parkur tanıtım yazısını birilerine takılmadan, kuru kuru yazınca çok tekdüze oluyor, yazar çok sıkılıyor,  sıkılınca da yazı takır tukur oluyor. Lütfen anlayışlı ol aziz okuyucu. Froome’la bir alıp veremediğim yok. Yarışı kazanacağını da tahmin ediyorum üstelik. Ama estetikten çok uzak bir sürüş stili olduğunu sen de kabul edersin. Her an, Men in Black filmindeki gibi, göğüs kafesi açılıp içinden antenli mantenli bir uzay böceği çıkacakmış gibi gidiyor. Tööbe tööbe…

**Louison Bobet’yi ben de unutmadım ve Temmuz ayındaki Socrates Dergi'ye onu ve kardeşi Jean’ı anlattım. Alın okuyun, adamı hasta etmeyin.

*** Lannemezan – Plateau de Beille yazınca şöyle bir duraklayıp düşüneceksin, 2002 ve 2004 aklına gelecek, kafanı iki yana sallayacaksın. Buruk bir gülümseme takılacak dudağının kenarına, hayalete bir selam sarkıtıp yazıya devam edeceksin. 

**** 17 Temmuz Ramazan'ın son cuması değilmiş (sert uyarı aşağıda). Bayramın ilk Cumasıymış. Bir gün için birbirimizi kırmayalım bence... Bu durumda Ramazan'ın son Cuması Livarot-Fougeres etabına denk geliyor.

***** Anlık hafıza çöküşü nedeniyle TTT'de takım zamanının, finişi 4. geçen sporcunun süresi temel alınarak hesaplandığını yazmıştım. Halbuki 5. sporcunun zamanı baz alınıyor. Düzeltir ve özür dilerim, başta @candanceylan olmak üzere, dürtenlere bilhassa teşekkür ederim.